(Karasu’da) “Adaleti arayan adam”

 

Karasu’da, “Kağıttan STK”ların cılız kaldığı, yağma-talana karşı, yüksek sesle ve hukuk yollarını kullanarak, üstelik cebinden paralar harcayarak, “Tek başına” yaptığı mücadele sonrasında Bafra, Geyve, Sakarya ve Ümraniye cezaevlerinde 8 yıllık mahpus karşılığı bedel ödediği için, “O” gerçek bir “Kahramandı…”

***

Evet…

Avukatların, eczacıların, mali müşavirlerin, mühendislerin, mimarların, Karasu’da yaşanan yağma ve talan düzenine karşı kurdukları STK’lar, “Tek adam sistemine” karşı direnç gösteremeden tel tel dökülüp, mücadele alanlarını terk etmesine rağmen “O” cesur yüreğiyle bu (Haksızlıklara karşı direnme) alanları terk etmedi mücadelesini korkusuzca sürdürdü…

***

Bunun bedeli olarak da 8 yıl susturulmak istendi…

***

Evet…

Karasu’nun böğrüne saplanan “Organize Sanayi Bölgesi” mücadelesinde cebinden paralar harcayarak, üniversiteden getirdiği bilirkişi heyeti ile yani bilimin “sulak ve bataklık olan bu alan, Sakarya Nehri’nin taşkın alanı içerisinde olması ve zemininin müsait olmaması sebebiyle, OSB’ye uygun bir alan değildir” raporuna rağmen tıpkı “Kanal İstanbul” da olduğu gibi, “İnadına yapacağız” tutarsızlığındaki AKEPE zihniyeti, Karasu’da da, inat ediyor ve Karasu’daki yağma ve talan düzeninde yol alınırken, en büyük engeldi bu “Cesur Yürekli Kahraman…”

***

Hukuka rağmen, bilime rağmen “Vahşi AKEPE zihniyetine” bazen yenik düşse de direnmeye “Adaleti aramaya” devam ediyordu…

***

Yine, 1980 sonrası oy avcılığı için Karasu deniz sahilinin göz bebeği sahil bandının, oy avcılığı uğruna yağmalanmasına göz yumulmasına, (sözde) muhalefet yapan partilerin sessizliği karşısında yüksek sesle haykırarak itirazını yapmış, “Hukuk” bu “Kahramanı” haklı bulmuş, sahili bozan yapıların, 129’u mahkeme kararıyla, 43’ü de doğanın kendisine yapılan hoyratlığa verdiği ceza ile yıkılmış, 58 tanesi de yıkılmak için 

sırada beklerken, sahil bir parça bu çarpık ve ucube görüntüden temizlenmiş ve “Halk” deniz imkanlarından faydalanmaya başlamıştır…

***

Oy deposu olarak gördükleri kişilere “birileri şikayet edene kadar, ben seni görmüyorum” diyen siyasilerin, hukukun zorlaması sebebiyle yıkmak zorunda kaldıkları yapıları, “Benden bilmeyin ha, işte o adamın şikayeti sebebiyle yıkmak zorunda bırakılıyoruz” diyerek, “O”nu hedef göstermeleri sebebiyle evinin önünde arabasına binerken kafasına dayanan silaha, yediği dayak ve hakaretlere rağmen, yolundan dönmüyor, mücadelesini bu sefer de, yine yasaları çiğneyerek, belediyenin gelir sağlamak amacıyla, özel kişilere kiralayarak kurduğu “Beach” adı altındaki yapılara, (Her şeye rağmen) güvendiği ve umudunu kaybetmediği hukuk yollarını kullanarak itirazını yapıyor ve büyük bir kısmını arkasında devlet gücü olmasına rağmen yıktırıyor ve sahili korumaya devam ediyordu…

***

Yine Karasu’da, siyasilerin açılışta yer alabilmeleri için yarıştığı, yandaşların, aldıkları tüyolarla, ucuza kapattıkları arazilerin, “Endüstri bölgesi” olarak ilan edilmesiyle binlerce dönüm arazi, “Kara Paracı-Hırsız Katar Devleti” destekli, Ethem Sancak ortaklığındaki BMC, firmasına bedavaya verilirken, daha tesis kurulmadan, (Sakallı) Sancak Efendinin; “Kusura bakmayın beyefendi (?) ben Karasu’dan çekiliyorum” diyerek katladığı karla devrettiği payına, yine yandaş bir firma ortak ediliyor vizyona konan film namı diğer “Tosyalı” denilen başka baş aktörle “yola devam” edilirken “Çed Raporu”nun “Kes-Yapıştır” yöntemiyle verildiği iddiasıyla, kamu malının talan edilmesine “Maun Suresinin” emrine de uyarak yine itiraz, hak, hukuk ve “Adaleti arayan bu adamdan” geliyor direnme mücadelesini, hukuk yollarını kullanarak, dirençle sürdürüyordu…

***

Evet…

Adaleti arayan bu adam 70’li yaşlarında olmasına rağmen, 8 yıllık mahpus hayatı sonrası bembeyaz olan saçları, artan şeker ve buna bağlı hastalıklarına, kaybettiği mal varlıklarına rağmen, Karasu’da yağmalanan kamu mallarına rağmen, yüzündeki mücadele azmi, son 2-3 sene içinde gardı düşmüş artık teslimiyeti kabul ederek pısırıklaşan bu satırların yazarı olarak bana da umut oluyor, aydın geçinen, bir zamanların hararetli STK kurucularının, çil yavrusu gibi kaçıştıkları bir ortamda, “Sen, yaşa, var ol” diyorum bu “Adalet savaşçısı” Turhan Pişkin için…

İyi ki varsın…