Bilinmeyenli denklemler

Ülke olarak siyaseten kırk parçaya bölünmüş durumdayız, birinin Kara dediğine bir ötekimiz ak diyor, gri diyenler yada kırmızı mavi diyenler anında “hainlikle” suçlanıyor.
Yani bir kaç kesim, kişi-kişiler haklı da olsalar haksız da çıkıp benim yoğurdum kara diye iddia ediyor ve maalesef ülkenin yüzde atmışı yetmişi, bırakın ortaya çıkmaya cesaret etmeyi, yoğurdun aslında beyaz olduğunu söyleyebilmek için bile kılını kıpırdatmıyorlar…
Sıkıysa kıpırdatsınlar da görelim!
Siyasette durum bu, bu olmasına da sporda özellikle futbolda ülke insanımız kırk bin parçaya bölünmüş durumda ve hala da bölünüyor…
Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe-Trabzonspor maçındaki iptal edilen gol İçin ülke bir anda ayağa kalktı. Haliyle yazılı görsel basın ve medya hep bunu tartıştı, özelikle a Spor, ATV ve diğer üç dört kanal hariç hep bunu bangır bangır eleştirdi ve gündemde tuttu. Meşhur kulüp başkanları yine aynı kanallara bağlanarak demediklerini bırakmadılar. Fenerbahçe kulüp başkanı da boş geçer mi o da “baskın” şeklinde TFF’yi ziyaret etti ve özet olarak atadığınız bu hakem bizim yapacağımız seçim öncesi bana” komplo” kuruldu diye bağırdı, çağırdı…
Yani ülke olarak durumumuz ciddi anlamda vahim.
İptal edilen gol için bizim ülkemizdeki “karar yanlıştı” diyenlere cevap hakem uzmanlarından ve deyim yerinde ise bu işin en tepesindeki eğitim kurulundaki kişilerden geldi: “VAR’ın çağırması doğru idi, faul vardı ve gölün iptali doğru karardı.” Ve fakat son dakikalardaki Fenerbahçe’ye iddia edildiği gibi verilmeyen penaltılar için ise “VAR, müdahale etmemekte haklı idi ve kısa mesafede çarpma olayı idi ve penaltı değildi” diye 20 eylül 2025 tarihinde a Spor’a yazılı bir metin ile gönderdiler ve tabi anında TRT Spor’da haber toplumun bütün kesimlerine açıklandı.
Gelelim bu haftaya… Trabzonspor-Gaziantep FK maçında hakemin verdiği tam bir facia olarak değerlendirdiğim faulden sonra, Trabzonsporlu oyuncunun oyunu çabuk başlatıp takımını atağa çıkaran pozisyonu kesme olayına. Aman Allah! Ülke yeniden ayağa kalktık ama haklı olarak ve herkes bir anda uzman kesildi, yine yorumlar yorumlar…
Eee tabi bu kadar baskıyı yiyince TFF Başkanı durur mu… Bağlandı a Spor’a ve verdi veriştirdi hakeme.
“Bu işte kasıt var, çağırdım kendisini” diyerek yükü ve suçu sırtından atmaya çalıştı, beyhude bir şekilde.
Yani verdiği demeç ile iyice battı dibe doğru.
İşin tuhafı ne biliyor musunuz değerli okuyucular?
Trabzonspor Başkanı a Spor’a l, Federasyon başkanı a Spor’a, Dursun Özbek a Spor’a bağlanıyor…
Niye diğer kanallara değil de özellikle onlara?
Neyse mevzu o değil, kim nereye bağlanıyorsa bağlansın ama benim asıl sormam gereken soru şu.
Fenerbahçe ve Trabzonspor ikisi de bu ülkenin kulübü değil mi? Trabzonspor deplasmanlarında geçmiş yıllarda ve bu sezon Fenerbahçe’ye olan haksızlıklar, hepsini bir tarafa bıraktım, hatırlatmak bile istemiyorum çünkü milletin ekserisi balık hafızalı, çoktan unutmuşlardır.
