Köşe Yazıları

Herkesin sorunu

Bundan birkaç gün önce sosyal medyada gezinirken ilçemizden bir gencimizin verdiği bir tepki paylaşımına denk geldim. Uzunca bir yazı paylaşarak yaptığı iş ile ilgili sıkıntısını dile getirmiş. Soner Aşcı kardeşimizden ve kendisinin verdiği tepkiden bahsediyorum.
Soner’i uzun yıllardır tanırım. Gerek sokakta olsun gerekse girip çıktığı ortamlarda olsun gayet saygılı, çevresine karşı duyarlı ve hayatını geçimini sağlamak üzere dizayn etmiş girişken bir kardeşimiz.
Son dönemde hemen hemen altı yedi yıldır da ilçemizde aslında eksiği olan bir sektörü canlandırmaya gayret ediyor. Hurda alım satım işinin yanı sıra mobilya beyaz eşya gibi ürünlerin ikinci el ticaretini yaparak kazanç elde ediyor. Önceden Hızar Mahalle yolu üzerinde bir dükkanda duruyordu sonra birkaç yer değiştirip Yayla Mahallesi’nde bir araziyi güzelce kapatarak işini devam ettirmeye çalıştı. Yaptığı işin çevreye görüntü kirliliği verdiğinin de gayet bilincinde. Bu nedenle çevresini iyice kapatıp çevreye verdiği kirliliği olabildiğince azaltmış.
Az önce dedim ya, Soner kişisel ilişkilerinde saygılı olduğu kadar çevresinde de duyarlı ve bir o kadar saygılı bir kardeşimiz. Bunu aynı zamanda işine olan titizliğinden de görebiliriz.
Her neyse Soner’in verdiği tepkinin özünde Kocaali’mizin kronik bir sorunu yatıyor aslında. Soner işletmesini işler hale getirip ruhsat için başvuru yapıyor. Ancak iş yerinin fiziki durumundan dolayı zabıta ekiplerimizce izin verilmemesi uygun görülüyor. Dolayısı ile hem ruhsat verilmiyor hem de iş yerinin kapatılması gündeme geliyor. Soner de diyor ki, “Bana yer gösterilmediği gibi, benim gösterdiğim yerler de kabul edilmiyor. Ben yasa dışı bir iş yapmıyorum. Alnımın teri, elimin kiri ile helal para kazanmaya çalışıyorum”.
Soner verdiği bu tepkide sonuna kadar haklı. Çarşı merkezindeki yerlerde dükkan açtı daha önce. Çocuğa önce yer verdiler, sonra şikayet edenler oldu. Mecburen girdiği yerlerden çıkmak zorunda kaldı. En son bulduğu yer de gayet güzel ama bu sefer de ruhsat engeline takılmış. Soner’in yerine olsam ben de aynı tepkiyi verirdim.
Velhasıl konuyu sosyal medyada çarpıtanların olduğuna da şahit oldum. Onlara diyeceğim şu ki, kendi egolarınız için hiç kimsenin ticaretini şahsiyetini veya onurunu kullanmaya kalkmayın. Sonunda zararlı çıkan siz olursunuz. Soner’în yaşadığı sorun ilçemizin, kuruluşundan günümüze kadar uzanan kronik hale gelmiş bir sorunudur. Dolayısı ile bunu siyasi egolarınızı tatmin etmek için kullanmayın.
Konu sokakta konuşulmaya başlandığında, verdiğimiz tepki Başkan Turan Yüzücü’nün devreye girip meseleyi çözeceği yönündeydi. Nitekim geçtiğimiz pazartesi günü Soner, ilçemizden bir esnaf kardeşimizle birlikte Turan Başkan’ı ziyaret ediyor. Turan Başkan devreye giriyor ve Soner’e, yeni bir yer gösterilmesi için talimat veriyor. Ben bunu Soner’i telefonla arayarak bizzat kendisinden öğrendim. Zaten olması gereken de buydu.
Şimdi, asıl olay şu ki Soner’in yaşadığı sorun sadece Soner’e veya hurdacılık işi yapan esnaflarımıza özel bir sorun değil. İlçe merkezinde ticaret yapan hemen herkesin sorunu. Tamirci, demirci, beyaz eşya bakım onarım işi, elektrikçi, fındık tüccarları gibi neredeyse tüm esnafımızın mustarip olduğu bir mesele. Bugün sokağa çıkıp, çevreye görüntü ve ses kirliliği veren iş yerlerini kapatmaya kalksanız yarısının kapısına kilit vurmak zorunda kalırsınız. Geçmişten gelen, kronik bir sorun bu. Çünkü zamanında bu işlerin planlaması yapılmamış. Çevreye şöyle bir bakın, ilçe merkezinde veya yakın çevredeki sorunlu iş yerlerinin neredeyse tamamı uzun yıllardır aynı yerlerinde duran iş yerleri. Gidecek başka bir yer olmadığı için mecburen çarşı içinde duruyorlar. Mesela demirciyi sahil kenarına gönderemezsiniz, motor tamircisini ipe sapa gelmez bir yere gönderemezsiniz ne yapacak adam. Mecbur olduğu yerde kalacak.