Sakarya

Felsefe ve tasavvuf

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Ocak Ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında İslam düşünce tarihinin en etkili isimlerinden İbn Arabi konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Programda konuşan Doç. Dr. Ercan Alkan, “İbn Arabi’yi doğru anlayabilmek için onu kendi zamanı ve coğrafyası içinde okumamız gerekir” derken, eserlerinde hadis ve kıraat alanındaki güçlü birikimin açıkça hissedildiğini vurguladı.
Fikir dünyasını aşan bir miras
Düşünce ve tasavvuf dünyasına ilgi duyan çok sayıda sanat ve kültür dostunu OSM’de buluşturan programın moderatörlüğünü Doç. Dr. Harun Kuşlu üstlenirken, Doç. Dr. Ercan Alkan konuşmacı olarak yer aldı. İbn Arabi’nin yalnızca bir mutasavvıf değil, aynı zamanda çağları aşan bir düşünce kurucusu olduğuna dikkat çeken Kuşlu, “Yaşadığı dönemi aşan bir kavrayışla varlık, bilgi ve insan ilişkisini yeniden düşünmemizi sağladı. Onu anlamak, çağın bütün bir düşünce iklimini anlamaktır” ifadelerini kullandı.
Endülüs’ten Şam’a uzanan bir yolculuk
İbn Arabi’nin yetiştiği entelektüel ortama vurgu yapan Ercan Alkan ise 12. yüzyıl Endülüs’ü, farklı dinlerin, kültürlerin ve ilim geleneklerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir coğrafya olduğunu dile getirerek, “Ailesinin ilmi ve sosyal çevresi, onun erken yaşta özellikle hadis ve kıraat ilimlerinde güçlü bir birikim kazanmasında etkili oldu. Onun metinlerinde sezgiyle akıl, rivayetle tefekkür yan yana durur. Bu yönüyle İbn Arabi’nin tasavvufu sistemli bir düşünce diliyle kurmuştur” diye konuştu.
İbn Rüşd ve düşünsel kırılma
İbn Arabi’nin genç yaşta İbn Rüşd ile karşılaşmasının düşünce dünyasında önemli bir eşik olduğuna dikkat çeken Alkan, “Bu karşılaşma, akıl ile keşfin, felsefe ile tasavvufun yüz yüze gelişini temsil eder. İbn Arabi, bu temasla birlikte kendi yolunu daha da belirginleştirmiştir” değerlendirmesinde bulundu. Program, İbn Arabi’nin yalnızca geçmişin değil, bugün hala diri kalan bir düşünce mirasının taşıyıcısı olduğunu hatırlatırken; söyleşi, katılımcıların soruları ve yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.