Köşe Yazıları

FAHRİ MUSLU MUHTARIMIZDAN BİR ANI

 

Muslu oğulları KocaAli’de en sevdiğim ailelerden biridir.
Topaloğulları da.
Bu aileler Hemşin kökenli olup sanırım, 1930’lu yıllarda KocaAli’ye gelip yerleşmişler.
Bunları neden mi severim?
Şimdi sıkı durun. Değerli Üstadımız Osman Coşkun Beyin Rize’nin Şehitleri kitabından öğrendiğimiz kadarıyla Muslu Oğulları Kurtuluş savaşı sürecinde Rize’de tam 29 şehit vermişler.
Topaloğulları ise 23 şehit vermiş.
Bunlara Sarımehmetoğulları, Kazdaloğullarını, Kadıoğullarını yani Kef’leri de ilave ettikten hemen sonra Kurtuluş Savaşı sürecinde 5 şehit veren KocaAli’nin Yumat Oğullarını da şehitler kervanına eklemek, onurumuzdur.
Şimdi asıl konumuza dönelim.
Yani Fahri Muslu’nun anlattığı bir anısına.
Fahri Bey kardeşimiz bundan 26 yıl kadar önce Marmara Depreminde KocaAli Yenimahalle muhtarıydı.
O süreçte Kaymakamımız Haluk Şimşek Bey ile çok güzel diyaloglar kurarak güzel hizmetlere imza attıklarını iyi biliyorum. Hem kaymakamımızı ve hem de Muhtarımızı çok başarılı bulur ve halen de çok severim. İrtibatımız da bu yüzden devam etmektedir. Bu sebeple başarılı bir kaymakam olan Haluk Şimşek Bey’in hâlâ Vali yapılmadığına şaştığımı belirtmeliyim.
O süreçle birlikte, Pandemi sürecinde de KocaAli’deki görevlerini cansiperane yapan Başta Haluk Şimşek Bey olmak üzere herkese Türkiye Eğitim- Kültür- Sanat Platformu Genel Başkanı olarak birer Teşekkür Ve Onur Belgesi takdim edeceğim.
Çünkü en azından hepsinin millete hizmet adına Adapazarı’na gide- gele oraları suyoluna çevirdiklerini biliyorum.
İşte anlatacağım anı da bu sıralarda yaşanmış.
Muhtarımız Fahri Muslu Adapazarı’nda bir işini görmüş, KocaAli’ye dönmek üzere minibüse binmiş. Minibüste yabancı oldukları belli olan bir karı- koca da vardır.
Sinanoğlu’nu geçtikten sonra bu karı- koca kendi aralarında konuşmaya başlarlar. Konuşmadan anlaşıldığı kadarıyla KocaAli’ye ilk defa gelmekte olan bu misafirler “Karasu’da inelim de Süpürgelik mevkiinin nerede olduğunu soralım ki ona göre gideriz!” demektedirler.
Karı koca arasındaki konuşmaları duyan muhtarımız, onların Karasu’da değil de KocaAli’de inmeleri gerektiğini, münasip bir lisanla izah eder.
Onlar da öyle yaparlar. KocaAli’de inilir. Fahri Muhtarımız KocaAli çarşı merkezindeki arkadaşlarından birinin taksisini alır ve bunları Süpürgelik mevkiine götürür. Misafirlere her konuda yardımcı olduktan sonra kendilerini bir lokantada yemeğe davet eder. O, rahmetli lokantacı Hilmi Muslu’nun oğludur çünkü!
Adam kesinlikle kabul etmez ve şöyle bir söz söyler; “Biz İstanbul’da oturuyoruz, siz İstanbul’a gelseniz biz sizinle bu kadar ilgilenmeyiz!” Deyince: “Önemli değil!” der muhtarımız: “Sizler tekrar KocaAli’ye geldiğinizde biz yine de sizinle ilgileniriz! ” Adam da her seferinde itiraz edercesine karşılık verir; “Biz yardım etmeyiz!” Bu arada adamın hanımı adeta isyan ederek, küplere biner. Adam tekrar üsteleyince kocasına öyle bir dalar ki herifin yüzü gözü kan revan içinde kalır.
Onları yine de Fahri Muslu Muhtarımız ayırır.