Köşe Yazıları

Boğulmak dışardan boğulmak gibi görülmüyor

Boğulmak dışardan boğulmak gibi görülmüyor

Boğulan insanlara ait görüntüler dikkatle analiz edildiğinde çarpıcı gerçekle karşılaşıyoruz… Boğulma anı kesinlikle Hollywood’un bize yansıttığı gibi değil!

Yaz ayları ile beraber boğulma haberlerinde de artış var.

Nerdeyse tamamımız serinlemek için bir şekilde nehre, göle, denize, okyanusa giren insanlardan olduğumuz için de hepimizi bir yandan rahatsız ederken bir yandan da ilgilendiren haberler bunlar.

Hele de birbirini kurtarmaya çalışırken art arda boğularak trajediyi daha da derinleştiren aynı aileden kurbanlara ilişkin olanları…

Boğulma anına ilişkin görüntüler de üç aşağı beş yukarı aynıdır kafamızda. Suda boğulmaya başlayan kişi çırpınmaya ve bağırarak yardım istemeye başlıyor.

İki şey oluyor ondan sonra kafamızdaki senaryoya göre: Ya çırpınıp bağırıp yardım isteyen kişi boğuluyor ya da yardım isteğine karşılık veren biri tarafından kurtarılıyor.

Filmlerde, haberlerde, televizyonlarda tekrar tekrar seyrettiğimiz için de boğulma olayına çok vakıfız sanıyoruz.

En azından nasıl cereyan ettiğine. Sahilde, nehirde birinin boğulmakta olduğunu hemen anlarız, değil mi? Maalesef değil.

Boğulmanın nasıl gerçekleştiği konusunda televizyonlardan, sinemalardan beynimize kazınan görüntü tastamam yanlış.

Çocuklarının üzerine tir tir titreyen bir anne baba, beraber yüzdüğü yavrusunun boğulmakta olduğunu anlamayabilir.

Maalesef boğulma düşündüğümüzden çok daha korkunç olmakla beraber düşündüğümüzden kat be kat sessiz gerçekleşen bir vakadır.

Mevzuya can yeleği giydirmeden önce bir vakayı aktarayım.

Kendi adıyla yayın yapan web sitesinden teferruatlı bilgi alabileceğiniz deniz güvenliği uzmanı Mario Vittone, şimdilerde kaptanlık yapan bir eski cankurtaranın başından geçen o meşhur olayı anlatıyor.

Kaptanımız, elbiseleriyle tekneden atlayarak 15 metre kadar uzakta yüzmekte olan aileye doğru hızla yüzüyor.

Kaptanın bu paniğine anlam veremeyen ve şaşkın şaşkın ne yaptığını soran ebeveyni geçip, anne-babasına sadece 3 metre mesafede boğulmakta olan 9 yaşındaki kızı suyun altından çıkararak boğulmasına engel oluyor.

Baba, hemen yanı başındaki kızının boğulmakta olduğunu fark etmiyor bile. Çünkü en ufak bir ses, çırpınma yardım çağrısı yok.

Şükür ki kaptan boğulan kişiyi uzak mesafeden bile fark etmesini sağlayacak tecrübeye sahip. Anne babanın ise boğulmanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin bütün bilgisi televizyonda filmlerde gördükleriydi.

Tam 19 yıl ABD sahil güvenlik teşkilatında cankurtaranlık yapan Vittone, bütün tecrübesi boyunca öğrendiği en büyük gerçekle ilgili şu mesajı veriyor, ‘Boğulmak, dışarıdan boğulmak şeklinde gözükmez’ Bundan yaklaşık 40 sene önce, New York’un meşhur plajlarında cankurtaranlık yapan Frank Pia adlı bir genç, bu gerçeği fark ediyor ve daha o yıllarda bunun üzerine gidiyor.

Pia, bugün bile cankurtaranların tekniklerini öğrendiği özellikle de boğulmakta olan kişiyi yüzerek sahile taşıma tekniği olan ‘Pia Carry’ tekniğine adını veren kişi.

O yıllarda bir öğrenciye para ödeyerek 16 milimetrik kamerasıyla plajdaki boğulmak üzere olanların ve onların kurtarılmasını filme kaydettiriyor.

Bütün görüntüleri dikkatle analiz ettiğinde çarpıcı gerçekle karşılaşıyor: Boğulma anı Hollywood’un bize yansıttığı gibi değil kesinlikle.

Boğulanların neredeyse hiçbiri bağırmıyor ve yardım istemiyordu.

Çok sessiz ve çok hızlı, çoğunlukla etraflarındakilere hiçbir şey söyleyemeden, sadece yüzeyde kalabilmek için en fazla 1 dakika mücadele ettikten sonra boğuluyorlar.

Çocuk yaştakilerde ise bu nerdeyse sadece 20 saniye sürüyor.

Boğulanın etrafındakilerin boğulma olayının gerçekleşmekte olduğunu fark etmemeleri istisna değil kaidedir, diyen Pia tesadüfen kaydettikleri bir vakayı anlatıyor: Bir defasında 12 yaşlarında bir erkek çocuk boğuluyordu.

Hem de yanında onu korumak için yüzen bir yetişkin olduğu halde. Çocuğun gözlerinde yanındaki yetişkine baktığını görebiliyorsunuz. Ancak yetişkin yüzmeye devam ediyor. İlgisiz olduğu için değil, sadece çocuğun boğulmakta olduğunu fark etmediği için…