Filler tepişiyor çimenler eziliyor

Karasu’da uzunca bir süreden bu yana bir dönüşüm girişimi var. Bunlardan biri de Karasu Merkez İnönü İlkokulu ile alakalı. Okulun bulunduğu alanın şehrin içinde kaldığından hareketle bir adım atan Karasu Belediyesi, hiç prosedürle falan uğraşmadan, binadan karot almayı tercih etti. Bina çürük çıkarsa, iki dönümlük yere yeniden okulda yapılamazsa, bu alan bize kalır diye düşündü.
Ancak Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda farklı düşünüyordu. Onlar da kendilerine ait olan binan karot aldırdı ve binanın eğitim öğretime uygun olduğunu ifade etti.
Hemen ardından da Sakarya Valiliği eli ile buranın eğitim ve öğretime açılması gündeme geldi.
Karasu Belediyesi bunun üzerine bir hamle daha gerçekleştirdi ve durumu Kentsel Dönüşüm Genel Başkanlığı’na iletti.
Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı da binanın yıkımının uygun olduğuna hükmetti. Karasu Belediyesi bunun üzerine yıkım kararını İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tebliğ etti. Milli Eğitim Müdürlüğü de valilik ile belediye arasında sıkışmış oldu. Ancak amiri olan Valiliğin dediğini yapmak durumundaydı. Valilik de son olarak okulun yeni eğitim öğretim yılına hazırlanmasını emretmişti. Buna göre ihale yapıldı ve tadilat çalışmaları da tamamlanma aşamasına geldi.
Bu arada İnönü yıkılırsa, en yakın okul olan Namık Kemal İmam Hatip Ortaokulu ikili eğitime geçecek, sabahtan ortaokullar, öğleden sonra ise ilkokullar aynı binayı kullanacaktı. Ancak alınan bir karar ile Namık Kemal’e deprem güçlendirmesi yapılacağı ortaya çıktı. Namık Kemal’in öğrencileri de kendisine en yakın okul olan Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu’na gidecek. Hal böyle olunca, olur da İnönü yıkılırsa, bu okulun öğrencileri açıkta kalacak ya da diğer okullara dağıtılacak.
Aslında bu iş buralara kadar da gelmeyebilirdi. İnönü’nün yerinde aynı mahallede yakın bir yerde ilkokul binası inşa edilir, inşa edilen bu bina Milli Eğitim Bakanlığı’na verilir, İnönü alınır ve planlar da tıkır tıkır işlerdi. Ama bunun yerinde evraklar üzerinden işlemler gerçekleştirildi. Atılan tüm adımlar da birbiri ile ilişkili.
Yukarıda filler tepişiyor, aşağıda çimenler eziliyor.
Umarız yukarıda uzlaşı sağlanır da çimenler telef olmaz.

Halen yüzümüze nasıl bakıyorsunuz
Pişkinlik, anlamadığım, anlayamayacağım ve anlamlandıramayacağım şeyler arasında başta geliyor. Hem kel hem fodul diye bir deyim vardır. Yani “hem güzel değil hem de üstünlük taslıyor…”
Bize her sene “İhtiyacınız kadar fındığı pazara indirin. Piyasayı regüle eden satışlar yapın” diyen alimler, ulemalar falan vardı. Geçen sene fındığının ihtiyacı kadarını pazara indirip gerisini saklayanlar resmen yıkıma uğradı. Bu defa da aynı ulema ekibi “350 liradan neden satmadınız? Bu ne açgözlülük” diyerek bizi eleştirdi.
Şimdi aynı güruh yine çıkmış fındık üzerine söz söylüyor ve milleti geçen sene tongaya düşürenler arasında yer almıyormuş gibi gene akıl veriyor.
Kardeşim sizin akıl vermek değil milletin yüzüne bakacak halinizin olmaması lazım. Bu ne cesaret, bu ne aymazlık, bu ne kendini bilmezlik. İnsanın Rahmetli Erbakan’ın dediği gibi “hadi oradan” diyesi geliyor.

Su fiyatları yüksek mi
Ben pek mali ve ticari konularla ilgilenmem. Faturalara da pek bakmam. Geçtiğimiz gün merakımı celbetti, bir bakayım dedim. Gördüğüm kadarıyla su faturamız diğer faturaların toplamına yakın gelmiş. Yaz ayı olduğu için doğalgaz faturasını geçmesi normal de elektriğin de üstünde gelmesi şaşırtıcı.
Sonra ofisin su faturasını inceledim o da bir hayli yüksek. Başka arkadaşlara sordum, meğer herkes bu konudan dertliymiş.
Su tarifesinden mi kaynaklanıyor, aşırı tüketimde katlamalı tarifeye mi giriyor bilmiyorum. Ama ne olursa olsun sanki biraz yüksek faturalandırılıyoruz.
Bu konuyla kim ilgileniyorsa bir baksa ve bizim sorunlarımızla ilgilense iyi olur.

Komplo teorisi
Size şimdi biri sizin lehinize diğeri aleyhinize olabilecek iki konudan söz etmek istiyorum. Konumuz parkomat.
İlk önce lehinize olabilecek olanı söyleyeyim. Aracınızı Karasu’da bir yere çektiniz ve parkomat fişi yazıldı. Siz de ödemeden gittiniz ve akşam HGS hesabınızdan para çekilecek. Ama siz aynı anda yola çıktınız ve Kuzey Marmara’dan başladınız, Orhangazi Köprüsü falan derken İzmir’e kadar gittiniz. Haliyle hesabınızdan binlerce lira daha düşmesi lazım. Ama sizin aracınız o gün Karasu’da yol kenarında görünüyor. İtiraz edemez misiniz?
Denenebilir.
İkinci ihtimal ise aleyhinize. Yine aracınızı parkomat olan yere çektiniz. Sonra fişi ödemeden gittiniz. Bu defa kaza yaptınız ve birkaç gün sonra kaskoya başvurdunuz. Kasko şirketi de bir inceleme yaptı ve aslında aracınızla kaza yaptığınızı söylediğiniz saatte aracınızın parkta olduğunu ve sizin de bu parayı itiraz etmeksizin ödediğinizi, dolayısıyla da kaskodan para koparmak için sahtekarlık yaptığınızı söyleyebilir mi? Söyleyebilir.
Bundan da Allah korusun.

HECATİ: Arkadaşın çocuğu özel üniversite mi kazanmış, özel üniversite bir müşteri şey öğrenci mi kazanmış? Bir şey dedi ama tam anlayamadım…

Exit mobile version