GÖZ BOYAMA

Soru şu: Türk Sporu daha doğrusu Türk futbolu gerçek bir temizlik operasyonuna hazır mı?
Hiç sanmıyorum, bana göre sadece göz boyama…
Ya sizce?
Türk futbolu, son yıllarda daha önceden de bilinen ama müdahale edilmeyen, bir skandalın yeniden gündeme gelmesi ile çalkalanma yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde TFF başkanı 152 hakemin Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi kapsamında disiplin kuruluna sevk edildiğini açıkladı.149 u ceza alacak gibi duruyor.3 hakemin İse incelemesi devam ediyor bu gün itibarı ile.
Cumhuriyet savcılığı da olaya el koyduktan sonra 17’si hakem olmak üzere iki kulüp başkanı ve iki de bahis şirketleriyle yakın ilişkisi olduğunu belirlediği iki kişiyi daha göz altına aldı. Araştırıldıktan sonra gerçek ortaya çıkacak elbet, suçlu kim yada kimlerse gereğini yapacaktır
Biz işin futbol talimatları boyutuna bakalım. Peki bu 57.madde ne diyor?
“Futbolcular, teknik direktörler ve kulüp çalışanları gibi hakemlerin de bahis oynamaları yasaktır.”
Bu madde yıllardan beri var yeni değil yani.
Şimdi TFF’nin kendi iç bünyesinde yaptığı araştırma sonucunda, eğer hakemler sevk edildikleri 57.maddeden suçlu bulunurlarsa 3 aydan bir yıla kadar hakemlikten men cezası alabilirler. Eğer 56. Maddeden disiplin kuruluna sevk edilselerdi “Bu maddeye aykırı davrananlara sürekli hak mahrumiyeti, yani ömür boyu futboldan men cezası verilebilirdi. İhlali yöneticiler yaparsa kulüpler bir alt lige düşürülebilirdi, ayrıca para ve puan silme cezaları da uygulanabilirdi. Teşebbüs halinde bile bir ila üç yıl arasında men cezası verilebilirdi. Hakemlerin bu madde kapsamındaki bir eyleme karışması durumunda ise doğrudan sürekli hak mahrumiyeti cezası uygulanabilirdi.”
Can yakıcı soru şu: TFF ne yapmak istiyor, TFF başkanı gerçekten samimimi? Neden 56.maddedn değil de 57. Maddeden işlem başlattı?
Yine ben, asla samimi değil diyorum. Çünkü eğer gerçekten soruşturma 56. maddeden açılmış olsa idi olay hem geçmiş sezonlarda hem de bu sezon “Şike” araştırmasına kadar gidecekti. Fakat öyle olmadı.
Ve bir başka iddia daha TFF de benimde içinde bulunduğum maç izleme ve milli takımın altyapılarına futbolcu tavsiye etme noktasında koordinatörlük yaptığım ve yaklaşık iki yüz elli de temsilci ile birlikte beş yüz görevli var. Telefonla Aranıyorlar ve “arkadaşlar bahis hesabınız var mı ve oynadınız mı” diye soruluyor. 45 kişi “evet” diyor “hesabıma var oynadım” diye yanıtlıyor.
İşin vahametine bakar mısınız? Düşünün şimdi futbolda ne kadar paydaş var? Yani öyle bir sektör ki gerçekten araştırılsa on şiddetinde depremden daha daha büyük enkaz oluşturur.
Yani 56.madde yalnızca hakemleri değil, futbolun tüm aktörlerini kapsıyor.O halde şu soruyu sormak gerekmez mi? Bu bahis skandalı gerçekten sadece hakemlerle mi sınırlı? Çünkü 57.maddeden işlem başlatılmış durumda.
TFF başkanı yine yaptığı bir açıklamada araştırma neticesinde 3.700 futbolcunun da bahis oynadığının tespit edildiğinden bahsetti. Zaten faal oynayan kaç lisanslı futbolcu var ki…
Yani konu sadece hakemlerle sınırlı değil ve kalmamalı demek ki.
