Adını şehre veren sular

Eskişehir’in Çifteler ilçesinin Sakaryabaşı denilen yerden berrak mı berrak durumu duru bir su çıkar. Buradan çıkan su önce Bardakçı suyu sonra Seydi su ve Sarısu ile birleşerek güneydoğuya doğru akar. Çakmak köyü yakınında Ankara-Eskişehir arasındaki sınırı oluşturur. Sonra yönünü kuzeye çevirir kıran harmanı denilen yerde porsuk çayı ile birleşir. Sarıyer barajından sonrada batıya doğru yönelir.
Porsuk çayı da iki koldan oluşmuştur. Birincisi ana porsuk çayıdır. Murat dağından doğar. Diğer kol ise Kütahya’nın batısından gelir. Şehrin kuzeyinden geçer bu iki kol birleşerek Eskişehir il sınırında Kalburcu çiftliğinden geçerek Kargın deresi, Ilıca su, Mollaoğlu deresi, Sarısu keskin ve Muttalip Dereleriyle birleşerek Sakarya nehrine yaklaşırken Porsuk çayını da içine alır.
Bu şekilde taşıdığı su miktarı artan nehir, geçtiği topraklara daha fazla bereket vermek için ana gövdesi ve kolları üzerinde Sarıyer, Musaözü, Gökçe köyü ve Dodurga barajlarının gövdelerine de su taşır.
Doğduğu topraklardan aldığı şifalı suları geçtiği topraklara bereket olarak sunarak 824 km kah çağlayarak, kah çağıldayarak bazen de nazlı nazlı akarak ilçemizde Yenimahalle’de denize deryaya karışır.
Ülkemizde içerisinden nehir geçip de bu nehirle bütünleşen şehirler parmakla gösterilecek kadar azdır. Bunda biz Anadolu halkının göçmen olması evveliyatımızın Yörük olması, yerleşik hayata yeni geçmemiz gibi nedenler etkilidir.
Güneyde depremde ağır yaralar alan Antakya Asi nehrinin iki yakasında kurulmuştur. Lübnan’da Beka vadisinden aldığı suları Antakya’da Akdeniz’de buluşturur Asi nehri. Antakya halkıda bu zenginlik ve güzellikten yararlanmasını kısmen de olsa bilmiştir.
Yine içinden geçen Porsuk çayı çevresinde yaptığı düzenlemelerle örnek bir şehir haline gelen Eskişehir bu konuda tam bir tarih yazmıştır. Zaten kadim bir şehir olan Eskişehir bu konuda porsuk çayı çevresinde ve ana yatağında yaptığı düzenlemelerle insanlarına plajı getirmiş çay üzerinde de keyifli ve eğlenceli tekne turları imkanı sunmuştur. Bu çalışmalar bir model oluşturmuş her gün binlerce insan bu güzellikleri görmek için akın akın şehre gelmektedir.
İki dağın arasında bir vadide Kızılırmak nehrinin iki yakasında konuşlanan şehzadeler şehri Amasya, Kızılırmak nehrinin nimetlerinden yararlanan şanslı şehirlerimizden bir tanesidir.
Bütün Avrupa’da hemen hemen bütün büyük şehirler nehirlerin iki yakasında kurulmuştur. Roma -Tiber’in iki yakasında, Floransa ve Pizza – Arno’nun, Budapeşt’te – Viyana, Belgrad – Tuna’nın, Paris Sen nehrinin, Köln Ren nehrinin vb. Nehirler bir nevi bu şehirlerin varlık sebebidir. Nehir etrafındaki düzenlemeler nehirlerin ulaşıma, taşımacılığa, turizme dolayısıyla da ekonomiye çok ciddi derecede katkı yapmasını sağlamaktadır.
Mısır’a baktığımızda güneyden kuzeye bütün şehirler Nil nehri etrafında bir tespih gibi dizilmiştir. Asvan, Luksor, Kİna, Kahire ve Nil deltasında kurulu İskenderiye. Kısaca Nil varsa şehirler vardır, Mısır vardır. Yani Nil, Mısır halkı için hayat kaynağıdır.
Gelelim içinde yaşadığımız, işimizi kurduğumuz, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini aradığımız ilçemize. Bütün dünyada pek çok örneği varken su hayattır, su yaşamdır, su güzelliktir ilkeleri egemenken biz ta 824 km öteden kah coşkulu kah nazlı akarak ilçemizde denize kavuşan Sakarya nehri üzerinde hangi düzenlemeleri yaptık, yapabildik. Bu konuda hangi örnek eserler oluşturduk? (Devam edecek…)






