SUSUZ YAZ

Her türlü araç gerecin bol olduğu, bilgi ve teknoloji çağında 2025’de Türkiye yüzyılı diye adlandırdığımız günlerde, su bakımından bolluk içerisinde kıtlığı yaşıyoruz.
Her işte olduğu gibi işimiz Allah’a emanet. Yağmur düzenli yağarsa kerameti kendimizden, havalar yağmursuz ve kurak geçerse işi Allah’ a havale ediyoruz. Devletlülerimiz ne mi yapıyor? Ortada bir eksiklik olduğu zaman suçu ve kabahati birbirlerine atıyor. İşler iyi gitse ne mi olurdu? Tabi ki ganimetten mal devşirme. Basında bol bol resimler..
Ecdat bu konuda ne yapmış bir de ona bakalım. Turfan havzası tanrı dağlarının uzantıları arasında kalan çukurda ortalama 50.000km2 alanı kapsar. Bazı noktalarda da deniz seviyesinin ortalama 150m altındadır. Hava çok sıcaktır ancak su kaynakları bakımından çok fakirdir.
Bundan dolayı Tanrı Dağlarının eriyen kar suları, ortalama 5.000 km uzunluğundaki yer altı karezleriyle (Uygurca bir kelime)turfan vadisine ulaştırılır. 5.000 kmkarezlerin toplam uzunluğudur. Verimli vadi toprakları Tanrı Dağlarının bereketli sularıyla birleşince iklimin de etkisiyle turfan vadisinde her türlü sebze meyve yılın her ayında yetişir. Turfanda kelimesi de buradan gelir.
Yani M.Ö 500.yıllarda bugün ki Uygur topraklarında yaşayan atalarımız Tanrı Dağlarından 5.000 km yer altına o zamanın şartlarında tüneller kazarak su getirmişler, onların torunları olan bizler bugün bu bereketli coğrafyada yüzümüzü yıkayacak su akıtamıyoruz.
Bu konuda çalışma yapmak yerine de işi hocalara havale ettik, camilerde bahçe sulamanın, araç yıkamanın vs. haram olduğu vaazları verdiriyoruz. Çaba göstermek, baraj yapmak vb. yerine yağmur dualarına çıkmayı çare olarak görüyoruz.
Aynı karezlerden bugün İran’ın Yezd şehrinde de vardır. Çölün yüzlerce metre altında zamanında yapılmış, su tünelleriyle suyu bol olduğu yerden alıp, ihtiyaç duyulan yerlere götürmüşlerdir. Bu yer altı su tünellerinin karezlerin toplam uzunluğu binlerce kilometreyi geçmektedir.
Köylerimize günlerdir su verilemiyor. Tankerlerle köylerin su depolarına su taşınıyor. Karasu merkezde ise işler daha da acınası halde veyakında bir salgınla karşı karşıya kalırsak şaşırmamak gerekir. Bölgenin de tarımsal manada en hareketli dönemi, tam fındık hasat zamanı, insanlar işten gelince doğal olarak duş alma ihtiyacı duyuyorlar. Türkiye yüzyılı dediğimiz 2025 yılında musluklardan su yerine ‘tıs’ sesi geliyor.
Oysa yıllardan beri Kabalak Deresi ve Darıçayırı Barajı masalları dinledik. Her tarafımız tatlı su kaynakları ile dolu. Ama durum ortada.
Şimdi sormak gerekir. Biz neredeyiz? Ne yapıyoruz? En önemlisi de ne yapmamız gerekir?






