Doğalgaz işi aksıyor mu

Modernleşen dünyada doğalgaz lüks müdür ihtiyaç mı? Eğer hepimiz aynı vergiyi veriyorsak aynı derecede hizmet bekleme hakkımız var.
Karapınar’da yaşıyor olabilirim ama Beyoğlu’ndaki adamla aynı bedeli ödüyorsam ben de aynı hızda internet talep edebilirim.
Doğalgaz da bu şekilde aslında. Ankara’nın göbeğindeki adam ile aynı ülkenin vatandaşıysak aynı şekilde doğalgaz da talep edebilmeliyiz.
Şartlar ile olması gerekenler birbirine benzemiyor ve bunları uyuşturmak gerekiyor. Buna eyvallah. Biz coğrafi olarak dezavantajlı doğmuş olabiliriz. “Coğrafya kaderdir” dedikleri gibi…
Karasu’da ve Kocaali’de doğalgaz gelecek diye pek çok kişi heyecanlandı. “Köy” diyemediğimiz için “Kırsal mahalle” diyip gadasını aldıklarımız, kırsal mahallelere doğalgaz geleceği ile ilgili vaatlere uygun olarak çalışma yaptı. Teslimiyet de oluştu. Hemen herkes doğalgaz dönüşümü için hazırlandı. Evlerden sobalar atıldı. Kaloriferli olanlar da doğalgaza hazır hale getirdi ve kalorifer kazanları atıldı.
Şimdi…
Şimdi yaz bitti. Havalar bu haftadan itibaren soğumaya başlayacak. Pek çok kişi abonelik işlemi dahi yapamadı. Gaz da verilemiyor normal olarak.
Bununla ilgili Karasu ve Kocaali Belediyeleri öncülük ettiği için vatandaşlar belediyelerin kapısını çalıyor ama işin aslı öyle değil. Karasu ve Kocaali Belediyeleri taahhütlerini yerine getirmiş. Aradaki bürokratik işlemlerin hızlanması dışında bir sıkıntı yok.
Peki bürokratik işlemlerin bugüne sıkışmasının nedeni ne?
İlk defa mı bir yere doğalgaz verilecek?
Sebep ne olursa olsun mevcut durumun bir an önce düzeltilmesi ve vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor. İnsanlar devlete güvendikleri için soğukta kalmamalı…
Sizin bürokratik anlaşmazlığınız devletin itibarından daha önemli olamaz.
Susuzluk sorununun çözümü
Karasu ve Kocaali’de geçtiğimiz sene bir su sıkıntısı yaşandı. Sıkıntının her ne kadar kuraklıktan kaynaklandığı söylense de öngörü eksikliği olduğu gün gibi ortada.
Okullar açıldığı gün aniden yerden su fışkırmadıysa neden sular tazyikle akmaya başladı? Demek ki kuraklıktan daha etkili bir detay var. O da nüfus artışının öngörülememesi.
Su kesintilerinin son günü okulların açılmasından bir gün önceydi, hatırlıyorsanız.
Şimdi gelelim çözüm konusuna. Çamdağı Barajı işi biraz olsun hafifletecektir. Ama barajın bitirilmesi sanıldığı gibi bugünden yarına olmayacaktır.
Baraj henüz bütçedeki yerini aldı. Bunun pek çok aşaması olacak. Sonunda suyun verilmesi birkaç ay olamaz. Birkaç yıl olabilir.
Onun için seneye de susuzluk çekilebilir.
Biz Kızılderili atasözü der ki, “Susadığınızda kuyu kazmak için geç kalmışsınızdır…”
O zaman Karasu’da şimdiden artezyen kuyuları açılmalı ve temiz su arayışı yapılmalı. Karasu’nun batı bölgesinde vurulan sondajlardan çıkan su kullanılabilir değil. O zaman doğu ya da güney tarafa yönelmek lazım. Elbette sondaj kuyularının, şebekeye verilmesi de  ciddi bir adım. Bunların da iyi hesap edilmesi gerekiyor.
