Saldık

 

Yaklaşık iki yıl süren kısıtlamalarla dolu sıkıntılı pandemi sürecinin ardından, geçtiğimiz günlerde kısıtlamaların önemli ölçüde kaldırılmasıyla birlikte az da olsa kendimize geldik. Normal bir hayat sürmek ve alışık olduğumuz düzenin tadını yeniden almak gerçekten güzelmiş. Sevdiğimiz insanlarla birer yabancı gibi uzaktan uzağa selamlaşmayı bırakıp daha sıkı fıkı olduğumuz günlere dönmeye başladık. Tabi geride bıraktığımız Ramazan Bayramı uzun sürenin ardından bunu doya doya yapabildiğimiz ilk bayramdı. Hem kendi çevremde hem de sosyal medyada o hissi canlı canlı gördüm ve izledim. Ancak içten içe tedirgin de olmadım değil. Sanki biraz erken boşlamışız rehavete girmişiz gibi geldi. Zira vaka sayıları her ne kadar bin seviyelerine kadar gelmiş olsa da hastalık henüz son bulmuş değil. Diyeceksiniz ki “Yüz bin vakayı gördük bin vaka nedir ki”. Evet, bu konuda haklı olabilirisiniz. Sayıların yüzde doksan dokuz oranında gerilemesi gerçekten önemli ama halen bin vaka olması bundan daha önemli. Ben mevcut duruma baktığım zaman tehdidin henüz geçmediğini ve en az birkaç ay daha en azından şahsi olarak tedbirlere devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zira bu hastalık bu ülkeye bir veya en fazla birkaç kişi ile geldi. Şu an hala binli vakalardan bahsediyoruz. Özellikle de bu yaz sezonu bizim için çok önemli. Çünkü uzun bir aradan sonra kısıtlamasız ilk sezon olacak. Dışarıdan gelenimiz gidenimiz de çok olacak. Tedbiri bir müddet daha elden bırakmamakta fayda var. Allah muhafaza bu yeni varyantlardan biri girecek olursa işler bir anda tersine dönebilir.

 

SAHİLE DE LAZIM

Bu arada artık yavaş yavaş hem mevsimsel olarak hem de nüfus hareketliliği olarak sezona hazırlanmaya başladık. Açık konuşmak gerekirse Ramazan Bayramı itibariyle sezon açılmış oldu. Geride kalan iki yıla göre çok daha hareketli ve yoğun bir yaz sezonu geçireceğimiz kesin. Zira bunun sinyallerini bayram haftası almaya başladık. Tabi insanın olduğu her yerde sorun olur. Çok insanın olduğu yerde de çok sorun olur. Bizim sezona dair en büyük sıkıntılarımızdan biri boğulma vakaları. Geçmiş sezonlara bakarak “Bu sıkıntıyı aştık” diyenler olabilir. Çünkü son iki yılda meydana gelen vaka sayısı toplasanız iki elin parmakların geçmez ama buradaki mesele şu. Kısıtlama olduğu için fazla insan yoktu, insan az olunca da vaka sayısı az oldu. Bu yıl öyle olmayacak. Boğulma vakalarına karşı en sıkı tedbirlerin alınması taraftarıyım. Kaldı ki özellikle yaz aylarında Kocaali’nin adı sürekli boğulma vakalarıyla ön plana çıkıyor bu da ilçe için kötü intiba yaratıyor. Ben daha önceden bu konuda bir fikrimi gündeme getirmiştim. Konuyu açtığım ve üzerine tartıştığımız herkes hak vermişti. Geçtiğimiz günlerde de bir yerde konusu geçti. Emniyet amirliğine alınan bir adet dronedan bahsedildi. Elbette teknolojik imkanların insanların faydasına olacak şekilde kullanılması çok güzel. Zaten öyle olması da gerek ama bunu kullanılabilirliği mümkün olan her alanda uygulayabilmek lazım. Az önce yukarıda da bahsettim bizim için en sıkıntılı durumlardan biri boğulma vakaları ve biz bunu bir türlü engelleyemiyoruz. Çünkü sahilimiz çok büyük ve geniş bir alan tenha farz edildiği için gözetimden uzak. Geç haber geliyor ulaşması zor oluyor, hatta bazen merkez plajdaki vakalara bile yetişmek mümkün olmuyor. Bu arada ben bunu cankurtaran ekiplerini yermek maksadıyla yazmıyorum, altını çizmem lazım. Sadece işlerini daha iyi yapmalarını istediğim için aksak kalınan noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ben bundan uzun bir süre önce az önce bahsettiğimiz drone meselesinin sahilde de kullanılması gerektiğini yazmıştım. Bu hafta da konusu açıldığı için tekrar etmek istedim. Çünkü gördüm ki istendiği zaman gerek doğrudan temin gerekse sponsor aracılığıyla bu makineler alınabiliyormuş. Bizim sahilimizde de cankurtaran ekiplerinin elinde bir veya iki tane drone olsa hem çok geniş bir alanı kontrol etme şansları olur hem de vakaları önceden tespit etmek ve erken müdahale edebilmek açısından daha iyi bir imkan olur. Yerel idarelerimizin bunu karşılayabilecek gücü de imkanı da var. Hem de böyle bir çalışmanın yapılması ve iyi şekilde tanıtılması ilçemizin turizmi, sahilimizin güvenilirliği ve tanıtımı açısından çok iyi bir reklam olur.

 

BU FİYATLAR YÜKSEK

Son olarak geçtiğimiz haftanın en fazla konuşulan konularından biri olan ulaşım zammı meselesine bir iki kelam edip konuyu kapatmak istiyorum. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ekonomik şartlar giderek ağırlaşmaya başladı. Özellikle de akaryakıt fiyatları çok kısa sürede üç katına çıktı. Ulaşım esnafının işi çok daha zorlaştı. Bunu kabul edebiliyoruz. Vatandaş olarak yolcu taşıma fiyatlarının yükselmesini de kabul ediyoruz ancak beklenilenin üzerinde olunca tahammülü zor oluyor. Son bir hafta içinde onlarca kişiden bu konuda şikayet aldım. Bir anda gelen yüksek zam insanları hem tedirgin etti hem de kızdırdı. Biliyorum şu şartlar altında fiyatlarda denge tutturmak zor ama bu fiyatlarla insanların toplu taşımayı tercih etmesi de zor. Bir çözüm yolu ve bu işe bir alternatif bulmak lazım. Sağlıkla kalın…

Exit mobile version