Köşe Yazıları

Önünü alamayız

Bundan birkaç hafta önce demiştim ya Kocaali’de çözemediğim bir muhalefet anlayışı var diye. Gerçekten de çözmekte zorlanıyorum. İlçede herhangi bir eksik olduğu zaman ciddi bir tepki veriliyor amenna. Zaten muhalefet etmenin temeli eksikleri gündeme getirmek, yerel ve mülki idareyi bir şeyler yapmaya sevk etmeye dayanır. Buraya kadar normal görünüyor. Ama yapılırken veya yapıldıktan sonra aynı kesim bu sefer de ‘Neden yapıldı? Niye yapıldı? Yapılırken ne oldu?’ diye eleştirmeye başlıyor.
Geçen hafta da bahsettiğim gibi bir olay oldu. Malum ilçemizin özellikle sahil kesimi daha önceden öngöremeyeceğimiz bir şekilde gelişmeye başladı. Özellikle müstakil yapılar ve site tarzı yapıların inşaatı müthiş derecede hız kazandı. Tabi bu arada usule aykırı bazı işler de yapıldı. Göze batanlar tespit edildi. Göze batmayanlar ise muhalif kesim ve duyarlı vatandaşların ihbarı sonucunda bir şekilde düzene sokuldu.
Mesela bundan iki yıl kadar önce sahil kesiminin en gözde caddesi olan Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde benzeri bir çalışma yapılmıştı. Cadde üzerinde bulunan villa tarzı müstakil yapıların çoğu arkaya dayalı ve ön kısmında bahçesi olan özel mülkiyetler. Tabi böyle olunca mülk sahipleri bahçelerin yola yakın kısımlarını kamelya yaparak değerlendirdi. Aradan bir süre geçtikten sonra malum kesimin şikayetleri artmaya başladı. Efendim görüntü kirliliği oluşturduğu ileri sürüldü. Tepkiler artınca belediye ekipleri harekete geçti. Bu kamelyaların tespiti yapıldı. Bazılarına da yıkım tebligatı yapıldı. Mülk sahipleri ne yaptıysa olmadı ve sonucunda birçok kamelya yıkıldı. Yıkımlardan hemen sonra yine aynı kesim ‘Neden yıkıldı?’ diye feryat figan etmeye başladı. Yazıkmış, günahmış, harcanan emek, para boşa gitmiş vesaire.
Şimdi de yine buna bezer bir durumla karşı karşıyayız. Belediye geçtiğimiz hafta içi özellikle sahil kesiminde bulunan yapılara yönelik bir çalışma başlattı. Bu arada bunların tespiti için çok büyük bir çaba harcanmadığını belirtmek istiyorum. Bir dron uçurup havadan kontrol yaparak hangi yapının neresi mevzuata uygun, neresi uygun değil kolaylıkla tespit edebiliyorsunuz. Velhasıl belediye tebligat süresi dolan yapıların yıkımı için geçtiğimiz hafta düğmeye bastı.
Zaten öncesinde de muhalif kesimin bu konuda serzenişleri vardı. Sokakta birçok yerde şahit olabiliyorsunuz. Efendim yazlıkçılar Kocaali’ye gelip uygun fiyata mal mülk sahibi oluyormuş, keyiflerini burada yapıyormuş ama parayı dışarıya bırakıyormuş. Buna benzer bir sürü dedikodu. İlk yıkım yapıldıktan sonra haber sosyal medyada paylaşıldı. Aynı muhalif kesim bu sefer de bu yapıların neden yıkıldığını sorgulamaya başladı. Para karşılığında kaçak yapılara göz yumulduğundan tutunda belediyenin diğerlerini yıkmaya cesareti olup olmadığına kadar bir sürü şey söylenmeye başlandı. Ben buradaki tutarsızlığı şu anlamda çözemiyorum. ‘Yapılsın’ dediklerinde yapılıyor. Yapılınca ‘Neden yapıldı?’ diyorlar. ‘Yıkılsın’ dediklerinde yıkılıyor. Yıkınca ‘Neden yıktınız?’ diyorlar. Kaldı ki bu konuyu Temmuz ayında gerçekleşen belediye meclis toplantısında muhalif belediye meclis üyesi gündeme getirmiş, usule aykırı yapıların ve arsalara gelişigüzel konulmuş konteyner tarzı yapıların gereğinin ivedilikle yapılması için talepte bulunmuştu.
Bu arada birkaç yapının yıkılması hepsinin yıkılacağı anlamına da gelmiyor. Belediye bu işi öyle veya böyle bir şekilde sıkı tutmak zorunda. Kimse yapmasın denmiyor. Ama bir şey yapılacaksa da bunun kanuna mevzuata uygun şekilde yapılması lazım. Yoksa bunun önünü alamayız. Herkes bir yerlere bir şeyler koyar, çarşı pazar karışır ortalık curcunaya döner. Sağlıkla kalın…