KarasuKöşe Yazıları

Yürek ister

Malumunuz son birkaç aydır ilçemizin en önemli konularından biri belediyede yaşanan mükerrer makbuz iddiası. Şimdiye kadar geçen süreçte yaşanan gelişmeleri kısaca özetlemek gerekirse kimsenin beklemediği bir dönemde ortaya bir iddia atıldı. Önce bir süre sokakta konuşuldu, hemen ardından da meclis toplantısında gündeme getirildi. Muhalefet meclis üyeleri iddiayı gündeme taşıyıp inceleme yapılmasını talep ettiler. O meclis toplantısına bende katılmıştım ki, hemen ertesi gün çıktığı için gazetede ilk yer veren de ben olmuştum.
Başkan Turan Yüzücü, iddiayla ilgili bilgi sahibi olduğunu belirterek gereken adımın atılacağını söylemişti. Bir sonraki toplantıda da gündem dışı konuşmasında bazı noktalarda aksaklık tespit edildiğini ve iç teftiş için bir talimat verildiğini söyledi. Tabi bu arada konu il basınında ve sosyal medyada yoğun bir şekilde dillendirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar taşındı. Bu arada Başkan Yüzücü bu konuda net ve dik bir duruş sergiledi. Bir sonraki meclis toplantısında ‘Kimsenin gözünün yaşına bakmam, milletin parasını kimseye yedirmem’ diyerek bu konuda ne kadar kararlı olduğunu defaten söyledi.
Hem ilçe kamuoyu hem de ilçe siyaseti bunu takdirle karşıladı. Hatta muhalefet ilçe yöneticileri başkanı ziyaret etti. Sonra başkan ilçe teşkilatlarına iadeyi ziyarette bulundu. Başkana bu duruşundan dolayı çok büyük bir destek oldu. “Sonuna kadar git, arkandayız” dendi. Turan Başkan da arkasına aldığı bu güçle ciddi adımlar attı. İnceleme yaptırdı, dosya hazırlattı. İç toplantılarda gündeme getirdi. Kaymakam beyle, Vali beyle bizatihi görüştü. Dosyaları teslim etti ve müfettiş istediğini açık açık söyledi. Toplumun genel kanaati olarak olabildiğince şeffaf bir kriz yönetimi yaptı.
Ama burada ‘şeffaflık kavramı’ işi karıştırdı. Göreceli bir kavram olduğu için herkes kendi algısı üzerinden yürüdü. Bir kesime göre şeffaflık süreç boyunca neler yapıldığını ve hangi adımlar atıldığını günü gününe kamuoyu ile paylaşmaktır. Başkanın “Sıkıntıyı gördük, tespit ettik, inceleme yaptırdık, dosya hazırlattık, müfettiş istedik, bekliyoruz” demesi benim kanaatimce oldukça şeffaf bir yoldur.
Ancak bazılarına göre şeffaflık algısı bambaşka. Onlar idarenin şeffaf olmasını isterken, birinin daha doğrusu başkanın çıkıp hangi ruhsatlarda hata olduğunu, kimlerin bu eyleme muhatap olduğunu, kimin dosyasında kaç paralık mükerrer dekont olduğunu açıklamasını beklediler. Evet bu da bir şeffaflıktır. Ama bir ilçenin belki de onlarca müteahhidini ilgilendiren, yüzlerce idareciyi ilgilendiren ve hatta inşaat sektöründe veya idarede yeri ve görevi olmamasına rağmen, dosyalarda adı geçen kişilerle sırf yakınlığı olduğu için toplumdan tepki görecek onlarca belki yüzlerce iş adamımızı veya siyasimizi ilgilendirecek böylesine büyük bir konuda bu denli bir şeffaflık, gereksizlikten başka bir şey değildir. Bu şeffaflık anlayışı daha ortada kesin bir hüküm yokken insanları suçlu ilan etmek, hukuku beklemeden hüküm vermek anlamına gelir ki sonrasında yaşanacakları kimse tahmin edemezdi.Başkan Yüzücü’nün arkasına aldığı siyaset ve kamuoyu desteği aynı zamanda onun omuzundaki yükü ve baskıyı daha da artırıyor, bunu da görmek lazım. Buna rağmen Başkan Yüzücü oldukça soğuk kanlı ve sakin bir duruş sergiledi. Bu konuda takdir edilmesi lazım.
Sonra süreç uzamaya başladı. Sorulduğunda “Müfettiş bekliyoruz” dendi. Teftişin uzun sürmesi ortamı biraz elektriklendirdi. Elektriklendirdi derken gerdi anlamında söylemiyorum. Özellikle muhalif bazı kesimlerin sabır konusunda aceleci davrandığından bahsediyorum. Bu konu sokakta ve sosyal medyada köpürtülünce halk baskısı oldu. Bu baskı muhalif siyasiler de bir an önce harekete geçelim fikrini oluşturdu. Sonra partiler sıra toplantılarda bir araya geldi, sonra meydanda basın açıklaması yapıldı. Her meclis toplantısında gündemde tutuldu. Açık konuşayım muhalefetimiz de bu konuda ciddi bir sınav verdi. Ve süreci yüzde doksan oranında hatasız yürüttüler. Bir iki nokta hariç hatasız davrandılar. Son birkaç haftalık