GündemKarasuKöşe Yazıları

Karasu’dan niye vekil çıkmaz

Bir avcı ayı vurmuş. Hakim karşısına çıkarılmış ve sonunda ağır bir ceza almış. Adam hakime dönüp, “Benim bu cezayı alacağımı kim söylüyor” demiş. Hakim, “Ankara diyor” diyince avcı, “O zaman beni asın. O ayının ki Ankara’da adamı var benim yok. Ben idamı hak ettim” demiş.
Karasu’dan milletvekili olsa, Karasulular Ankara’dan birini ararken “Abi” diye ya da “Abla” diye söze başlayabilse ne güzel olmaz mı…
Bu konu seçim yokken nereden mi aklımıza geldi?
Geride kalan hafta Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından verilen Çalışan Gazeteciler Günü kahvaltısına iştirak ettik.
Kahvaltıdan sonra Sakarya için hazırlanan tanıtım filmini izledik. Film “Nehrin çocukları” diye başlıyor ama Nehrin döküldüğü yerden bahsedilmiyor. Karasu’dan Kocaali’den Kaynarca’dan birkaç kare gösteriliyor. Hepsi bu
Karasu’nun idare noktasında son yıllarda bazı adımlar var. Sağ olsun Enes Eminoğlu, Spor Bakan Yardımcısı oldu. Kuzey bölgesine çok ciddi katkıları oldu. Demek ki aslında bizden bir iki kişi bir yerlerde olsa buraya faydası olur…
Ama sorun şu ki, vekil kim olsun? Kimden olsun? Kimin adamı olsun?
Kardeşim kim olursa olsun, kimden olursa olsun yeter ki kimsenin adamı değil de adam olsun.
Karasu’dan 2028 genel seçimlerinde artık bir milletvekili çıkmalı. Bunun için de ilçedekiler gayret ortaya koymalı. Bunu seçim zamanı dile getirdiğimizde bize “Birini destekliyor” muamelesi yapıldığı için bugünden söylemek istedim. Karasu’dan milletvekili olmak isteyen varsa kendi siyasi görüşüne göre adım atmalı ve şimdiden çalışmaya başlamalı. Yoksa seçim zamanı dedikodular çok oluyor.
675’likteki açmaz
Karasu’nun sahil kenarı afet alanı ilan edildi. Bu durumda hızlı kamulaştırma ve yıkımlar gündeme gelecek. Ardından da geçtiğimiz aydan itibaren alanda yapısı bulunan kişilere ihbarname gönderildi. İsme değil de adaya özel gönderilen ihbarnamelerin hukuki temelinin olup olmadığı tartışmalı. Yani “Biz tebligatta bulunduk gerisi bizi bağlamaz” denilip yıkım yapılabilir mi bilmiyoruz. Ancak ihbarnameyi alanlar doğrudan mahkemenin yolunu tutmuş. Alanda yapısı bulunanlar ve arsalarda daha önceden yapısı bulunanlar hak kaybı yaşamamak adına bu yolu deniyorlar.
Oysa başlangıçta bu konu ile ilgili özel bir ekibin Ankara’dan geleceği ve ardından da ikna ya da pazarlık sürecinin başlayacağı konuşuluyordu.
Bize ulaşan bazı arsa sahipleri, 675’lik olarak tabir edilen arsaların yerine imarlı arsa verilmesine sıcak bakıyor. Elbette önerilecek ölçü de önem arz ediyor. 675 metrekare imarsız arsaya karşılık aynı ölçüde imarlı arsa verilir mi? Bu durumda bir kamu zararı oluşur mu?
Kıldan ince kılıçtan keskin bir hesap yapılması gerekir mi?
Kamu adına pazarlığı yapanlar son derece hassas davranmak zorunda.
Tüm bu sürecin yargıya intikal etmesi sürecin uzamasına neden olur mu? Alınacak “yürütmeyi durdurma” kararları olası bir afetin sorumluluğunu kime yükler? Tüm bu süreçlerin yaşanması gerekli mi?
Bence değil.
Yapılması gereken, en başta vaat edildiği gibi Ankara’dan bir ekibin gelip, her hak sahibi ile uzlaşı sağlaması ve ardından da işin yargıya intikalinin önüne geçilmesi şeklinde olmalıydı. Ben halen daha geç kalınmadığını düşünenlerdenim.
Bazı hak sahipleri ile yaptığım görüşmede de bu yöntemin soruna kalıcı çözüm sağlayacağı izlenimini edindim.
Yargı yolunun izlenmesi hem sürecin uzamasına hem de maddi kayba neden olacak gibi.
Ama gene de siz bilirsiniz…
MR ve hastane temeli
Geçtiğimiz hafta MR cihazı ve hastane konusunda bir gelişme yaşanmadı. Yaşandıysa da bizim haberimiz olmadı.
İlçemize bir MR cihazının kazandırılması konusunda Hasan Eminoğlu tarafından yakılan çoban ateşi Ankara’da karşılık buldu. Gençlik Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu ve Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar bu konuda hizmet satın alınması yönünde baskı yapacaklarını söyledi. Ancak bu işlemin yaz ayları öncesinde tamamlanması ve yoğunluğun yaşandığı dönemde hastaneye MR cihazının kazandırılması büyük önem taşıyor. Bu konuda atılacak her adımı yakinen takip ediyoruz.
Gelelim diğer konuya…
Karasu Devlet Hastanesi’ne ek bina yapılacak. Bu bina şimdilik iki katlı olacak. Ancak devlet binalarında kat sınırlaması bulunmuyor. Dolayısıyla bu yeni yapılacak olan binanın temelinin 4 hatta 5 kata göre atılması, Karasu’nun bugününün değil yarınlarının planlanması gerekir. Bu konuda da ısrarcı olunması gerekir. Bu iki konuyu özellikle ve titizlikle takip etmeliyiz.
Kendimiz için değilse geleceğimiz için…
Olan fındıkçıya oldu
12 ayın bir çiçeği diye adlandırılan fındık, pek çok kişinin ana geçim kaynağı konumunda. Karasu ve Kocaali’de pek çok kişinin de ek geliri fındıktan. Dolayısıyla gözümüz kulağımız fındık fiyatlarında.
Fındık fiyatlarının hızla tırmandığı süreçte bir Amerikan gazetesinde İtalyan firmanın artık Türk fındığı almayacağına ilişkin haber yayınlandı. Firma haberi yalanladı ama… fındık fiyatı çoktan geri gelmişti.
Bu durumla ilgili eskilerin anlattığı bir hikaye vardı. Aklımıza o geldi…
Yer paylaşımı yapılmadan yaşlı bir teyze bir evlek yere gübre dökmüş. O sene yer paylaşımı yapılacak olmuş. Genişçe bir heyet yeri kura ile paylaştırmış. Son adımda da herkesten helallik alınması aşamasına gelinir.
Yetkili tek tek herkese “Memnun musunuz” diye sorar. Sıra en son teyzeye gelir. Teyze de boynunu büker “Memnunum memnunum. Bu kadar adam ne ettiniz ettiniz de benim bir araba gübreyi yediniz ya” der.
Bizimki de o hesap.
Amerika’da bir haber yayınlandı bizim fındık fiyatına olan oldu…
HECATİ:Bugün telefonla aramadığını yarın mumla aramayasın…