Yorum

Bir olayı değerlendirmeye, o konuda görüş belirtmeye yorum yapmak diyoruz. Herkesin her konuda kendisine ait bir görüşü vardır. Durum böyle olmakla beraber, doğru görüş sahibi olmak için izlenmesi gereken yol nedir?
Görüşün temelini bilgi oluşturur. Ne kadar çok bilgi varsa, görüş de o kadar sağlıklı olur.
İhtisaslaşmanın iş gördüğü günümüzde, bir alanda çok iyi görüş sahibi olan birisinin, başka bir alanın cahili olmasını doğal karşılamak gerekir. Doktor olmak yetmiyor. Hangi alanda, kendisini ne kadar kanıtlamış olduğuna bakıyoruz. Eskiden asabiye mütehassısı vardı; Şimdi nörolog, psikiyatri uzmanı, bir de bunların çocuk ve yetişkin için çalışanları var. Daha iyi sonuç almak için, daha detay bilgiye ihtiyacımız var.
Öğrenmede birinci aşama, konuşulanı veya okuduğunu anlamaktır. Anlamadan öğrenemezsiniz. Anladığınız her bilgiyi de kullanamazsınız. Bilginin kullanılması için tekrar sayısının fazla olması gerekir. Buna işlem sayısı da diyebiliriz.
Çok sıradan bir işlem olan şoförlük sınavını, defalarca girmesine rağmen geçemeyenler var. Bir de bu işi, sınavdan dahi saymayanlar olduğunu biliyoruz.
Yaylalar, yeryüzünün yükseltisi fazla olan alanlarıdır. Yaz döneminde gezilerek temiz havasını soluruz, pırıl, pırıl sularından içeriz. Şu sıralarda Ordu ve Giresun halkı, yaylalarında yapılmak istenen maden aramalarını engellemek için adeta çırpınıyor.
İzni veren kim? Vatandaşın seçtiği hükümet, sokağa dökülen ise onları seçen ya da seçmeyen vatandaş. Siyanürle maden arama izni alanların kurdukları işletmede oluşan iş kazası sonucunda toprak altında kalanları hatırlayalım.
Toz haline getirilen toprak yığıntısında kayma meydana geldi. Dokuz işçi toprak altında kaldı. Yer Erzincan’ın İliç ilçesi. Şubat ayında meydana gelen kaza sonrası, işçilerin cesedine dört buçuk ay sonra ulaşılabildi. Çok yakın konumdaki su kaynaklarının bu göçükten etkilenmemesi için Allah’a dua etmeye başladık.
Yabancı sermaye sahibi yerli bir işbirlikçi ile yola çıkıyor. Çıkarılan madenin çok küçük bir miktarı karşılığında ruhsatlandırma yapılıyor. Basit çıkar hesaplarının bu işlemler sırasında gündeme gelmemesi pek mümkün görünmüyor. Aksi takdirde bu işlere izin verenler vatandaşın tepkisine neden duyarsız kalsınlar?
Şimdi düşünelim kim kazanıyor? Kim kaybediyor? Yabancı sermaye sahibi bu işin en büyük kazananıdır. Yerli işbirlikçisi ve aracılık edenler de kendi paylarına düşeni alıyor.
Her alanda en detay hesapların yapıldığı bir dönemde, karın tokluğuna çalışırken yer altında kalarak can verip ölen işçi bizim. Zehirli maddelerle kirletilen topraklar, yeraltı sularında oluşan zarar bizim. Toprağı elinden alınarak çobanlığı dahi yapamaz hale gelen köylü bizim.
Hangi akıl, hangi bilgi, hangi yorum ile bu maden ruhsatlarını verdiniz. Bunlara “dur” diyecek bir Müslüman yok mu?

Exit mobile version