Gerçek mi, Trend mi

Eskiden mahalle kahvesinde “bugün gazetede ne yazıyor?” diye sorulurdu. Şimdi kahveye gitmeye gerek yok, hepimizin cebinde koca bir kahve var: sosyal medya. Ama farkı şu; burada herkes konuşuyor, kim haklı kim haksız belli değil. Bir gün birinin kahraman ilan edildiğini görüyorsunuz, ertesi gün aynı kişi linç ediliyor.
Sosyal medya, artık en güçlü algı yönetim aracı. Bir tweetle siyasetçinin kariyeri sallanıyor, bir TikTok videosu bir markayı şöhret yapıyor, bir Instagram postu koca bir topluluğu ayağa kaldırabiliyor. Yani işin özü, gerçeklik beğeni sayısıyla ölçülür hale geldi. “Trend olduysa doğrudur” mantığı yerleşti. Ama unutuyoruz: sosyal medyanın peşinde olduğu şey, hakikat değil ilgi.
Bu işin mekanizması da basit: Üç beş kişi bir konu açıyor, influencer’lar ya da bot hesaplar tekrar ediyor, bir bakmışsınız herkes aynı şeyi konuşuyor. Aslında minicik başlayan bir kıvılcım, devasa bir yangına dönüşüyor. Böylece algı ile hakikat birbirine karışıyor.
Tabii sosyal medyanın tek derdi linç değil. Bazen bir yardım kampanyası, bir çocuk için başlatılan destek hareketi ya da bir sosyal sorumluluk projesi de yine sosyal medya sayesinde büyüyebiliyor. Yani burası hem bir meydan, hem bir mahkeme, hem de koca bir reklam panosu. Kimin sesi daha yüksekse, algıyı da o yönetiyor.
Ama işin en ironik kısmı şu: Hepimiz “beni kimse kandıramaz” diyoruz, ama hepimiz bir şekilde kanıyoruz. Dün mucize krem reklamına, bugün “şu coin yükselecek” söylentisine… Sonra dönüp “ben zaten anlamıştım” diye kendimizi avutuyoruz. Gerçekte ise sosyal medya, bize gerçeği değil, görmek istediğimiz versiyonunu parlatıp önümüze koyuyor.
Kısacası sosyal medya, algıyı şekillendiren dev bir makine. Bir cümleyle imaj yapmak da mümkün, o imajı yerle bir etmek de. Ama şunu unutmamak lazım: algı kısa vadede kazandırır, uzun vadede kaybettirir. Çünkü gün gelir hakikat kapıyı çalar.
Ve son söz: Sosyal medyanın “yalan söylemediğini” iddia edenlere gülümseyin geçin. Çünkü burası, yalanı öyle güzel süsler ki, hakikat bile yanında sönük kalır. Bizim işimiz, bağıranı değil, doğruyu duymaya çalışmak. Yoksa hepimiz bu dijital kahvede sadece seyirci kalırız.

Exit mobile version