Kısır döngü

Ünlü idealist Alman filozofu George Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831) ötekinin öneminin altını çizdi. Tarihin ve toplumsal olayların tez, antitez ve sentez üçlemeyle geliştiğini belirtti. Hegel’in altını çizdiği ve önemini belirttiği ‘’Öteki benim dışımda kalandır’’ yani önemli olan sadece ben değilim benim dışımda olanlarda en az benim kadar değerli ve önemlidir. Bu sebeple kayda alınması gerekir.

1994 yılı İstanbul yerel seçim sonuçlarına bakıyoruz. Şu andaki Cumhurbaşkanımızın adayı olduğu Refah partisinin oyu %25.19, ANAP’ın adayı olan İlhan Kesici’nin oyu %22.19, Zülfü Livaneli’nin adayı olduğu SHP’nin oyu %20.3, Eski ANAP’lı Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın adayı olduğu Doğru Yol partisinin oyu %15.46 diğer partilerde cüzi oylar aldı, seçim sonuçlandı. Bu sonuçlarla Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’un yeni belediye başkanı seçildi.

Şehircilik ve şehir idaresi alanında çok ciddi çalışmalar yapıldı. İstanbul’daki eski yönetimde oluşan çöp dağları ortadan kalktı. Musluklardan akmayan aktığı zamanda bulanık akan sular yerini sürekli ve duru akan sulara bıraktı. Halk yeni yönetimden memnundu. Oy vermeyenlerde memnuniyetlerini dile getiriyorlardı.

Yeni başkan hakkında 12 Aralık 1997’de Siirt’te okuduğu şiirden dolayı soruşturma başlatıldı. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde ‘’halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle dava açıldı. Savcı bir yıl üç ay hapis cezası istedi mahkeme on ay ceza verdi.

Dava süresince Başkan Recep Tayyip Erdoğan görevinin başındaydı. Kısaca bugün olduğu gibi soruşturma başlar başlamaz görevinden alınmadı. Karar kesinleştikten infaz süresi başladıktan sonra görevinden alındı. Yerine Ali Müfit Gürtuna 12 Kasım 1998’de yine Refah Partisi adayı olarak başkan vekili seçildi. Refah partisinin tek başına oyları başkan vekili seçmeye yeterli değildi kısaca Refah partisi dışındaki meclis üyeleri de Refah partisinin adayını destekledi.

Oysa ülkede genel manada baskı ve istibdat vardı. 28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası açıklanan bildiri ülkede yeni bir süreci başlatmıştı. Bu anlayış Refah partisine ve Refah partisinin dünya görüşüne karşıydı ve böyle olmasına rağmen yargılama süresince Recep Tayyip Erdoğan görevinin başında kaldı. Görevden ayrıldığında da mecliste Refah partisi grubu azınlıkta olmasına rağmen yeni başkan vekili Refah partili Ali Müfit Gürtuna oldu.

Recep Tayyip Erdoğan’ın hapse girmesine vesile olan şiirin ceza hukuku açısından mahiyetini yani suç olup olmadığını tartışmıyoruz. O vicdanların işidir.

Bugün ki uygulamalara baktığımızda o dönemin uygulamalarından çok daha geriye gittiğimizi görüyoruz. Herhangi bir belediye başkanı hakkında iddianame düzenlenmeden daha soruşturma başlar başlamaz hapis yolunun açıldığını, görevden alındığını yerine de daha önce eleştirdiğimiz transferler yapılarak ‘bizden’ başkan vekili seçtirmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Örneğin Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk yerel seçimlere başvuru yapınca başvurusunda sakınca yoktur diyerek başvurusunu aldık. Seçilince terör iltisakı sebebiyle görevden aldık. Zaman geçti tekrar başvurdu başvurusunu tekrar kabul ettik seçildi yine terör iltisakı sebebiyle tekrar görevden aldık. Ama daha sonra çözüm sürecinde kendisini ‘akil adam’ olarak seçtik.

İlk paragrafımızda Hegel’in tez, anti-tez, sentez üçleminden ve ‘ötekinin ehemmiyetinden bahsetmiştik. Biz toplum olarak hiç senteze ulaşamadık. Hep çatışma halini yani tez- antitez kısır döngüsünü yaşıyoruz.

Exit mobile version