Büyük işlerin, partizanlık ve başkalarının hakkını yeme üzerinden yürüdüğünü, bir kısım vatandaşımız bilmiyor. Bilenlerin bir bölümü, haksız menfaat temin ettiği için, bu durumu “haram helal ver Allah’ım, kadı kulun yer Allah’ım” diyerek, başkasının hakkını yemenin sefasını sürüyor. Hakkı yenen grup, her şeyi biliyor. Hakkını aramak için her ortamda ses yükseltiyor, ancak sadece çıkardığı gürültü ile kalıyor. Bu durum da maalesef, çok Müslümanlık üzerinden yürüyor.
Bilgi sınavında önde olduğu halde, mülakatla elenenleri, hepimiz biliyoruz. Sabrederek, şükrederek, adamını bulma yeteneğini kullanarak, kaybettiği sınavı kazananlar “iş bilenin, kılıç kuşananın” havası içerisinde “elhamdülillah” diyerek yoluna devam ediyor.
Büyük işlerden saydığımız memur alımında, memleketin hali budur.
Bir de küçük işler var. 3,5 metrelik küçük bir kayıkla denize çıkacaksan, önce bu küvet büyüklüğündeki kayığın limana kaydı yapılması lazım. Sonra balık tutmak için belge almak gerekiyor. Sonra bir gün, denize çıkıp iki kilo istavrit tutma hayalindeyken, sahil güvenlik botu bu küvet şeklindeki kayığı görüyor.
Gelsin belgeler, geliyor belgeler derken, küvet kayığın limana kaydının yenilenmediği anlaşılıyor.
Meğer bu kayığın bir de kayıt yenilemesi varmış.
Ne olacak şimdi, haliyle ceza kesilecek. Belgesi yenilenmemiş küvet kayık ile dolaşmanın cezası mı? 1400 lira, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük adaletine küçük bir örnek.
Kayık küçük olabilir ama yenilenmemiş, belgesiz kayıkla dolaşmanın cezası büyük. Nasıl yenilenecek?
Yeniden belgeler toplanacak, para yatırılacak, beş yıl sonrası için gün sayılmaya başlanacak. Olur ki! Beş yıl sonra tekrar ceza kesilmesin.
Küvet kayığa çıkarak balık tutmaya çalışan, iki kilo istavrit tuttuğuna sevinen emeklinin maaşı kaç liraydı, on dört bin lira.
1400:14000×100= %10, Böylece 3,5 metrelik küvet kayık için sahil güvenlik görevi tamamlanmış oldu.
Yazdıklarımın hiç birisi mizah değil, hepsi tamı tamına doğru bilgi.
Yeteri kadar şükretmeyi bilmeyen emeklinin başına gelene bak. İki kilo istavrit 1400 liraya mal oldu.
Denizdeki adaleti bitirdik; Bir de karadakine bakalım.
2025 yılının tamamı için düşünülen trafik cezaları, sadece dört ayda tahsil edilmiş. Pusudaki trafik polisleri yetmedi, yapay zekâ cihazlarla araçların hızı, kemer kontrolü, kırmızı ışıkta geçme, hiçbirisi kaçırılmayacak, hepsinde de cezalar birkaç kat artırılacak.
Karayollarında araç kullanan milletvekillerine trafik cezası olmaması için çalışmalar devam ediyor. Onların mağdur olmaması gerekiyor.
Büyük işte olduğu gibi küçük işte de, hükümetimiz çalışıyor.
Karasu caddelerinden geçen bir vatandaş aracını durdurup küçük bir iş görecek. Arkasını dönerek işyerine girdi, sonra da aracına binerek oradan uzaklaştı. Evine geldi aracını bir kenara çekti, O da ne! Sileceğin altında beyaz bir kâğıt var. İşi anladığında artık çok geç, Karasu’ya girerken düşünmediği iş başına geldi. Hükümetin çalıştığı gibi Karasu Belediyesi’nin de çalışacağını bilmemenin, bir bedeli olmalıydı.
Hükümet Binası’nın önünden geçen kanalda iyileştirme çalışması var. Çalışmalar başladıktan sonra kanaldan gelen kokular artmaya, kanalın üzeri, kötü bir örtü ile kaplanmaya başladı. Sebebini bulamadıkları için çalışmalar normal seyrinde devam ediyor. Kanalın bir kısmında su seviyesi yüksek seyrederken, bir bölümünde ise su seviyesi çok düşük. Kanaldaki su akışı ve su kotu ile ilgili bu durumu, henüz çözemediler. Büyük işlerle uğraşırken, küçük işler kaçıyor gibi.
Küçük işleri hiç düşünmeden, keyifli gezeceğiniz bir kurban bayramı diliyorum.
Küçük işler
