Köşe Yazıları

Bir şey olmak

Bu ülkede bir şey olmak öyle basitleştirildi ki sormayın gitsin. Birer balon gibi şişirildiler şişirildiler   ve sonunda balon patladı patlayacak! Değerli okuyucular elinizi sallasanız bir şeye değiyor. O bir şey ne mi? Ehliyetsiz, liyakatsiz, adaletsiz, torpilli, kollanan vs vs ne varsa işte onlar…
Onlardan toplum katmanlarının en altından en üst makamına kadar ne varsa hepsi çöreklenmişler bir yerlere ve bir türlü bırakmak ta istemiyorlar. Ballı börek yiyorlar tabi bırakırlar mı? Türkiye’de işe yaramaz yüzlerce üniversite açtılar o okullarda yüz binlerce milyonlarca öğrenci okudu ve mezun oldu, hiç birisi alanında görev yapamıyor ama bilmem ne marketler zincirinde ya kasiyerlik ya sebze bölümünde çalışmak zorunda kalıyorlar.
İş bulanlar da ya felekten torpilli ya da Angara’dan… Sonra yetmedi onlarca spor akademisi açtılar o okulları bitirenler hoop antrenör oldular ya da öğretmen olmak için atama bekliyorlar. Yetmedi süper ligde hasbel kader top oynamış futbolcular daha futbolun en verimli çağında hooop antrenör kurslarına girip erkenden geleceklerini kurtarmak için antrenör oluyorlar.is bulmaları o kadar kolay ki ünlü futbolcu gurubundan olduklarından en öncelik onların oluyor yani. Deneyimmiş tecrübeymiş başarıymış bunların hiçbirinin nokta kadar değeri yok bu ülkede. Ehliyete liyakate adalete hakka hukuka hiç değinmiyorum bile.
Yani balon o kadar şişmiş durumdaki ha patladı patlayacak dediğim gibi. Bu işe yıllarını verenler her türlü zorluğa imkansızlığa ve üç kuruşa ve yine aynı zamanda valizleri çalıştıkları kulüpten her an kovulacakmış gibi kapının arkasında duranların bu ülkede nokta kadar değeri yok maalesef bilen bilir ancak. Bazı arkadaşların yazmaya çizmeye başlamadan yıllar önce bu konuyu defalarca işledim, konu yine bazı meslektaşlarım tarafından gündeme taşındığı için tekrar yazıyorum.
TFF ve TÜFAD, futbolu bırakır bırakmaz antrenör olunmasına izin veren saçmalığı süratle durdurmalı. Bir an önce yeni açılacak kurslara sınırlama getirmeli. Lisanslı aktif olan amatör ya da profesyonel oynayan sporcular kesinlikle antrenör kurslarına alınmamalı. Neye göre belli olmayan bir takım kriter adı altında uygulanan adaletsiz kurs katılım konusundaki puantaj sistemi kesinlikle kaldırılmalı. Antrenörlüğe baş vuran her kim olursa olsun herkes en alt kategori olan C kursundan başlamalı, çalışarak gelişerek yıllar içerisinde teknik direktör seviyesine gelmeli.
Yahu arkadaş antrenörlük bu kadar basit bir iş alanı olanı olarak görülmemeli ve bunun mutlaka önüne geçilmeli. Ülkede antrenör patlaması yaşanıyor. Çoğaldıkça işin değeri düşüyor, antrenörler iyice değersizleştiriliyor. Hal böyle olunca da antrenörler ve teknik adamlar bu piyasada var olmak için maalesef etik dışı davranışlara tenezzül eder hale geliyor. Herkes kursu bitirir bitirmez Angara’nın yolunu tutuyor ve bir millet vekili bakan, belediye başkanı hatta daha da ileri giderek yazıyorum, mecliste çaycılık yapan bir torpil arıyor.
Antrenörler, işi bildiğini iddia eden egosu yüksek, kendini teknik direktör yerine koyan Başkan ve yönetimlerin oyuncağı durumuna düşüyor. Neden çünkü onlar kendini kral sanıyorlar ve hatta ve hatta kendilerini Morinho yahut Guarrdilo yahut en büyük antrenör kimse onların yerine koyuyorlar ve antrenöre ihtiyacımız yok triplerine giriyorlar, niye? Para bende para, ee o halde başkan da benim yöneticide antrenörde…..
Bir sezonda beş altı antrenör kovan Başkan biliyor ki, piyasada bol miktarda değersizleştirilmiş istediği gibi kullanabileceği ucuza çalıştırıp kendi yaptığı kadroyu sahaya sürecek antrenörler var. Her istediklerini yapıyorlar bazı antrenörler ve hatta oyuncu kadrolarını bile onlar yapıyorlar ve ellerinde telefon zırt pırt şunu çıkar şunu al diye direktif veriyorlar, bir kısmı yönetici kartı ile daha girip oradan antrenörlük veya teknik direktörlük yapıyorlar sıkılmadan. Şimdi soruyorum Avrupa da neden her futbolu bırakan antrenör, teknik adam olamıyor. Çünkü çok ağır kriterler ve birtakım zorluklar var, çok ağır kurallar var. Kolay hiçbir şey yok. Ülkemizde bugüne kadar böyle gelindi, ancak bundan sonrası böyle gitmez, gitmemeli. Böyle gitmeye devam ettiği sürece çalışarak, emek harcayarak bir hayalin, bir hedefin, bir kariyerin peşinden koşmak artık imkansız olacaktır. Çünkü adil bir yarış yok, olmadı, olmayacakta. Kontrolsüz büyüme Türk antrenörlüğünün iflası demek.
Sağlık ve esenlikle…