

Karasu’dan Hasan Şengül’ün de katılım sağladığı Filistin Kara Konvoyu’nun Irak’a geçişine müsaade edilmedi. Çeşitli ülkelerden aktivistlerin katıldığı konvoy, günlerce Habur Sınır Kapısı’nda bekletildikten sonra Irak’a geçişleri engellendi. Konvoy üyeleri evlerine döndü.
Gönlümüz Filistin’de
Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden Filistin’e ulaşmak için yola çıkan ve Habur Sınır Kapısı’ndan geçtikten sonra Irak’ın İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda bekletilen Filistin Kara Konvoyu geri dönüyor. Dünyanın çeşitli yerlerinden yüzlerce aktivistin katıldığı konvoy mensupları, mücadelelerini hukuki ve sosyal medyadaki mücadelesini sürdürecek. Karasu’dan Hasan Şengül’ün de aralarında bulunduğu konvoy üyeleri Irak’a geçemeden dağılmak durumunda kaldı.
Basın açıklaması
Konu ile ilgili bir basın açıklaması yapan Hasan Şengül, “Avrupa’dan yola çıkarak Filistin’e ulaşmak amacıyla günlerdir yolculuğunu sürdüren Filistin Kara Konvoyu olarak, Kuzey Irak tarafında bulunan İbrahim Halil Sınır Kapısı’ndaki bekleyişimizi ve mevcut misyonumuzu bugün itibarıyla sonlandırarak geri dönme kararı aldık. Bu karar bir vazgeçiş değil; önümüzdeki bütün diplomatik yolların fiilen kapatılması sonucunda alınmış zorunlu bir karardır. Konvoyumuz, Avrupa’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Irak sınırına kadar tamamen sivil, barışçıl ve şiddetsizlik esasına dayanan bir misyonla ilerlemiştir” dedi.
İzin verilmedi
“Türkiye rotasının tamamlanmasının ardından İbrahim Halil Sınır Kapısı’na ulaşılmış; gerekli işlemler gerçekleştirilmiş ve geçişimizin sağlanması amacıyla günler boyunca diplomatik temaslar yürütülmüştür. Ancak yaklaşık bir haftalık bekleyişin sonunda geldiğimiz noktada; Irak merkezi yönetimi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Türkiye üzerinden yürütülen diplomatik temasların tamamı tıkanmış, konvoyun ilerleyebilmesini sağlayacak somut ve yapıcı hiçbir adım atılmamıştır” diyen Şengül, “Türkiye ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasındaki mevcut seyahat ve geçiş düzenlemeleri çerçevesinde İbrahim Halil Sınır Kapısı üzerinden transit geçişimizin önünde engel bulunmadığı değerlendirilmesine rağmen, sınır kapısına gelişimizin ardından pasaportlarımız toplanmış ve geçişimize izin verilmemiştir” diye konuştu.
İsrail etkisi
“Daha da vahimi, konvoy katılımcılarının pasaport ve kimlik bilgilerinin İsrail istihbaratının eline geçtiğine ilişkin tarafımıza ulaşan bilgiler ve yaptığımız değerlendirmeler ciddi bir güvenlik endişesi oluşturmuştur” diyen Şengül, “Bu hususun bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini özellikle ifade ediyoruz. Sürecin başından itibaren edindiğimiz bilgiler ve diplomatik temaslardan ortaya çıkan tabloya ilişkin değerlendirmemiz açıktır: İsrail’in Ürdün üzerinde, Ürdün’ün Bağdat yönetimi üzerinde ve Bağdat’ın da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi üzerinde oluşturduğu siyasi baskının konvoyumuzun geçişinin engellenmesinde belirleyici olduğu kanaatindeyiz” diye konuştu.
Her yol denendi
“Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı üzerinden diplomatik girişimlerin artırılması, Irak içerisindeki Arap, Kürt ve Türkmen aşiretlerinin ve kanaat önderlerinin devreye girmesi dahil birçok çözüm yolu denenmiştir” diyen Şengül, “Buna rağmen Bağdat yönetiminden geçişimizi sağlayacak siyasi irade ortaya konulamamıştır. Gazze için kürsülerde söylenen sözlerin, mesele birkaç yüz silahsız sivilin sınırdan geçirilmesine geldiğinde nasıl sessizliğe dönüştüğünü de burada yaşayarak gördük. Konvoyumuzun neden Suriye güzergâhını kullanmadığı konusunda da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsiyoruz” şeklinde konuştu.
Suriye alternatifi
“Suriye üzerinden geçiş ihtimali değerlendirilmiş; ancak Şam yönetimi tarafından bize aktarılan güvenlik değerlendirmelerinde, Şam sonrasındaki yaklaşık 160 kilometrelik güzergâhta İsrail yanlısı silahlı gruplardan kaynaklanan ciddi saldırı riskinin bulunduğu ve konvoyun güvenliğinin garanti edilemeyeceği bildirilmiştir” diyen Şengül, “Bu nedenle Suriye güzergâhından gerekli geçiş izni alınamamış, Irak tarafından yapılan davet ve mevcut şartlar sebebiyle Irak rotası tercih edilmiştir. Bugün geldiğimiz noktanın bizler açısından en acı taraflarından biri şudur: Avrupa’da Hristiyan nüfusun çoğunlukta olduğu ülkelerin sınırlarını aşarak geldik; fakat Gazze’ye ulaşmaya çalışırken kendi coğrafyamızda, Müslüman ülkelerin kapılarında durdurulduk. Bunun muhasebesini biz değil, bugün Gazze adına konuşup iş somut bir irade ortaya koymaya geldiğinde susanlar yapmalıdır” dedi.
Bir hafta beklendi
“Yaklaşık bir hafta boyunca İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda bekletilen, taşkınlık çıkarmayan, güvenlik güçleriyle çatışmayan, şiddete başvurmayan ve hatta itirazını açlık grevi gibi tamamen sivil yöntemlerle ortaya koyan insanların önüne siyasi duvar örenlerin bu tabloyu kendi vicdanlarına anlatmaları gerekecektir” diyen Şengül, “Biz üzerimize düşeni yaptık. Binlerce kilometre yol geldik. Kapıları zorladık ama hukuku çiğnemedik. Sesimizi yükselttik ama şiddete başvurmadık. Bütün diplomatik imkânları sonuna kadar kullandık. Şimdi dönüyoruz. Ama vazgeçmiyoruz. Filistin Kara Konvoyu’nun bu etabı burada sona erebilir; fakat bizim mazlumlarla dayanışma irademiz burada sona ermeyecektir. Filistin için yeniden yola çıkacağız” diye konuştu.
Mücadelemiz sürecek
“Ve bundan sonra yalnızca Filistin için değil, Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın neresinde zulme uğrayan, sesi bastırılan ve yalnız bırakılan insanlar varsa onların sesini duyurmak için de yollar aramaya devam edeceğiz” diyen Şengül, “Bugün olmazsa yarın. Bu sefer olmazsa bir sonraki sefer. Fakat eninde sonunda mazlumlarla aramıza örülen bu siyasi duvarların aşılacağına inanıyoruz. Biz dönüyoruz; davamızdan, sözümüzden ve vicdanımızdan dönmüyoruz. Ve herkes bilsin: Zalim, zulmüyle abad olmayacak” ifadelerini kullandı.






