Emperyalizmin ruhu (1)

Hafızamızı biraz zorlarsak önce ABD’nin donanmasının üçte birini İran açıklarına konuşlandırdığını bu süreçte de İran’la ilgili egemen bir devletin onur ve şerefine, bağımsızlığına karşı uluslararası hukuk, nezaket ve en önemlisi de insani değerlere yakışmayacak efevari ve külhanbeyi söylemlerde bulunmaya başladığını hatırlarız.

ABD’nin kısa bir süre önce Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşini yatağından tartaklayarak almış olmanın mafyavari bir üslupla kendi ülkesine yargılamak için getirmenin mağrurluğu üzerlerindeydi.

ABD tahakküm altına alacağı, kaynaklarını sömüreceği ülkelerde önce kendine yakın bir yapı kurar, kısaca ülkenin insanlarını ülkelerine ihanet ettirir, mertçe vuruşmaktan kaçınır, daha sonra da emperyal duygu ve düşüncelerini o ülkeler üzerinde uygular.

1990 yılında Irak’ın değişik bahane ve gerekçeler bularak havadan bombalamış taş üstünde taş bırakmamış, 2003 yılında da karadan girerek satılmış Iraklılarında desteğiyle Saddam’ı devirmiştir. Daha sonra deli dolu ama 1974 Kıbrıs savaşında bize verdiği destekle ön plana çıkmış ve askeri eğitimini ülkemizde almış Kaddafi’yi devirmiştir. Daha dün de önce kardeşim dediğimiz daha sonra ‘Eli kanlı Esed’ olarak adlandırdığımız Suriye’yi karıştırmış ve kendine göre bir düzen kurmuştur.

Bu şekilde İsrail’in yayılmacılığının ve büyük İsrail projesinin önündeki taşları birer birer temizlemiştir. Dünyanın ateş gücü en yüksek ülkesinin sözde liderinin üslubuna baktığımızda şımarık bir çocuk karakteri olduğunu, diğer ülkelerin halklarını ve haklarını hiçe saydığını görmekteyiz zaten hiçbir insani, ahlaki ve vicdani değerlerinin olmadığını da Epstein dosyalarında anlamaktayız.

Bu mağrur ve şımarık havayla, emredici üslupla İran’ın anahtarlarını istiyordu. Nükleer silah programından vazgeçeceklerini, balistik füze de yapmayacaklarını konuşmak için masa kuruldu. Masa dağılmadan da bir sabah ansızın küçük finosuyla saldırıya geçti. İlk saldırı da tek hedef adam öldürmekti. İran’ın pek çok üst düzey devlet adamını öldürdü. Okullara hastanelere saldırarak son sayı 165 çocuğun ölümüne sebebiyet verdi. İran’ın meşru dini liderini öldürdü, yerine yenisini de kendisinin seçmesi gerektiğinden bahsetmeye ayrıca İran petrolüne ve doğal gazına nasıl el koyulacağından bahsetmeye başladı.

Fotoğrafa baktığımızda Irak’ın, Libya’nın, Suriye’nin niye karıştırıldığını daha net görüyoruz. Bu ülkeler eski halleriyle yerlerinde dursalardı, İsrail ve ABD böyle davranabilir miydi? İsrail’in para ve ateş gücü var ancak bir kara savaşına girebilir mi, girse ne kadar dayanabilir? Şehirlerine düşen füzelerden sonra ülkeden kaçan kaçana, İran’a baktığımızda ise yurt dışında olan İranlılar dahi ülkelerine dönmenin yollarını arıyor.

ABD’nin güvendiği dağlara kar yağıyor; bir iç çatışma, ayaklanma beklerken değişik etnisiteden insanlar birbirine kenetleniyor. Daha önce pek çok kez yazdım İran’da 45 milyon Türk yaşıyor ve bunlar İran’da egemenler. İran’da hem cumhurbaşkanı hem de dini lider Türk kökenli. İran’ı tarihte de İlhanlılar, Gazzeliler, Selçuklular, Akkoyunlular Karakoyunlular, Safeviler, Avşarlar ve Kaçarlar yaklaşık dokuz yüz seneyi geçkin süre yönetti.

DEVAM EDECEK..

Exit mobile version