YILDIRIM AKBULUT’TAN…

Rahmetli Demirel’le iyi bir dostluğumuz vardı.
Her zaman olmasa da arada bir fikrimi alır, ülkeyi de güllük gülistanlık bir ortamda yönetir giderdi.
12 Eylül 1980’de ordu idareye el koyunca, çalıştığım yerle, evimdeki telefonlarım susmak bilmedi.
Başta ihtilalcilerin sonra da “Mağduruz!” Diyenlerin telefonlarıydı bunlar.
“Biz bugünler için varız!” Düşüncesiyle hareket ediyor, taşların en kısa sürede yerine oturması için çabalıyordum.
Teamüldür, görevle ilgili halef seleflik söz konusu olduğunda, giden, gelene bazı tüyolar verir.
Öyle olmuş olmalı ki bir süre sonra Cumhurbaşkanı olan Özal bir gün telefonla beni aradı; Haşmetmeap, şu Yıldırım Akbulut Beyi Başbakan olarak atayacağım, sizce münasip midir, diye sordu. Ben de münasiptir, dedim.
Belli ki Demirel 1950’li yıllarda MİT’in başında olduğumu Özal’a söylemişti.
Üstelik Kore harbi sırasında Genel Kurmay başkanı da bendim…
Devletin tepesinde kavga olmaz şeklindeki bir kültürden geldiğimiz için Yıldırım Akbulut, hemen başbakan olarak atandı.
O zamanlar cep telefonları daha icat edilmiş değil.
Bir gün bir yıldırım telgrafı aldım. Başbakan Yıldırım Akbulut’un teşekkür telefonuydu.
Her neyse…
Bir zaman sonra Başbakanlıktan 3 5 tane memur geldi; Üstat, dediler,
Başbakanlığın arşivi epey dolu… Şu Yıldırım Akbulut Beye söyleyiver de miadı dolan evrakları imha edelim ki arşivde yer açılsın.
Hemen aradım Akbulut’u ve talimatı verdim.
O iş tamammış.
Hatta Akbulut, her ihtimale karşı imha edilen evrakların her birinin fotokopisini bile çektirmiş.
Bunun mutluluğuyla o personeli bir eğlence programına bile götürmüş.
Bol bol Türk Sanat Müziği dinlemişler.
Üstüne üstlük Başbakanımız Sabile Türküsünü bile istemiş.
Kısa bir şaşkınlıktan sonra, istediği şarkının “Aynı Bedende Can Gibiyiz!” isimli, güftesi Aysel Birgül Yılmaz’a, bestesi Mahmut Oğul’a ait olup, Kamuran Akkor, Muazzez Abacı ve Ümit Besen gibi ünlülerin seslendirerek gönülleri fetheden şarkı olduğu da anlaşılmış ve eğlenceli bir gece sonrası herkes evinin yolunu tutmuş.
İsmini yazdıklarımın birçoğu terk-i âlem ettiler. Hoş görülü idiler
Kabirleri nur dolsun.
Ardından, sıraya şimdikileri aldım.
Unutmadan söyleyeyim…
Bir zamanlar ismiyle gündeme damga vuran meşhur bir Yeşil vardı ya…
İşte o benim, sevgili kardeşlerim. İlk defa burada açıklıyorum. Herkes akıllı olsun…
Çok yakında o döneme ait ilginç ve enteresan anılarımla sizleri baş başa bırakacağım.
Tabii ki yerseniz…
Bizde yalan ve dümen gibi dalavere de bitmez abilerim.
Malum… Mevsim kış. Yollar sarp. Havalar oldukça soğuk.
Maksat biraz da tebessümcük…
Gülmeyelim mi yani!






