Güzel ama yeterli değil

Malumunuz Kocaali’de özellikle ilçe merkezinde herkesin bağırıp çağırdığı ancak kimsenin aklı başında bir eylemde bulunmadığı yegane konu trafik sorunu. Şimdiye kadar alınan hiçbir önlem bu sorunu çözmeye yeterli olmadı. Yol ortasına çakılan plastik dubalar olsun, park kısıtlamaları olsun hiçbiri etkili olmadı. Hatta ilçenin göbeğinde açılan otopark bile kıyıda köşede kaldı. Hali hazırda merkeze giren yüzlerce araç sahibi vatandaşın, otoparktan haberi bile yok.
Biz bu sıkıntıyı daha çok bayram dönemlerinde ve yaz aylarında yaşıyoruz. Özellikle de hafta sonları çileden çıktığımız anlar da oluyor. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda da aynı çileyi yaşadık. Ne merkezde ne de yakın cadde ve sokaklarda bırakın araç park edecek iki metre yeri, yolda yürümeye bile zorlandığımız dönemler oldu. Bunu çözmenin birkaç yolu var tabi. Çarşı içindeki kentsel dönüşümü hızlandırıp ana arterleri genişletmek, tıpkı Karasu’daki gibi parkomat uygulamasını hayata geçirmek gibi çalışmalar yapılması lazım. Zira bizim milletin cezayla falan akıllandığı yok. Merkezin birçok noktasında mobese ve plaka tanıma sistemi cayır cayır çalışıyor. Hemen her gün en az birkaç sürücüye ceza kesiliyor. Ama nafile. Bu arada özellikle otobüs kamyon, kamyonet gibi büyük araçlar için mecburi yollarımız da var. Onları da takan yok. Direksiyona “En iyi yol bildiğim yol” diyerek oturan adam çarşı falan dinlemiyor, burnunun dikine gidiyor.
Her neyse trafiği rahatlatmanın yollarından biri de bazı araçların özellikle sıkışık arterlere girişlerini engellemek. Buna uygun bir karar da geçtiğimiz günlerde alındı. Kaymakamlık çarşı içini rahatlatmak için ve özellikle sahil kesimindeki görüntü ve gürültü kirliliğini minimize etmek için patpat dediğimiz araçların belli caddelere girişlerini sınırlı süreli olarak yasakladı. Burada alınan karar az önce de dediğim gibi trafik görüntü ve gürültüyü önlemek. Bu bağlamda bakıldığı zaman doğru mudur derseniz, kesinlikle doğru bir karardır. Hatta yasak konulan caddelere yenileri de eklenebilir. Ancak yeterli değil.
Biz trafiği gürültüyü kendimize dert etmekten ziyade insanımızın hayatını önemseyen bir yol izlemeliyiz. Ve toplumu bununla bilinçlendirmeliyiz. Bunu yapmanın en güzel yolu da bu araçları bir denetime tabi tutmak. Bunu kesinlikle yapmak zorundayız. Kocaali’de her yıl en az kırk elli civarında patpat kazası oluyor. Bir sürü insanımız canından oluyor, ya da yaralanıyor, sakat kalıyor.
Bu araçların hiçbir denetimi yok. Gece yola çıkıyor, lambası yok, farı yok, stobu yok reflektörü yok. Gazı yok freni yok. Çoğu Allah’a emanet yürüyor. Normal yolda giderken pat diye karşına çıkıyor, ne yapacağını şaşırıyorsun. Velhasıl evet çok kullanışlı bir araç ama bir o kadar da ölümcül bir araç. Bizim aslında buna bir düzenleme getirmemiz lazım.
Bu araçların trafik kaydı olmadığı için bununla ilgilenecek bir birim kurulmalı veya yetki ilgili bir birime verilmeli. Bir denetleme mekanizması kurulmalı. Tıpkı diğer araçlar gibi muayeneye girmesi zorunlu olmalı. Ve bu araçlar ticari araç statüsüne alınıp muayenesi her yıl tekrarlanmalı. Muayene bilgileri aracın görünen bir yerine metal bir plaka ile sabitlenmeli. Tıpkı normal araç muayenesi gibi far, fren, kaporta, lastik denetimleri yapılmalı. Egzoz susturucusu zorunlu olmalı. Tıpkı traktörlerde olduğu gibi, kaza anında devrilmeyi önleyici bariyer zorunlu olmalı. Yoksa bunları böyle başıboş bıraktığımız sürece hiçbir sorunun altından kalkamayız. Ne trafik işini çözebiliriz, ne görüntü ne de gürültü kirliliğini engelleyebiliriz. Geçtim hepsini, insanlarımızın can güvenliğini bile sağlayamayız. Yazımın bütününde söylediğim gibi. Yasaklar güzel ama yeterli değil. Sağlıkla kalın…






