Gazze için gözyaşları (1)

George Orwell’ın 1984 adlı distopyasını okuyanlar bilir. Devletin iç ve dış düşman algısı sürekli değişir. İnsanlar üzerinde ciddi bir siyasi baskı vardır. Bugün düşman olan devletler bir anda dost, dost olan devletlerde bir anda düşman olabilir. Aynı durum içerde de geçerlidir. Bugün dost olan gruplar düşman saflarına, düşman olan gruplarda bir anda dost saflarına katılabilirler. Tüm kitle iletişim araçları kontrol altındadır. İnsanlar 24 saat takip edilmektedir.
ABD Eski Dış İşleri Bakanı Condoleezza Rice 2003 yılında kaleme aldığı makalesinde 22 Orta Doğu ülkesinin haritasının değişeceğinden bahsetmişti. Daha sonrasında da 2005-2009 yılları arasında da ABD Dış İşleri Bakanı oldu. Bizzat fikirlerini icraya başladı. Bu projeye de BOP adı verildi. ( Büyük Ortadoğu Projesi)
1990 yılında Irak’a havadan bombardıman başlatıldı. Irak’ın alt yapısı aylarca bombalandı. Tüm dünya halklarına da bu canlı yayında seyrettirildi. Saldırıdan önce dünya kamuoyunda Saddam ve Irak ordusu tu kaka (istenilmeyen, kötü) ilan edildi. Baltıklarda bir körfezde petrole bulaşan balıkçıl sanki Irak’taymış gibi televizyonlarda gösterildi. Irak’ın elinde tüm dünyayı ve özellikle komşularını bir anda yok edecek türden biyolojik ve kimyasal silahlar olduğu anlatıldı.
1990’da Irak’ın alt yapısı havadan tamamen çökertildi. 2003 yılında da karadan girilerek önceden ayartılan, satın alınan Irak ordusunun da desteği ile rejim yıkıldı.
Bu senaryoyu daha sonra Libya’da ve Suriye’de yaşadık ama bunlardan önce Kuzey Afrika’nın batısından başlayan Arap Baharı adı verilen senaryoyla irili ufaklı pek çok ülkenin rejimi el değiştirdi. Hatta Mısır’da seçimle gelen Mursi bile nasibini aldı yerine diktatör Sisi geldi.
Tüm bu olayların ve değişimin sonucunda Orta Doğu ülkelerine barış, demokrasi ve insan hakları geleceği söylendi. Elde edilen sonuç ise tam tersi Irak hemen ikiye bölündü. Libya ikiye bölündü, Suriye ise şu an da fiilen dörde bölündü ve tüm bu ülkelerde kargaşa kaos hat safhada can güvenliği yok. Eskiden şekli de olsa demokrasi vardı. Şimdi onunda yerinde yeller esiyor.
Tüm bu değişimler terör devleti İsrail’in önünü açtı. İsrail Orta Doğu’da artık istediği gibi haydutluk yapmaya başladı. Hatta Suriye ile ilgili yaptığı açıklamada Suriye’nin polis gücü kurabileceğini, ordusunun olmayacağını polis gücünün elinde de en fazla uzun namlulu silahlar olabileceğini şart koştu. Batı Şeria ve Gazze topraklarında yaptıkları vahşeti anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır.
Güçlü bir Irak’ın Libya’nın ve Suriye’nin olduğu coğrafyada İsrail bunları yapabilir miydi? İsrail’e bugün en büyük desteği veren ABD hatta İsrail’in yetersiz kaldığı İran operasyonunda bizzat devreye girip İran’ın Fordo nükleer tesislerini bombaladı.
Ama bizim devletlilerimizin gözünde ise ABD dost ve müttefik ABD’nin pek çok ürününe uygulanan vergiyi kaldırdık. Kola içen vatandaşa tepki koyarken ABD ile sınırsız ticaretin önünü açtık.
Ama Gazze için ağlamaya devam ediyoruz..
DEVAM EDECEK..

Exit mobile version