Bunları da konuşalım

Malumunuz bölgemizin hatta Türkiye’nin en önemli projelerinden biri takdir edersiniz ki Melen Barajı projesi. Büyük ve önemli olması ve şu anki durum itibariyle, İstanbul’a sağladığı su kalitesi ve su miktarıyla büyük işler başarmasına rağmen hak ettiği ilgiyi görmeyen sayılı projelerin başında geliyor. Sık sık da eleştirilerin odağında yer alıyor. Gövdede oluşan çatlaktan dolayı sekteye uğrayan proje henüz tamamlanamadı. Hatırladığımız kadarıyla yaklaşık üç yıl kadar önce başlatılan revize çalışması şirketin talebi ile sonuçlanmamıştı. Daha sonra, daha doğrusu geçtiğimiz yılın ikinci yarısında bir ihale süreci daha başlatıldı.
Velhasıl daha önce birçok kez projenin önemli olduğunu toplumun ve siyasetin her kesimi tarafından desteklenmesi gerektiğini söylemiştik. Tabi öyle olmayacağını biliyorduk. Özelikle son altı yıllık dönemde özellikle projenin asıl sorumlusu İSKİ tarafından hiçbir sahiplenme olmadığı gibi her fırsatta da siyasi rant meselesi haline getirildi. Daha önce birçok kez İSKİ’den yetkililer gelip ziyaret etti. Hatta belediye başkanlığı düzeyinde de ziyaretler oldu. O zaman da söylemiştik şimdi de söylüyoruz. Konuşup gidildi. Neydi efendim, mesele sadece barajdı, sadece suydu, sadece barajın aksamasından dolayı elde edilen siyasi rant malzemesiydi.
Geçtiğimiz hafta içi de İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa beraberlerindeki kurum yetkilileriyle birlikte baraj bölgesine gelip incelemede bulundu. Bu arada bu tür ziyaretlerin nasıl bir gizlilik derecesi var onu da çözebilmiş değiliz henüz. Mesele İstanbul’dan ziyade, bölgenin meselesi olmasına karşın bölge basınının genelde bilgisi olmuyor. Ziyaret bittikten sonra haber ilgili yerlere servis ediliyor. Bizler de etik gereği kullanıyoruz.
Başkanvekili Nuri Aslan’ın açıklamasının kendileri tarafından servis edilen video haberden birkaç kez dinledim. Barajın bitmemiş olmasından dolayı yaşanan sıkıntıyı özetlemiş. Yapılan üç adet terfi merkezinin su kullanımına yaptığı katkıyı özetlemiş. Günlük 750 Bin metreküp su verildiğini ve toplamda da 123 milyon metreküp suyun İstanbul’a verildiğini özetlemiş. Bu arada 750 Bin metreküp suyu hafife almamanız gerektiğini belirtmek isterim. Bunu yazmadan önce internetten araştırdım. İstanbul’da şu ana dek en yüksek su tüketimi 2025 yılı Temmuz ayında günlük 3 Milyon 750 Bin metreküp olarak gerçekleşmiş. Ve bu halen kayıtlarda rekor tüketim olarak bulunuyor. Yani Melen’den İstanbul’a tüketimin beşte biri kadar su gidiyor. Tek başına bu katkı bile takdir edilmeye değer.
Yani İstanbul bizim kullanabileceğimiz sudan her gün 750 Bin metreküp suyu rezervlerine dolduruyor. Bu kadar suyu İstanbul’a vermek yerine biz kullansak su diye bir derdimiz kalmaz. Melen kirlenmez, balıklarımız ölmez. Zira son iki yıldır yaşadığımız susuzluk ayan beyan ortada. Melen her yerinden yürüme karşıya geçilecek kadar kurumaya başladı. Maden Deresi kurudu. Doğal dengemiz iyiden iyiye bozulmaya başladı. Bence bölge halkı olarak en verimli kaynağımızdan alınan suyun bir yerde dengelenmesi için bir şeyler yapmamızın zamanı geldi.
Öte yandan barajın bölgemize verdiği hasarları ve alınamayan önlemleri de konuşmak durumundayız. Mesela geçtiğimiz yıl Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Melen kenarında açıklamalarda bulunmuş, İSKİ’ye ait olan su havzasının korunması kapsamında Melen’e sınır köylerdeki kanalizasyon sistemlerinin yapılması gerektiğini söylemişti. Bunu da birkaç kez İSKİ’nin yatırım programına alınmasına rağmen yapılmadığını söylemişti. Bildiğimiz kadarıyla herhangi bir adım atılmadı. Barajdan dolayı yok olan mahalle yollarımız yine aynı kurum tarafından yapılacaktı, yapılmadı. Yol işleri belediyelere, karayollarına ve DSİ’ye bırakıldı. Havza etrafında bulunan mutlak koruma bandı da yine İSKİ’nin sorumluluk alanıydı. Yüzlerce Kocaalili vatandaşa mutlak koruma bandındaki alanlara yapı inşa ettiği için cezalar kesildi. İSKİ mutlak koruma bandının tamamını istimlak edemeyeceğini açıkladıktan sonra yasal düzenleme yapıldı alan daraltıldı ama istimlaklar yapılmadı. Aynı zamanda mutlak korumada arazisi olan üreticilerin ilaç gübre gibi tarım ürünü kullanmaları yasaklandı.
Velhasıl bugün baraj bitmedi diyenler her gün 750 Bin metreküp suyu alıp kullanıyor ama Kocaali de yerinden edilen binlerce vatandaşı konuşmuyor, kalkan dört köyü konuşmuyor, Melen’e aktığı söylenen atık suları konuşmuyor. Yapmadıkları yolları, istimlak etmedikleri arazileri konuşmuyor. Melen’de su çekilip balıklar ölmeye başladığı zaman hiç sesleri çıkmıyor. Her gün 750 Bin metreküp suyu çekerken biz Melen’den bir kova su alıp bahçedeki biberin, domatesin dibine dökemiyoruz. Beyefendiler bunu konuşmuyor.
Geçen sene Melen’de su 1 metreye düştü. Halim muhtarın açıklaması haber oldu. Muhtar dedi ki “Melen çöktü ama hala yüksek miktarda su çekiyorlar”. İSKİ bu konuda hiçbir açıklama yapmadı mesela. Aynı suyu çekmeye devam ettiler.
Yani mesele bölgenin ne olduğu değil. Onlar yeter ki suyu çeksinler. Bir de iki ayda bir gelip baraj bitmedi diye haber yapsınlar. Bölgedeki vatandaş mağdur olmuş, yolu gitmiş, bahçesi gitmiş, Melen de su bitmiş, Melen’e kanalizasyon karışmış, balıklar ölmüş… Hiç umurlarında değil… Öyle ya! Konuşacaksak bunları da konuşalım. Sağlıkla kalın…






