Bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olup iş görmeye çalışmayın. Görüşünüzü destekleyen, bilginizin kaynağında bir lisans diploması varsa, unvanınızı söyleyerek “bu benim mesleğim, bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla durum budur” diyebilirsiniz.
Herkes, ergenlik ve gençlik dönemlerinde bilgiye ulaşmaya çalışırken, hayatının temellerini de atmış olur. Bu dönemlerde bütün çocukların biraz yarım akıllı oldukları söylenebilir. Bunlara velilerin de katılması, çalışma alışkanlığı olmayan, başarısız bir öğrenci tablosunun oluşmasını sağlar.
Liseye gittiği halde ders çalışmayan, üniversite sınavlarında başarısız olan çok sayıda öğrenci için, önlerinde iki tablo vardır.
Birincisi daha önce yapmadığı çalışmalara yoğun bir şekilde başlayıp, gönlüne göre bir fakülteye yerleşmek. Böyle düşünenler, Özşen Özel Öğretim Kurumundan faydalanabilirler.
İkincisi ise gençlik enerjisini, fiziki gücünü kullanarak, niteliksiz bir işçi olarak, geçimini sağlamak için mücadeleye harcamaktır.
Eğer aileye ait tarım arazisi varsa, onları işlemek. Fındık bahçesi varsa bakımını yapmak, toplama, kurutma, çuvallama ve pazarlama işlemini gerçekleştirmek. Buradan gelen gelir yetmiyorsa yevmiyeli işler bulmak, ter akıtmak ve geçimi sağlamak için var olan gücü sonuna kadar kullanmak gerekir.
Üniversite kapısından geri dönen genç kardeşimiz bir bayan ise onun için hayatı sürdürmek başka zorluklar da getirecektir.
“Hayat bir gün, o da bu gün” mantığı ile hareket edenler için kötü ve zor geçecek günler yakın demektir.
En büyük sermaye gençlik ve sağlıktır. Bu sermayeyi iyi kullanmak, ergenlik ve gençlik dönemlerinde bilgiye ulaşmak için emek vermek ile olur. Beynimiz, bilgileri hemen kaydetmez. Bilgiyi beyine kaydetmek de emek işidir, terleme işidir.
“Yokuşta akıtılmayan ter, inişte gözyaşı olur.” Yokuş, hayatımızın gençlik dönemini, iniş ise ihtiyarlık dönemini anlatır.
Unutmayın! Çok iyi bir hayatınız var fakat bunun için bir bedel ödemediniz ve ödemiyorsanız, mutlaka bu bedeli ödeyen birileri vardır. Esas olan ise kişinin kendi ayakları üzerinde sağlam duracak şekilde kendisine yatırım yapmasıdır. Mücadeleyi tek başına başarmasıdır.
“Çalışmadan yorulmadan rahat yaşamanın yollarını arayan uluslar, önce şereflerini(onurlarını) sonra bağımsızlıklarını(özgürlüklerini) daha sonra da geleceklerini kaybederler.” Mustafa Kemal Atatürk öyle diyor. Benzer şekilde, istikballeri için çalışmayan ve yorulmayan insanlar için uşaklık yapmak, sadece sırasını, zamanı beklemektedir.
Hayatı doğru yönetmek, çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemlerinden itibaren başlar. Bu da aynı dönemler içerisinde, bilgiye ulaşmak için birazcık terlemekle ile mümkündür. Çok dua ederek her işi Allah’a havale etmek ise cehalet bilmişliğidir.