Bu nedenle su eksikliğini gidermek için harekete geçilmesi gereken ay ağustos değil… Mümkün olan en yakın zamanda sondaj çalışmalarına başlanmalı, sadece Çamdağı Barajı’na bel bağlanmamalı. Darıçayırı Barajı için de ısrarcı olunmalı. Yoksa daha çok susuzluk çekeriz biz…
Rezerv alan
Karasu’da Başbuğ Alparslan Türkeş Parkı ile Terminal arasındaki alanda rezerv alan çalışması yapılması gündemdeydi. Yani bu alanda yeni bina yapılmasına müsaade edilmeden, topyekun bir çalışma başlatılacaktı. Bu şekilde tüm ülkede örnek olabilecek bir saha açılacak, depreme karşı da kalıcı bir tedbir uygulanmış olacaktı.
Karasu’nun küme halindeki yüksek katlı binalarının bulunduğu alana tek elden imar uygulaması yapılacak, bu şekilde şehrin güzelleşmesi ve nefes alması sağlanacaktı.
Ancak elbette bu işin bir maliyeti ve beraberinde külfeti de var.
Onca insanı ikna etmek, onca binayı yıkmak ve sonrasında imar değişiklikleri ile yeni hak sahiplerine durumu anlatmak, herkesi ikna etmek ve sonunda da yeni yapılar yapmak yıllarca sürecek bir adım.
Alt tarafı denizdeki 675’liklerdeki insanları bir başka arsaya ikna etmeye çalışıyorsunuz ama onda bile bin tane sorun çıkıyor.
Pek çoğunun üstünde yapı bulunmayan imarsız arsa yerine bir başka yerde imarlı arsa öneriyorsunuz vatandaş onda bile ikna olmuyor. Siz burada rezerv alan çalışması yapıp, vatandaşa yıllarda şimdi oturduğun evden uzaklaş demiş oluyorsunuz.
Evet bir deprem olsa Karasu’nun en zor çalışılacak sokakları bu rezerv alanında. Evet o caddelerdeki binalar çok eski. Evet orası dönüşüme en uygun alan.
Ancak Türkiye bütçesi içinde Karasu’ya bu kadar büyük para harcanmasını beklemek hayal olabilir.
Ben bu uğraşı kıymetli buluyorum ancak… Uygulamada yaşanacak sıkıntıların da farkında olunmasını hatırlatmak istiyorum.
Fındık fiyatları
Ferrero Türkiye’den fındık almayacağına ilişkin haberi yalanladı. Yalanlaması ya da doğrulamasından daha önemli bir şey var, piyasayı bulandırdı.
Amaç hasıl oldu yani.
Bir tane firma bir ülkeye kafa tutuyor. “Sizin fındığınızı almazsam değerini düşürürüm” demiş oluyor.
Hadi bunu dedi, bizimkiler de bu konudaki haber yalanlanınca konunun kapanmasına müsaade ediyor.
Milyonlarca insanın alın teri, zenginin el kiri ediliyor. Adamlar, 12 ayın bir çiçeği diye adlandırdığımız alın terimizin üstünden spekülasyon yapmakta bir beis görmüyor.
Bizim devletimiz de “Biz fındığı bundan sonra belli miktarda satıyoruz, dünya piyasasını sübvanse ediyoruz” demiyor. Bir firmanın Türkiye’den bu kadar fındık almasına izin vermek tekel oluşmasına imkan sağlıyor.
İndirim günlerinde marketten aynı üründen ikincisini almak yasakken, Türkiye’den fındığı tek başına almak serbest.
Marketteki indirim ürünü kadar değeri olsaydı bari, alın terimizin…
HECATİ: Erkekler kadınları yönettiğini sanır. Ama kadınlar yönetmenleri bile yönetir…

Exit mobile version