Sadece son üç haftada hakemler nasıl etki altında tutulduklarının örneklerini vermek istiyorum.
Fenerbahçe-Trabzonspor maçıyla başlayalım…
Kırmızı kart herkes doğru diyor. Çizgiyi geçen ama tek kelime edilmeyen o pozisyon için herkes gol diyor…
Onuachu ikinci sarıdan beş defa atılmalıydı diyenler çok daha büyük çoğunlukta ama kimse Fenerbahçe’nin çizgiyi geçen golüne sıra gelince kimse de tık yok. Ve daha bir o kadar kartlık pozisyonlar, yine kimsede ses yok.
Yalnızca tartışılan ve iptal edilen sözde gol özünde faul olan Onuachu’nun pozisyonunda kimisine göre faul ve iptal doğru, kimisine göre Onuachu dirseği kalktığında temas olsa da faul yokmuş, kimisine göre var…
Peki bu pozisyon üzerinden eyyamcı medya, yapı iki hafta konuyu işledi mi işledi…
Peki neden net, yüzde yüz çizgiyi geçen gol olan pozisyonda bilen ya da bilmeyen hiç kimse konuşmadı. O malum medya neden bu çizgiyi geçen topu görmezden gelerek islemedi? Bir daha soruyorum neden acaba?
Gelelim Alanya maçında ve son dakikalarda Fenerbahçe’nin rakip alanda üç defa penaltılık pozisyon ve özelikle el ile müdahaleyi neden kimse konuşmadı, Neden federasyon başkanı a Spor’a katılıp “hakemi pazartesi çağırıyoruz” demedi…
Neden Fenerbahçe Başkanı a Spor’a çıkıp tehdit etmedi hakemi de, neden TFF’ye baskın şekilde çıkartma yaptı dersiniz?
Bilinmeyenli denklemler gittikçe çoğalıyor değil mi? O yüzden Türk futbolu giderek kaos ortamına sürükleniyor.
Ben size söyleyeyim değerli okuyucular, bu dakikadan sonra hiç bir hakem Trabzonspor maçında sağlıklı karar veremez…
Hiç bir hakem Trabzon maçlarına çıkmak istemez.
Evet Arda Kardeşler, bana göre de hakemliği bırakmalı, geçmiş yıllarda yaptıkları bariz ve uğrattığı hak gasplarını da göz önüne alarak, oyunlara müdahalesinden dolayı bırakmalı…
Ama bu gün değil.
Çünkü Federasyon Başkanı çok fevri davrandı ve işin içinde kasıt var ve ortaya çıkaracağım diyerek, TFF’ye yıllarca hizmet etmiş bir hakemi taraftarın önüne attı, kurbanlık koyun gibi.
Konuşmanın ve hakemliği bıraktırmanın yolu ve yöntemleri bu değildir değerli okuyucular.
En büyük hatası ise şu: Sen Federasyon Başkanı olarak bugüne kadar bıraktırmadıysan böyle hakemlere, bu şekilde hiç bıraktıramazsın…
Bir Trabzon maçından sonra Tv’ye bağlanıyorsan, “Federasyon’a çağırdım” dediysen, “kasıt var” dediysen, “gerekeni yapacağım” dediysen, ya Arda Kardeşler’e hakemliği bıraktırırsın, ya da bu dakika dan sonra sen Federasyon Başkanı olarak o koltukta oturamazsın.
Bu şu demektir Sayın TFF Başkanı, sen hakemleri etki altında tutup, bundan sonra Trabzon lehine karar verdirmeye çalışacaksın…
Toplumda bu algı oluştu sen daha Arda Kardeşler’le konuşmadan…
Bana göre Fenerbahçe ve Beşiktaş yönetimi hakemleri etki altında tutmaya çalışan bu Federasyonu istifaya davet etmeli.
Büyük oyunlar dönüyor daha da dönecek ve tarih tekerrürden ibarettir diyerek,
Sağlık ve esenlikle.






