Köşe Yazıları

Ben olsam bu yazıyı okumazdım

 

Uzun ve sıkıcı bir yazı yazıyorum. En başından söyleyeyim can sıkıcı konulardan bahsedeceğim. Ben olsam bu yazıyı okumazdım.

“Karasu” dendi mi insanların aklına olumlu şeyler gelmiyor. Bunun tek sorumlusu basın olarak gösterilirdi eskiden. Sanki Karasu’da her şey güllük gülistanlıkmış da basın hinlik peşindeymiş gibi…

Karasu’nun isminin kötü anılmasına en büyük tepkiyi inşaatçılar gösterirdi o zamanlar. Zira Karasu’nun ismi ne kadar güzel anılırsa inşaatçılar o kadar para kazanabiliyordu. Şimdi nasıl anılırsa anılsın müşteri geliyor zaten. Onların dert etmesini gerektirecek bir durum yok yani.

Son bir ay içinde Karasu’nun gündemlerine bir bakayım dedim. Esnaf Odası seçimleri hadi iç meseledir. Bu iç meselenin siyasete malzeme edilmesi de anlaşılabilir. Kol kırılır yen içinde kalır.

Olayın devamına bakalım. Cihan Emre geride kalan hafta Belediye Başkanı’nın bir haberini yayınladı ve üstüne de “Başkanım sahaya çıkmasanız da makama gelen esnafa kapıyı açın” gibi bir şeyler yazdı. (Paylaşım kaldırmış sanırım. Ya da ben sosyal medya özürlü olduğum için görememiş olabilirim.)

Bunun bir adım öncesinde de Terminal Caddesi’nin çift yönlü trafiğe açılması için bir basın açıklaması yapmıştı Cihan Emre. Bir de Esnaf Odası seçimi sonrasında Millet İttifakı kanadı “Değişim başladı. Cumhur İttifakı kaybetmeye başladı” propagandasına girişmişti.

Cihan Emre’nin son paylaşımı aslında dolmuş bardağa düşen son damla gibi.

İshak Sarı kimseye ön vermeden, kendi adı ve hesabından Cihan Emre’ye “Terbiyesizlik yapma” diye başlayarak saydırmaya başladı.

Cihan Emre haklı ya da haksız demiyorum da… İshak Sarı’nın bu şekildeki çıkışı il basınında derhal yer buldu. “Karasu’da altın bulundu” dese kutu kadar haber olmayan Başkan, Cihan Emre’ye bir kelime söylediğinde manşet olabildi.

Tartışmada kimin haklı olduğu hakkında herkesin bir fikri vardır. Benimki bana kalsın da… İki yumurtayı tokuşturursanız biri kırılırsa diğeri de artık eskisi kadar sağlam değildir. Kavgaların kazananı olmaz onun için. Bu tartışmanın da kazananı olmayacaktır. Kaybedeni olacaktır o da yine Karasu’nun imajıdır.

Bundan biraz geriye gidersek Karasu’da kıyı erozyonu konusu gündeme geldi. İlçe gündemi ile ilgilenenler kadar ilçe hakkında olumsuz haber yapmak isteyenler de konu ile yakından ilgilendi. Hiçbir çözüm önerisi ortaya konulmadan, hamasetler yapıldı.

Kumsalda fotoğraf çektirmeyen sanırım üç beş siyasetçi kaldı.

Fotoğraf çektirme sırası daha bitmemişti ki deniz geriye gitti ve artık konu gündemden düştü. Ancak konunun gündemden düşmesi gündem olmadı. Yani deniz gelirken haber oldu da giderken haber olmadı.

Şimdi akıllarda Karasu, kıyı erozyonu yaşanan, deniz tehdidi altındaki bir ilçe olarak kaldı. O şekilde de kalmaya devam edecek.

Yine pazartesi günü Karasu Atatürk Bulvarı’nda Deva Partisi’nin stant açması ile ilgili bir anlaşmazlık yaşandı. Partinin Karasu İlçe Başkanı Abdullah Çatalbaş, Atatürk Büstü önünde bir stant kurmak istediklerini Kaymakamlık’a bildirmiş. Kaymakamlık da İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bu konu hakkında güvenlik tedbirlerini almasını isteyen bir yazı yazmış. Emniyet de güvenlik sorunu olmadığını ifade etmiş.

Bu bir izin midir?

Yasal olarak değildir. Çünkü bu gibi organizasyonlarda Kaymakamlık izin makamı değildir. Önce bunu netleştirmek lazım.

Kaymakamlığın verdiği izin değil yani. Tedbir alıp olay çıkmasını engellemek için yazışma yapılıyor.

Belediye siyasi çalışma alanlarını tespit edebilir. Bununla ilgili alınmış bir meclis kararı olup olmadığını sorgulamak ya da eleştirmek mümkün olsa bile kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi önemlidir.

Tabi yazıyı okunmaz kılan konuya geri dönecek olursak… Bu olay da Karasu’nun aleyhinde değerlendirilmesi muhtemel bir mevzu haline dönüştürülebilir.

Dümdüz Karasulu sade bir vatandaş olarak tüm bu tartışmalardan olumsuz etkileniyoruz.

Hayırlısı olsun…

 

BİR ARAYA GELMEK BARIŞMA MIDIR

Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı ile Karasu Esnaf Odası Başkanı Cihan Emre malum sosyal medya tartışmasından sonra bir araya geldi.

Basın mensubu arkadaşlardan toplantının hakkında edindiğimiz bilgi bizi şaşırtmadı. Hafta sonu yaşanan tartışmanın neticesinde tansiyonun düşmesi adına atılan adımın zorlama olduğunu biliyorduk.

İki isim basın önünde bir araya geldi. Bu uygun bir yöntem midir? Çünkü polis geldiğinde kavga şiddetlenir.

Onun için basının olmadığı ortamda bir araya gelseler daha sağlıklı bir iletişim olurdu.

Neticede bir araya gelme esnasında İshak Sarı’nın geri adım atmayacağı gün gibi ortadadır.

Fotoğraf olarak yorumlamak lazımsa, İshak Sarı masasında oturup alana hakim. Ki zaten buluşma İshak Sarı’nın en sahipliğinde yapılıyor. İshak Başkan yorumda “Terbiyesiz” demiş olmasına rağmen Cihan Emre özür dilemiş. Neticede İshak Başkan da, “Herkes kendisine yakışanı yapar” demiş ve konu kapanmış.
Görüşme başında ve sonunda el sıkışıldığı için biz buna “barışma oldu” diyebilir miyiz?

Her temas bir iletişimdir ama barış mıdır?

 

BANA NE DÜNYADAN

Zamanında Rahmetli Erbakan’ın söylediği “Bana ne Amerika’dan” cümlesi hepimizin aklındadır. Zamanında ve zaman zaman da şimdi bu cümleyi kullanıyoruz.

Şimdi biz Karasu’da kendi durduğumuz yerde duruyoruz.

Denizin karşısında bizden bağımsız iki ülke savaşıyor. Rusya ile Ukrayna.

Adamlar denize mayın döşedi. Mayın çözüldü. Bu mayınlar Türkiye sahillerine vurdu.

Şimdi Karasu’da kendi halinde balık tutan adam bile mayın tehdidi altında olup olmadığını sorguluyor.

Onun için zaman zaman “Bana ne dünyadan” deme şansımız kalmıyor.