Yanlış hesap

Mecliste bütçe görüşmeleri yapılırken ve planlanırken, Türk Spor bütçesinin rakamlarının büyüdüğünü açıkladı ilgili Spor Bakanı. Fakat rakamlar sporun araştırma gelişmesi ilgili değildi onu açıklamadı. Peki sporumuzda aynı oranda büyüyüp gelişiyor mu? Onu açıklamadılar.
Ben internette ve GSGM’nin sayfasına girerek gerçek rakamları ve nereye harcanacağını bulup ortaya çıkardım.
Tabi açık kaynaklardan.
2026 yılı için Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi yaklaşık 300 milyar 302 milyon TL olarak açıklanmıştı.
Peki, bu bütçenin ne kadarı doğrudan spora ayrılıyor dersiniz değerli okuyucular.
Bakanlığın Meclis’te yaptığı sunumuna göre dağılım şu şekilde idi; Yükseköğretim hizmetleri (KYK yurtları, burslar, krediler, barınma ve beslenme hizmetleri):236 milyar TL. Sporun geliştirilmesi: 45 milyar TL.
Gençlik hizmetleri: 14 milyar TL. Yönetim ve destek programları: Yaklaşık 5 milyar TL. Bağımlılıkla mücadele programları: 59 milyon TL.
Şimdi, burada önemli bir ayrım yapmak gerekmiyor mu?
Toplam bütçe 300 milyar TL’nin üzerinde görünse de, doğrudan “sporun geliştirilmesi” için ayrılan pay yaklaşık 45 milyar TL yani dolar bazında 993 milyon dolar.
Bakanlık bütçesinin büyük bölümü spor yatırımlarından çok yükseköğretim yurt, burs ve kredi hizmetlerine, personel giderlerine harcanıyor. Dolayısıyla kamuoyunda sıkça dile getirilen “spor bütçesi büyüyor” söylemini değerlendirirken aşağıdaki sorulara odaklanmamız gerekiyor.
Hiç kimse sormadı sormayacak da, bu “bütçenin ne kadarı gerçekten; Altyapı sporuna, okul sporlarına, antrenör eğitimine, olimpik hazırlığa, spor bilimlerine, yetenek taramalarına, toplumsal fiziksel aktiviteyi artırmaya, çocukların hareket kültürünü geliştirmeye ayrılıyor” diye…
Yani, biz sporu büyük ölçüde olimpiyatlarda, yahut turnuvalarda madalya üzerinden konuşuyoruz. Oysa dünyada başarılı spor ülkeleri önce halk sporunu, okul sporunu ve altyapıyı geliştiriyor. Ardından yüksek performans sporunu inşa ediyor. Çünkü, hareket etmeyen bir toplumdan sürdürülebilir spor başarısı çıkmaz.
Bugün Türkiye’nin sporda temel problemi yalnızca olimpiyat madalyası eksikliği değildir. Asıl problem hareket kültürü eksikliği, fiziksel uygunluk sorunu ve sürdürülebilir spor sistemi oluşturamamaktır.
Avrupa’nın en obez toplumu haline gelen bir ülkede, spor bütçesinin gerçekten ne kadarının toplumu hareket ettirmeye hizmet ettiğini hep beraber sorgulamak zorundayız. Çünkü, spor bakanlığının temel görevi yalnızca tesis yapmak ya da madalya kazanmak değildir. Asıl mesele toplumun ne kadarının düzenli fiziksel aktiviteye katıldığını artırabilmektir.
İlginç bir bilgi vereyim size, Avrupa ülkeleri arasında haftada en az bir saat düzenli fiziksel aktiviteye katılım oranında ülkemiz yüzde 8,2 ile son sırada yer alıyor. Yani, merkezi bütçeden spora önemli kaynak ayıran ülkelerden olmamıza rağmen, toplumun spora katılımında Avrupa’nın en gerisindeyiz.
İşte tam da burada ülkemizi yöneten siyasilerimize, yöneticilerimize şöyle bir soru sormamız gerekiyor mu?
Türk sporunda hamasi söylemleri bir kenara bırakarak, sporumuzun saha gerçekleriyle yüzleşmenin vakti gelmedi mi? Çünkü dünyada, spor dediğimiz alan aktivitesi, yalnızca kürsüde kazanılan madalyalarla değil, sokakta yürüyen, parkta koşan, okulda hareket eden sağlıklı bir toplumla büyüyor.
Hala bunun farkına varamayıp bütçeden ayrılana 300 milyar 302 milyon liranın 236 milyarı KYK Lara harcanırken, geriye kala kuşun iki kanadı kadar olan kısmının yine üstelikte  o kanadın birinin de personel giderlerine ayrılması ve harcanması bütçe olarak orta da iken Türk sporu nasıl kalkınacak, nasıl gelişme gösterecek ve üst seviyede yarışan ülkeleri nasıl yakalayacağız?
Bir yetkili çıkıp bunun formülünü açıklasa da bizde anlasak
Sağlık ve esenlikle…

Exit mobile version