Hayal satanlar
Kendi futbol sistemini oturmamış ülkelerde, sadece umut tacirliği yapılır ve bu durumdan sadece menajerler para kazanır.
Ülkemiz futbol altyapılarının en temel sorunu, birkaç antrenörün yetersizliği ya da bazı yöneticilerin yanlış kararları değildir. Asıl sorun; bilimsel ilkeler, sürdürülebilir politikalar ve liyakat esasları doğrultusunda yönetecek bir sistemin kurulamamış olmasıdır.
Sistem yoksa kişisel tercihler öne çıkar. Kurumsallık yoksa her gelen kendi düzenini kurmaya çalışır. Liyakat yoksa görevler, gençlerin gelişimine sağlayacağı katkıdan çok kişilerin ilişkileri ve tercihleri üzerinden şekillenir.
Sonuç mu?
Yıllardır değişen isimler, tekrarlanan vaatler ve gelişimini tesadüflere borçlu kalan oyuncular…
Farkında mısınız; her gelen yeni bir sistemden bahsediyor. Ülkemizde belirli görev süreleri için milli takımımızın ve kulüplerin başına gelen bazı yöneticiler ve antrenörler, genç futbolunun ülke gerçeklerini, gelişim dönemlerini ve yapısal sorunlarını yeterince analiz etmeden büyük vaatlerde bulunuyorlar.
Milli takımın başına getirilen Sergen Yalçın gibi.
Bu konuya önümüzdeki hafta değineceğim. Şimdi dönelim konumuza
Çağdaş futbol eğitimi, bilimsel antrenman, teknoloji destekli takip, veriye dayalı oyuncu gelişimi, performans analizleri ve uluslararası modeller…
Bunların tamamı futbolun gelişimi açısından önemli araçlardır. Ancak sorun, bu kavramları kullanmakta değil; onları hangi sistem içerisinde, hangi uzmanlarla, hangi kaynaklarla ve hangi gelişim hedefleri doğrultusunda uygulayacağınızı bilmemektedir.
Teknolojiyi kullanmak, bilimsel çalışmak anlamına tek başına gelmez. Oyuncunun verilerini toplamak, onun gelişimini sağlamakla aynı şey değildir. Veri, doğru uzmanlar tarafından yorumlanmadığında ve eğitim sürecine aktarılmadığında yalnızca rakamlardan ibaret kalır.
Bu beklenti son derece doğaldır. Ancak futbolcuların geleceği üzerinden büyük vaatler üretmek, bilinen kavramları yeni bir keşifmiş gibi sunmak ve gerçekleşmesi garanti olmayan sonuçlar için umut dağıtmak kabul edilemez.
Bilgiyi süsleyerek sunmak başka, o bilgiyi genç futbolcuların gelişimine dönüştürmek başkadır!
Ülkemizde yöneticiler başkanlar değişiyor ama vaatler hiç mi hiç değişmiyor.
Hem altyapıda hem üst yapıda büyük değişimler yapacağını söyleyenler göreve geliyor. Ardından görev süreleri sona eriyor, yeni yöneticiler ve antrenörler geliyor.Yeni gelenler de benzer söylemlerle yola çıkıyor. Önceki dönemin çalışmaları çoğu zaman yok sayılıyor; Birikimler, deneyimler ve uygulamalar kişilerin değişmesiyle birlikte değersizleştiriliyor.
Böylece futbol altyapısında kurumsal hafıza oluşamıyor. Uzun vadeli hedefler kesintiye uğruyor. Birbirini tamamlayan gelişim aşamaları yerine, birbirinden kopuk uygulamalar ortaya çıkıyor.
Her yeni dönem yeni bir başlangıç gibi sunuluyor; fakat futbolunun temel sorunları yerinde duruyor.
Bu kısır döngü içerisinde zaman zaman başarılı oyuncular yetişiyor. Ancak ortaya çıkan birkaç yetenekli oyuncuyu, sistemin doğru işlediğinin kanıtı olarak göstermek büyük bir yanılgıdır.
Bir sistemin başarısı, tesadüfen yetişen oyuncularla değil; Çok sayıda oyuncuların gelişimini güvence altına alan sürdürülebilir bir yapıyla ölçülür.
Ülke çapında desteklenen ve sürdürülebilir bir sistemin yerini kısa ve günü birlik başarılar tutamaz.
