Kenan Tiryaki, “Bazılarını kızdıracak bir yazı”

Bazılarını kızdıracak bir yazı
Değerli okuyucular üzerinden haftalar geçti ama eleştirilere tenkitlere sebep olan futboldaki hakemlik olayları bitmiyor ve olumsuz bir şekilde ve ısrarla devam ettiriliyor.
Dünyayı bilmem ama ülkemizdeki hakemlerin tarafsız olduğuna ve adaletli düdük çalacaklarına ve hakemlerinde birer insan olduklarına hata yapabileceklerine inanamıyorlar bizim ülkemizdeki insanlar.
Futbol bir sporsa ki bütün dünya öyle kabul ediyor ve dünya ekonomisini endüstriyel bir sektör haline getirmişse bu oyun, işte bu oyununda ve o futbol ekonomi sektörünü yönetenlerde hakemlerdir, ister kabul edin ister etmeyin, ister beğenin isterseniz beğenmeyin.
O yüzden hakemlik müessesesi bu sektörün en tepe noktasında.
Konumuz hakemlerimiz olunca, sporla ilgilenen, sporu takip eden herkes, son günlerde sıkça konuştuğumuz konuyu yazacağımı anlamıştır sanırım. Evet futbolun ve hakemlik camiasının güzel çocuğu Halil Umut Meler’e atılan yumruk ve bunun üzerinden hakemlerimizin, eski bir kılansman hakem olan bana ne ifade ettiğini anlatmak istiyorum sizlere.
Katılmayacağınızı bile bile ve ısrarla belirtiyorum ki, hakemlerimiz! Sahadaki Yargıçlarımızdır…
Tabii ki ben bu yazıyı yazarken, sporculukta edindiğim, antrenörlükte, hakemlikte gördüğüm ve elli yılı kapsayan mesleğimde, öğrendiğim, deneyimlere, kazanımlarıma, hatta ve hatta iyi bir sporcu olsun diye çocuklarımızı yetiştirirken başvurduğum ilkelere, disipline, davranışlara dayanarak yazıyorum.
Ve hemen aklıma ilk gelen soruyla başlamak istiyorum. “Bir anne baba çocuğunu spora niye gönderir?” boyu uzun olsun yahut çok para kazansın diye mi?
Oysa aklınıza gelen şu birinci sorudan değil ikinci sorudan başlamanızı salık veririm ben sizlere…
Nedir bu ikinci ve devamı sorular, hemen kısaca bahsetmek isterim. Çünkü asıl bahsetmek istediğim bu değil, spordaki hakemlerin bize, çocuklarımıza neler öğrettiği ve neler kazandırdığı…
Değerli okuyucular sevgili ebeveynler!
Bırakın boyu uzasın diye çocuğunuzu basketbola göndermeyi. Sizler eğer 1.60, 1.70 boyundaysanız, çocuğunuzun iki metre olmasını bekleyemezsiniz. Çocuğunuzun sosyalleşmesi, bir gruba ait olması, arkadaş edinmesi için basketbola göndermelisiniz.
Bırakın çocuğunuzu futbola para kazanmak için göndermeyi… Her durumla baş etmeyi öğrenmesi, güçlüklerle mücadele etmesi, kalabalık önünde nasıl hareket etmesi gerektiğini öğrenmesi için futbola göndermelisiniz.
Bırakın çocuğunuzu Eda Erdem gibi olsun diye voleybola göndermeyi… Eda Erdem nasıl Eda Erdem oldu, siz biliyor musunuz ki! Bir büyük kulübün arması içinde büyümek, ay yıldızlı formayı göğsünde yıllarca taşımak, büyük oyunculara kaptanlık yapmak! bunlar bir günde mi oluyor sanıyorsunuz?
Futbolda bu böyledir ama çok çok az örnek futbolcular vardır. Neden diyecek olursanız işin içine para girince ne sportmenlik ne ahlak nede insanlık kalmıştır. O yüzden voleybol milli takımımızın kaptanı Ede Erdem’i örnek olarak belirttim. Fenerbahçe onun heykelini boşuna dikmiyor. Bir yabancı oyuncusunun heykelini diktiler ama Türk olmadığı için onu örnek olarak vermedim.
Şimdi sorarım sizlere? Sizce Eda, birden mi Eda Erdem oldu dersiniz? Elbette mümkün değil? Öyle olsa biz Eda’yı on yıl önce konuşuyor olurduk değil mi? Ama O’nu biz son yıllarda konuşmaya, alkışlamaya başladık, değil mi?
Eda kaptan kurallara uyduğu için sporu para için değil barış ve kardeşlik için yaptığından biz onu bağrımıza bastık.
Çünkü sporun; barış, kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma gibi güçleri vardır ve bunlarsız spor olmaz. Ancak bizim görmediğimiz, ama her müsabakada karşılaştığımız, her maç sonrası konuştuğumuz oyun kuralları vardır. En önemlisi de bu kuralların doğru uygulanmasını sağlayan, adalet dağıtan birileri vardır. Yani hakemlerimiz vardır ve iyi ki de varlar!