Olayı biraz daha ileriye taşıyayım.
Ülkemizdeki süper lig kulüplerimizden dört büyük kulüp başta olmak üzere milyarlarca tutarında borçları var. Peki o zaman yine bir soru daha soralım Bu kadar transferleri nasıl yapıyorlar kaynak ne?
Sahi Adana Demirspor’un başına gelenler yada esamisi bile okunmayan kapanan isim değişikliği yaparak bir şekilde varlığını sürdüren ama onlarca puanı silinen amatör kümeye düşen o takımların akıbeti neden dört büyük kulübümüzün başına gelmiyor dersiniz…
Yoksa yayıncı kuruluşun verdiği üç beş milyoncukla mı bu işleri döndürüyorlar dersiniz. Ya da sponsor olan kuruluşların verdikleri çekirdek parası miktarındaki o paralarlamı 30 milyon 40 milyon avrolarla transfer yapıyorlar dersiniz…
Yani ülke olarak ayan beyan olması gereken şeffaflık hangi alanda varki futbolda da olsun.Ben bu kadarını yazdım gerisini anlayın gari…
Peki bundan sonra neler olur derseniz?
Hiçbir şey olmaz. Kabak iki üç hakemin yahut başka bir kaç kişinin başında patlar ve yıllardir yaşananlar ve dönen dolaplar dönmeye devam eder gider. Çünkü sistem yasal! Bahis üzerine kurulmuş ve dönüyor.
Bana göre TFF’nin ve futbolun tüm paydaşları, Kulüp başkanları, teknik direktörler, menajerler, komiteler ve futbolcular bu çemberin dışında kalmış olmamalılar…
Çünkü adı yasal da olsa bahis, yalnızca futbolun değil, sporun geneline sızmış bir virüstür. Futbolun haricinde bazı branşlarda da sessizce, bu kulvarlarda da etkili bir şekilde yol almaya geçmişte de devam ediyordu, ediyor, edecek…
Bu noktada yapılması gereken bellidir. Devletin ilgili kurumları, hakemlerden teknik direktörlere, futbolculara, diğer kulüplerde profesyonelce oynayan diğer branşlardaki sporculara, kulüp başkanlarından menajerlere kadar tüm paydaşların mal varlıklarını, hesap hareketlerini ve bağlantılarını titizlikle incelemelidir.
Bu yalnızca spor içi bir “disiplin” meselesi değildir. Bu, Türk sporunun temiz vicdanını koruma meselesidir.
Disiplin kuruluna sevk edilen isimler mutlaka cezalandırılmalı ve bu olayın üzeri hiçbir şekilde kapatılmamalıdır.
Unutulmamalı ki, bahis sadece bir “eğlence sektörü” değil, milyar dolarlarla dönen bir ekonomik sistemdir. Ve bu sistem, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de kulüplerin ekonomik sıkıntılarından, bireylerin zaaflarından ve denetimsiz alanlardan beslenmektedir. Sistemin bir ucunda uluslararası bahis ağları, diğer ucunda ise sporun içindeki zayıf halkalar yer almaktadır.
Bu yüzden mücadele sadece sporla futbolla değil, ekonomik ve hukuki bir temizlik operasyonuyla yürütülmelidir.
Bugün gelişmiş spor ülkelerine baktığımızda, “Temiz Spor” şeffaflık, hesap verebilirlik, etik yönetim anlayışı bu ülkelerde bir kültür haline gelmiştir.
Türkiye de bu yola girmeli ve tepeden tırnağa kadar kulüplerden federasyonlara, menajerlerden spor medyasına hatta yöneticilerine kadar tüm yapı şeffaflık ilkesiyle yeniden düzenlenmelidir. Siyaset kesinlikle bu alandan elini çekmeli ve hatta karışmamalıdır.
Son olarak diyorum ki, Türk sporunda uluslararası başarı isteniyorsa, Sporumuz kendi midesinden ve bağırsaklarından temizliğe bir an önce başlanmalıdır
Sağlık ve esenlikle…