Bir futbol altyapısı girişiminin uzun vadeli sonuç üretebilmesi için nitelikli insan kaynağına, istikrarlı yönetime, bilimsel desteğe, yeterli finansmana ve ortak bir gelişim anlayışına ihtiyacı vardır. Bu nedenle mesele yalnızca bir kişinin başarılı olup olmaması değildir. Asıl mesele, oyuncuların futboluna yönelik yatırımların neden ülke genelinde kalıcı, ortak ve kurumsal bir yapıya dönüştürülemediğidir.
Sistem değiştirecek hem futbolun içinden gelmiş hem de akademik eğitim almış kişileri futbolun dışına itmek Anca Türk futbolunu zayıflatır.
Türk futbolunun geleceği, kişilerin omuzlarına bırakılmayacak kadar önemli bir kamu meselesidir.
Futbolun gelişimi, yalnızca teknik hareketleri öğretmekten veya fiziksel performansı artırmaktan ibaret değildir. Oyuncuların biyolojik yaşı, bilişsel gelişimi, duygusal ihtiyaçları, hareket kabiliyeti, algılama ve karar verme becerileri birlikte değerlendirilmelidir.
On beş yaşındaki bir oyuncu ile yirmi beş yaşındaki bir oyuncunun ihtiyaçları aynı olmadığı gibi, aynı yaştaki gelişim özellikleri de birbirinden farklıdır.
Futbol eğitiminde gelişim dönemlerini bilen, insan psikolojisini anlayan, pedagojik yaklaşımı benimseyen ve futbolun oyun doğasını kavrayan eğitimcilere ihtiyaç vardır.
Bilim, teknoloji ve veri analizi ancak bu bütünün içerisinde anlam kazanır.
Bunlar yoksa en gelişmiş ölçüm cihazları bile tek başına futbolcu yetiştiremez.
Fakat daha da önemlisi liyakat yoksa, bilimde hiç bir işe yaramaz.
Futbolun gelişimini tanımayan birinin yalnızca alınacak sonuçlar üzerinden değerlendirmesi, uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir.
Bilim insanlarının, gelişim uzmanlarının, futbol eğitimcilerinin, performans uzmanlarının ve deneyimli antrenörlerin ortak bir anlayışla çalışması gerekir.
Ancak bu iş birliği, yalnızca isimleri bir kurulda toplamakla gerçekleşmez. Uzmanların yetkileri, sorumlulukları ve karar süreçlerindeki rolleri açıkça tanımlanmalıdır.
Liyakat, bir kişinin sahip olduğu diplomadan ibaret değildir. Bilgiyi uygulayabilmesi, gelişmeleri takip etmesi, oyuncuların ihtiyaçlarını anlayabilmesi, yaptığı işin sonuçlarını değerlendirebilmesi ve mesleki sorumluluk taşıması da liyakatin parçalarıdır.
Doğru insanı doğru göreve getirmeden, doğru sistemi kurmadan ve sonuçları denetlemeden ülke futbolunda kalıcı gelişim bekleyemeyiz.
Ülkemiz futbol altyapısının ihtiyacı, her yeni dönemde ortaya atılan parlak projeler değil; devletin ve Türkiye Futbol Federasyonunun öncülüğünde oluşturulacak, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir futbolcu gelişim sistemidir.
Ülkemiz maalesef hayal satanlarla doldu taştı son yirmi beş yıldır.
Ülkemizin gerçekleri ortadayken, sistemin eksiklerini görmezden gelip futbolda büyük dönüşümler gerçekleştireceğini söyleyen herkes önce kendisine şu soruyu sormalıdır: Bu vaatleri hangi sistemle, hangi uzmanlarla, hangi kaynaklarla ve hangi sürdürülebilir planla gerçekleştireceğim?
Bu soruların somut cevapları yoksa teknoloji, bilim, performans analizi ve çağdaş futbol söylemleri yalnızca birer vitrin malzemesine dönüşür.
Devletin ve TFF’nin öncülüğünde; bilimsel temelli, kurumsal, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir futbol altyapısı sistemi kurulmalıdır.
Çünkü çözüm, her gelenin yeni bir şey söylemesinde değil; Herkesin içinde görev yapacağı doğru bir yapının oluşturulmasındadır.
Öncelik sırasıyla sistem, kurumsallık, liyakat, adalet olmazsa olmazımız olmalıdır.
Esen kalın…
KENAN TİRYAKİ KÖŞE YAZISI