Şimdi, “Nedir bu?” diyenler olacaktır. Hemen açıklıyorum. Çünkü tam da şimdi söyleyecek olduğum cümlelere sıra geldi.
Arkadaşlar! Beni tanıyanlar ve yazılarımı okuyanlar bilirler ki, düşüncem; okullarda öğrendiğimiz, kitaplardan edindiğimiz bilgilerin karşılığı iyi bir üniversite, iyi bir meslek veya gelecektir, ancak iyi bir insan, iyi bir karakter, dürüst, güvenilir, sevilmeyi veya saymayı bilmek spordan öğrendiklerimiz kadar gerçek değildir.
Evet, okullarda her şeyi öğrenirsiniz, fakat öğrendiklerinizin karşılığını, spordaki gibi anında yanıt alamazsınız. Ne demek istiyorum daha açık konuşayım, ben bir futbol insanı olduğum için.
Bunu da Halil Umut Meler ile… Yani hakemlerimiz ile açıklamak isterim.
Her branşın kuralları var değil mi? Tıpkı hayat gibi. Hayatta da, ailede de yazılı veya yazılı olmayan kurallar var ve biz özgür bir toplum, refah bir toplumda, medeni bir toplumda yaşamak istiyorsak bu kurallara uymak zorundayız.
Ben özgür bir insanım diyerek, kimse kimseye canı istediği şeyi yapamaz, davranışı sergileyemez. Aksine o kurallara uymak toplumu özgürleştirir!
İşte arkadaşlar! Bu tip davranışların olmadığı, davranışlarımızın, iyi veya kötü, yaptıklarımızın karşılığını hemen, anında aldığımız, öğrendiğimiz en doğru yer spor müsabakaları ve onların uygulayıcısı olan hakemlerimizdir.
Sporcular; maçın atmosferi ve önemi ile sinirli davrandıkların da, kural dışına çıktıkların da, kötü söz söylediklerin de veya şiddete başvurdukların da, sporcuları uyaran, aşırıya kaçtıkların da cezalandıran, bunu iyi anlamda söylüyorum, uyaran hakemlerimiz var.
Yani futbol oyun kurallarını uygulayan hakemlerimiz var.
Yani sporculara, kural dışı kazanmak uğruna, birinci olmak, şampiyon olmak uğruna her şeyi yapabileceğini düşünen sporculara, “Dur bakalım orada! Kazanmak her şey değildir. Kaybederek de çok şey öğrenirsin!” diyerek rakibinin elini sıkmayı, kazananı tebrik etmeyi, hak edeni alkışlamayı, son dakikada gelen gol sonrası hakeme yumruk atmaman gerektiğini öğretir o hakemler.
Unuttuğunuz bir şey var spor sahaları adaletin olduğu, daha çok emek verenin, doğru davranan ve kurallara mutlak uyanın, ceza alıp takımını yalnız bırakmayanın, kendini kaybedip hem kendine hem de takımına zarar vermeyenin kazandığı yerlerdir.
Hakemlerimiz! Onlar bizim, sporun avukatı, hakimi, savcısıdır. Onlar çaldığı düdük ve verdikleri kararlarla, kuralların uygulayıcısı, adalet dağıtıcısı, iyi ve kötüyü bize öğreten, doğruyu bize gösteren, bizi doğruya, dürüstlüğe, mertliğe, doğru hayata, doğru insan olmaya, hakkaniyet sahibi olmaya yönlendiren kişilerdir hakemler.
Bunu başka hiçbir yerde göremezsiniz. Adaletin bu kadar erken,çabuk vuku bulduğu, hak ve hukukun bu kadar çabuk karşılığının bulduğu, başka hiçbir alan yoktur.
Yani demem o dur ki, Halil Umut Meler benim için, sahadaki cüppesiz hakimdir arkadaşlar. Değil O’na vurmak, bu saydığım nedenlerden ötürü kendisine kocaman teşekkür etmeniz gerekir.
Halil hoca beni az buçuk tanır bir kaç seminerde biz büyüklerini izlemeye gelmişti.
Bir abi olarak ona diyorum ki;
Sakın! Ama sakın hakemliği bırakmayı düşünme! Çünkü görüyoruz ki, spor terbiyesi almayan birçok sporcu ve spor adamı var. Sporcuların gözlerindeki alevler sönesiye, ağızlarındaki kötü kelimeler ve cümleler tükenesiye, eller sadece alkışlamak veya tebrik etmek için kalkasıya kadar devam hocam.
Yoksa bizlerinde sizlerin de emeklerine yazık olur ve senin ve benim yediğimiz o yumrukları ve küfürleri edenleri haklı çıkarmış olursun
Sağlık ve esenlik dileklerimle






