Köşe Yazıları

Bayram gelmiş neyine

Bayram gelmiş neyine

Ramazan ayı Karasu’nun belli kesimlerine hiç uğramadı. Eskiden yemek yenen veya sigara içilen yerlerin kapıları kapanır, perde veya gazete kağıdı ile camlar kapatılırdı.
Bu sene diğerlerinden farklı olarak yemek yenen yerler kocaman dönerlerini vitrinden göstermeye gayret etti.
Mücadeleniz kiminle? Kime karşı asıyorsunuz bu döneri?
Şahsi olarak yemek seven, yemek kokusundan etkilenecek biri değilim. Dolayısıyla birilerinin yemek yemesi ya da yapması benim açımdan önemli değil de…
Hasta ya da oruç tutmak istemeyenlerin yemek yemesinin de normal olduğunu bilmek lazım.
Normalde yemek satan bir yerin kapısı açıksa zaten içerde yemek var demektir. Ama kocaman döneri takıp şehrin en kalabalık sokağında sergilemek ayıp değilse nedir?
Neyse…
Şimdi bu arkadaşların işyerleri bayram hazırlığına başlamış. Bayramda pek çok ziyaretçinin kendi dükkanlarına gideceğini ümit ediyorlar.
İşin kötüsü, muhtemelen de haklılar…
Ama sormak lazım, sen Ramazan’a saygı mı gösterdin ki bayramdan medet umuyorsun…

Vatandaş kararsız mı
Okuma yazma oranı yükseldikçe siyasete ilgi azalıyor. Batı toplumlarında yöneticilik profesyonel görev gibi. Seçimler de bir sosyal aktivite olarak görülüyor.
Bizim bölgemizde de bir süreden bu yana seçimlere ilgi azalıyor.
Bu çok iyi bir durum mu? Bence değil!
Hani küçükken okullarda  “Batının iyi yönlerini örnek almak lazım” derlerdi ya… Seçimlere ilgisizlik aslında batının iyi yanı değil.
Her toplumun kendine has yapısı vardır. Türkiye, henüz gelişimini tamamlamış henüz demokratik unsurları tam manası ile şekillenmiş bir ülke değildir. Halen pek çok konuda siyaset mekanizması aşırı etkin konumdadır. Halen “bu ülke için demokrasi mi iyi bürokrasi mi” tartışmasını sonlandırabilmiş de değildir. Bu nedenle apolitik bir toplum olmamız, toplumsal açıdan faydalı değil zararlıdır.
Bir toplumun apolitik olması için politikanın ne olduğunu biliyor olması gerekir. Bizim toplumun apolitik kavramından anladığı politikadan uzak durmak. Fikir sahibi olmadan uzak durursanız manipüle edilmeniz kolay olur. Sizi yönetmek isteyenler politikadan uzak tutmak ister. Ahlaklı, bilgili insanlar politikanın kirli olduğuna inandırılırsa, politika bilgisiz ve kirli amaçları olan insanların eline geçer. Bu durumda da farkında olmadan sizi yönlendirenlerin ekmeğine yağ sürersiniz.
Şimdi başa dönecek olursak…
Ne olduğunu bilmeden kendi geleceğinizle ilgili söz söylemekten imtina ederseniz sizin adınıza söylenen sözlere itiraz etme hakkınız olmaz.
Siz politika ile ilgilenmeseniz de politika sizinle ilgilenmeye devam edecektir. Sizin ne kadar vergi ödeyeceğinize, nerede sigara içeceğinize, hangi ürünü ne kadara satın alacağınıza hatta hatta pandemi döneminde sokağa ne zaman çıkacağınıza politika karar veriyor.
“Siyasetle ilgilenmeyen Müslümanları Müslümanlarla alakası olmayan siyasiler idare eder” diye bir cümle vardı. Bu sözü yabana atmamak lazım.

Kim kimden ne istiyor

Seçim zamanı siyasiler vatandaşı çok sık ziyaret ediyor. Sokaklarda siyasi olmayan insanı görme ihtimaliniz yok denecek kadar az.
Siyasiler bize gelip beş yıl için yetki istiyor. Bizim de kendilerine birkaç şey söyleyecek kadar zamanımız oluyor.
Seçim gezilerinden bazılarına biz de katılıyoruz.
Adaylar vatandaşa her şeyi söylüyor ama vatandaş ağzını açıp bir şey söylemiyor. Evet, ülkenin geneli ile ilgili oy kullanacağız ama kendi bölgemiz özelinde bazı taleplerde bulunmamız en azından gelen adayların kulağında kalması açısından önemli değil mi!
Adamlar bize dertlerini anlatıp taleplerini dile getirirken biz vatandaş olarak derdimizi dile getirmeyelim mi?
Karasu sokaklarında seçim çalışmasını tamamlayıp evine dönen milletvekili adayı burası ile ilgili ne hatırlıyor sizce? Bence hiç!
Adama Karasu ile ilgili ne dalgakıran soran var ne fındık! Ne kumsal ne Karasu Belediyesi’nin borç yükü…
Hastanedeki kadro eksikliğini dile getiren bir tek seçmene denk gelmedim mesela.
Geleni ağırlayıp uğurluyoruz.
Oy vereceğimiz kimseye görev vermiyoruz. Bizim gibi seçmen de dostlar başına. Allah bizden razı olsun…

Burada kalmasın

İnsan ölmeye doğduğu anda başlar. Bir sonraki seçim bu seçim bittiği gün başlar. Sınav aslında okula ilk gittiğini gün başlamıştır.
Benzer durum spor için de geçerli. İdmanlarda kazanılır aslında müsabakalar. Seyirci önünde ödüllendirilir.
Karasuspor Bölgesel Amatör Lig’e yükseldi. Her birimizi biliyoruz ki taşıma suyla değirmen dönmez. Karasu’daki pek çok işadamını sömürdük biz. Paralar dipsiz kuyuya gitti. Çoğunca elin çocukları aldı paralarımızı.
Yaşanmışlıklardan ders almayanlar için tarih tekerrür eder. Bugüne kadar yapılan harcamalardan, altyapının ihmalinden ders almış olduğumuzu düşünüyorum. Karasuspor bu şehrin en büyük markası. Bu büyük markayı her defasında bir kişinin ya da birkaç kişinin sırtına yükleyemeyiz.
Karasuspor bu yıl çok ciddi bir sınav verdi. Altyapıya yüklendi. Futbolu yaşam tarzı olarak benimseyen insanlar elini taşın altına koydu. Herkes etrafını yönlendirdi. Birkaç gerilimi saymazsak olaysız şekilde BAL’a çıktı.
Toplumsal duyarlılık noktasında ciddi bir adım attı. Depremzedeler için seferberlik ilan etti. Ciddi bir sivil toplum kuruluşu olduğunu ortaya koydu. Ne denli büyük bir marka olduğunu gözler önüne serdi.
Sezon şimdi bitti. Şampiyonluk kutlamaları sona ermeden gelecek sezona ilişkin planlamanın yapılması gerekiyor. Yoksa yine emeklerimiz ve paralarımız dipsiz kuyuya gitmesin. Karasuspor hak ettiği yere bir an önce gelsin…