Köşe Yazıları

Kenan Tiryaki, “Ülkemizdeki koyun gibi sağılan çocuklarımız”

Eğitimsiz, dolayısı ile bilimden uzaklaşan ülkeler, biat kültürü ile yetiştiklerinden başlarına gelebilecek her olumsuz şeyleri “kadere kısmete” yüklerler ve işi yüce Tanrıya havale ederler. Mücadele edeyim sorgulayayım yahut araştırıp inceleyeyim diye bir sorunları yoktur bu kültürle yetişen bireylerin ve toplumların. Dolayısı ile bilimden fenden uzaklaştıkça tek tip bir insan nesli yetiştirilmeye başladı son yirmi yıldır. İki tane kansızın ülkemizin kalbi olan Ankara’nın ve Ankara’nın da kalbi ola TUSAŞ a yaptıkları kahpece saldırıda beş şehidimiz ve yirmi iki yaralımız var. Ee güney sınırlarımız yol geçen hani olunca kimin girip çıktığı belli olmuyor. Dolayısı ile terörist midir, ki bana göre yüzde doksanı öyle yoksa kaçakçı mıdır, uyuşturucu taciri midir, sapık mıdır yani ne olduğu belli olmayan ve üstelik hangi milletten olduğu da belli olmayan kaçaklar ülkemize girince, işte bu teröristler kalbimize kadar girip beş vatandaşımızı katlettiler. İşin garibi ise batıya açılan sınır kapılarımızdan nerede ise kuş uçurtulmuyor ne hikmetse, neden acaba? Geçtiğimiz Cuma günü namazından çıktık çay ocağında çay içip sohbet ederken konu açıldı ve laf lafı açtı. Sakallı yaşını başını almış bir hacı amcamız bu olayı “kader, yazgıları böyleymiş“ diyerek işi yine Allah’a havale etti. Cevabını aldı almasına da ülkemizin getirildiği ve geldiği içler acısı durumu bir kez daha net bir şekilde ortaya koydu. İşin tuhafı lise çağındaki gençlerin de o hacı amcaya destek vermesi beni son derece üzdü. Şehitlerimize rahmet dileyerek konumuza geçelim. Ülkemiz de sadece içi doldurulmamış, içi boş sadakate önem veren, kişi, kurum ve kuruluşlar bilimden uzak, çıkara ve menfaate dayalı ilişki ve bakış açılarıyla, havanda su döverek, mehter takımı gibi bir ileri iki geri yaparak, dar kalıp içerisinde denenmişleri bir daha deneyerek, inovasyonel yeniliklerden kaçarak, hep yerinde sayarak, kendilerine bağlı bulundukları kurumların, kurumdaki insanların, gelişmelerine, değişmelerine izin vermeyip, bu Dünyadan göçüp gittiler, göçüp gidecekler de çoğunlukta. İnsani ve vicdani kavramlar ile, liyakate önem veren kişi kurum ve kuruluşlar ise  bilimden referans alarak teknolojiyi kullanarak inovasyonel yeniliklere açık değişen ve dönüşen olarak gelişimi odak alan yapılarıyla her alanda ,anlamda kazanacaklar ve kazandıracaklardır. Atatürk’ün kurduğu laik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin bizlere kazandırdığı en önemli husus budur. Tek başına sadakat ise yukarıda söylediğimiz içi boş olarak gösterildiğin de arkasından gelecek birçok olumsuzlukları oluşturur. Tek başına liyakatte, doğru sadakat bakışıyla yoğrulmazsa oda içinde bir çok arızalara sebep olabilecektir. O zaman;  Liyakat, insani değerler, hak, hukuk, ahlak, vicdani değerlerle bütünleşip, sadakat ile örtüşürse başarı kaçınılmazdır. Futbolda da ilk temel madde budur. Teknolojiyi göz ardı edip atadan deden kalma güya tekniklerle plan proje yapıp ve çağ dışı uygulamaları hayata geçirmek ülke futbolunu her geçen gün kaos ortamına sürüklemekte ve bilimden teknolojiden giderek uzaklaştırmaktadır. O yüzden yabancı ve kalitesi düşük oyunculara gün gün çok dağa muhtaç hale geliyoruz. Üstelik milyarlarca dolarımız bu şekilde resmen sokağa dökülüyor. O paraların yarısı ile on tane ülkenin altyapısı kurulur ve dünya devletlerine futbolcu göndermek ülkemize geri dönüşüm sağlanırdı. Ama nerde! Kime ne anlatıyoruz ki değil mi? Altyapılarımız sırf maddiyata kazanca dönük olduğundan ve rant kapısı olarak görüldüğünden  futbolcu adayları daha ilk yıllarında harcanıp gidiyorlar. Yani onlar çocuk ve genç yaşlarında sağı ok ancak koyun gibi muamele görülüyorlar ne yazık ki. Haliyle teknolojiye yatırım yapmayan bir TFF’miz var ve bu konuda hiç bir önlem almıyor ve proje geliştirmekte de yoksun haldeler. Yeni yönetim bir adım atacak seneye Birinci ikinci ücüncü ve bal liglerinde yabancı oyuncu oynatmayı kaldıracağını açıkladı. Tabi sözlerinde durabilirlerse. Daha doğrusu o zamana kadar görevde kalırlarsa.
Sağlık ve esenlikle