Sakarya

BİZ NE YAPALIM?

Biz ne yapalım
Fındık yok, onanının randımanı düşük. Randıman yüksek olsa ölmüş eşek fiyatına satılıyor. Yani neresinden tutsanız elinizde kalan bir durum var ortada.
Bir de fındıkçıya akıl verenler var. Babaannem “akıl lazım değil bana para ver” derdi. Tam da o noktadayız.
Yok zamanında kokarca için ilaçlama yapılmamış, Şili’de fındık üretilmiş, bizim fındık da o kadar çok değilmiş…
Aslında devlet iyi para vermiş de vatandaş fındığını erken pazara indirmemeliymiş.
Kardeşim fındık parası işçi parasına yetmiyor. Ben de dahil olmak üzere pek çok vatandaş fındığını toplamaktan vazgeçti.
Fındığı piyasaya indirmek değil dalından bile indirmedik. Geçen senelerde sahneye çıkıp, laf ola beri gele konuşanların sesi de kısılmış durumda. Ama halen utanmadan çıkıp çiftçiye akıl verenler, istikamet çizenler de yok değil. Önce fındığın ekim ayında artacağını söylüyorlardı. Baktılar bir şey çıkmadı. Bu defa da aralık demeye başladılar. Kemal Sunal’ın filmindeki gibi, şunun şurasında yılbaşına ne kaldı…
Kardeşim Allah aşkına bu fındık üreticisinin haline bir bakın. Geçmişe sövmek, çiftçiyi eleştirmek veya çiftçinin emeğini görmezden gelmek yerine, bundan sonra ne yapılmalı diye bakalım.
“Geçmişte sizin dedeleriniz ormanları katletti, fındık dikti, size de oh olsun”, “Fındığı zamanında ilaçlasaydınız, kokarcadan kurtulurdunuz”, “İhtiyacınız kadarını pazara indirin, piyasayı dengeleyin”, “Bu para neyinize yetmiyor, gözünüze dursun” dışında söyleyecek sözünüz varsa söyleyin. Yoksa yalandan konuşup da kendinize buğz ettirmeyin.
Peki bu arada biz ne yapalım?
Oturup kara kara düşünmek, kaderimize razı olmak falan işi çözmüyor. Ben gazeteci olarak yazıyorum. Siz de ulaşabildiğiniz yerlere ulaşın. Fındığınızı yok pahasına satmayın. Duyurabildiğiniz kadar sesinizi duyurun. Hakaret etmek zorunda değilsiniz. Hak aramak isyan değildir. Atalarımız “ağlamayan bebeğe meme vermezler” demiş.
Hiçbir şey yapamıyorsanız sosyal medyadan sesinizi duyurun.
Ama…
Sesinizi duyurmak adına sizin emeğinizi kullanmaya çalışanları, sizin sesinizin arkasına saklanıp siyasi amaç güdenleri de dikkatle inceleyin. Emeğinizi birilerinin çalmasına müsaade etmemeye çalışırken bir başkasının sömürmesine de izin vermeyin.

SATSO seçimleri
Seçimler demokrasinin vazgeçilmez eylemleri. Ama ben her seçim döneminde insanlardan biraz daha nefret ediyorum. Bu kelimeyi yazmak istemezdim ama gerçekten nefret ediyorum.
Basın mensuplarına her bilgi biraz daha sansürsüz biraz daha çıplak geliyor. Çıplak derken gerçekten çıplak geliyor.
Haliyle bilmemeniz gereken, bilmenizin topluma olan saygınızı yitirmenize neden olacak pek çok bilgi seçim zamanlarında geliyor.
Çoğu illegal yolla elde edilmiş, görmeye tahammül edemeyeceğiniz şeyler…
Her seçim döneminde ama… Sadece bu seçim için değil. En basit bir dernek seçiminde dahi olmadık şeyler ortaya dökülüyor.
SATSO seçimleri öncesinde de benzer şeyler önümüze gelmeye başladı. Biz basın ahlakı ve kendi ilkelerimiz doğrultusunda bu tür bilgileri haber olarak görmüyoruz da…
Siz neden bu kadar kendinizi düşürüyorsunuz?

Bu yıl zor geçecek
Karasu ve Kocaali’de temel geçim kaynakları fındık, inşaat ve turizm…
Bu sene üç ekonomik argüman için de verimli bir yıl olmadı. Ülkenin genel ekonomik durumundan dolayı, inşaat ve turizmde sıkıntı yaşanıyor.
Fındığın durumu hepimizin malumu. Bu durum genel ekonomik duruma sirayet edecek. Bundan nasibini beyaz eşya satan da alacak, düğün salonu da lokanta da…
İnsanlar tasarruf edebileceği her alanda kemerleri sıkmak durumunda. İki ayakkabı alıyorsa bir tane ile idare etmeyi deneyecek. Lüks sayılanlardan tamamen, kısmen lük sayılanlardan ise bir nebze fedakarlık etmek zorunda kalacak.
Onun için herkesin bu ekonomik öngörüye sahip olmasını ve hesap yaparken ekonomik sıkıntı yaşanabileceğini peşinen kabullenmesi gerekiyor.

Düzce’de kaç cami var
Ben doğdum bittim Karasu ve Kocaali’ye Düzce’den cami yardımı istemeye gelirler. Gelenler de genelde aynı tipler. Bu kişilere farklı il ve ilçelerde yardım toplama hakkını kim veriyor bilmiyorum. Hastanız oluyor, valilik size ilaç için zor izin veriyor ama cami yaptıracağım dediğinizde elinizde makbuzla Türkiye’nin her yerini gezebiliyorsunuz…
Geçenlerde TÜİK Türkiye’deki cami sayılarını açıkladı. Düzce’de cami sayısı 685. Nüfusa oranladığımızda 605 kişiye bir cami düşüyor. Döndüm Sakarya’daki cami sayısına baktım. Bizde 1343 cami görünüyor. Nüfusa oranı ise 836 çıkıyor. Yani biz Düzce’den daha kötü durumdayız. Eğer bir yere cami yapılacaksa ve biri yardım isteyecekse bizim istememiz daha doğru olur.
Bundan sonra Karasu’dan ve Kocaali’den Düzce’ye gidilip yardım istense yeridir…