Sahil düzenlenirken

Karasu Sahili köklü bir değişim ve dönüşüme gidiyor. Sadece yıkımlar olarak değerlendirmeyin, her yönü ile Karasu’nun geleceği şekilleniyor.
Sahil düzenlemesi yapılırken düzgün bir planlama yapılmalı. Karasu’nun bugünü değil geleceği düşünülmeli.
Mesela sahilde çeşitli ihtiyaçlara yönelik alanlar ayrılmalı. Sadece beach’ler olarak düşünmeden gelecek şekillendirilmeli.
Mesela uluslar arası organizasyonlara da imkan sağlayacak plaj voleybolu alanları ayrılmalı. Bunun yanı sıra elbette kum futbolu için bir yer bırakılmalı.
Sahilde insanların aileleri ile piknik yapacakları alanlar da düşünülmeli. Planlama yapılırken mümkünse bir kadınlar plajı ayrılmalı ve muhafazakar ailelerin denize girmeleri için adres gösterilmeli.
Sahil düzenlenirken “geçen defa özel sektöre plaj parası ödüyorduk, şimdi Karsaş’a ödüyoruz” dedirtilmemeli.
Eğer gerekiyorsa bu sene düzenleme yapılmamalı ve yanlış adım atmaktan uzak durulmalı. Ancak karar vericilerin çok kıymetli bir alanda çalışma imkanı buldukları ve Karasu’nun geleceğini planladıkları da gözden kaçırılmamalı. Bu konuda herkesin görüşü alınmalı ve gelecekte herkesin söz sahibi olması sağlanmalı.
İran gerginliği ve Karasu
Etrafımızda yaşanan savaşlar ülkemizi etkiliyor. Karasu da ülkenin içinde yer aldığına göre etkileniyor. Ancak Karasu’nun özel bir durumu daha var. Karasu’nun ekonomisi daha ziyade inşaata dayanıyor. Bu durumda da ekonomik gelişmelerden çok hızlı etkileniyoruz.
Cuma günü bir abla ile karşılaştık. Abla yatırım amaçlı Karasu’dan bir ev almak istediğini söyledi. Hafta sonu İran’daki malum gelişmeler yaşandı. Pazartesi günü karşılaştığımızda ev almaktan vazgeçtiğini söyledi. Nedenini sorduğumda “Etrafımızda savaş var. Bu durumda en iyi yatırım aracı altın olacak. Ben de paramı bu alana yatırdım. Ev beklesin” dedi.
Şimdi durum düşündüğümüzde bizden yüzlerce kilometre ötede olan bir savaşın faturasını ödemiş oluyoruz. Savaşın kazananı olmaz. Hatta girmemiş olsanız bile…
Alın terimizin çalınması
Fındık konusu hafife alınmayacak kadar önemli. Fındık üzerinde oyunlar mı oynanıyor yoksa piyasa kendiliğinden mi bu biçimde şekilleniyor konusunda vatandaşın kafası oldukça net. Fındıkçının alın teri üzerinden rant elde edildiği konusunda hemen herkes hemfikir.
Yani biz çalışıyoruz başkaları kazanım elde ediyor. Herkesin kazanç elde etmesi normal ancak burada bir takım alavere dalavere var gibi duruyor. Bu duruma seyirci kalınması ya da çiftçinin piyasada kendi başına bırakılması can yakıcı bulunuyor.
Biz 12 ay boyunca alın terimiz için mücadele ediyoruz adam bir kalem oynatma ile milyonlarca insanın emeğini çalabiliyor.
Tüm bunların karşılığında bir yaptırım da olmuyor. Hani diyordu ya düşmanlarımızın gücünden çok dostlarımızın sessizliği bizi yaralıyor diye. Tam da o durumdayız.
Bizim kaderimiz yalnız kalmak olmamalı. Bu konuda siyasetse siyaset, bürokrasi ise bürokrasi noktasında çiftçinin yalnız bırakılmaması gerekiyor.
Ergelen iyi gidiyor
Karasuspor amatör ruhun vücut bulmuş hali. Bölgesel Amatör Lig’de on milyonlarca liraya kurulan hatta bazıları 100 milyonu aşan bütçelerle mücadele eden takımlara karşı kendi gayreti ile var olma mücadelesi veren bir ekip Karasuspor.
İlk devrede başarılı sonuçlar alamamış olsa da ikinci devrede toparlanıp ruhu ile forması için oynayan bir ekip görüntüsü veriyor.
Karasuspor’a üçüncü teknik direktör olarak gelen Serdar Ergelen’in bu başarıda payının fazla olduğunu da görmek lazım. Serdar Hoca Karasulu, dolayısıyla Karasu ile doku uyumu oluyor. Ben Karasuspor’un bu sene de Bal’da kalacağını ümit ediyorum. Alınan puanlar ve gidişat da onu gösteriyor.
Umarız sene sonunda gülen taraf Karasuspor olur.
Pazaryeri temizliği
Karasu Belediyesi Karasu Kapalı Pazaryeri’nin temizliğini gerçekleştiriyor. Bu temizlik için de pazarcılardan cüzi bir miktar talep ediliyor. Alınan para ile verilen hizmet arasında bir dengesizlik var ama belediye kamu hizmeti yerine getirmek adına bu yükü kabul ediyor.
Ancak pazarcılar da para ödemelerini gerekçe göstererek her türlü çöpü tezgahlarda bırakmayı hak görüyor.
Pazarcılara verilen bu imtiyazdan pasaj esnafı da yararlanmak isteyebilir mi? Aslında isteyebilir. Ama pasajlarda dükkanı bulunan hiç kimse çöpünün pasaj içinden alınmasını istemiyor. Pasajını kendi temizliyor.
Pazarcı arkadaşların da bu noktada daha temiz çalışması ve verdikleri katkı payının aslında çok düşük olduğunu biliyor olması gerekir.
Bir başka pazarla ilgili şikayet de ürün seçmeye müsaade edilmemesi ve kalitesiz ürünlerin torbalara doldurulması şeklinde. Bu durumda da şikayet mekanizması çok işlemiyor.
Pazaryeri çıkışına belediye tarafından tartı aleti koymak ve en azından alınan ürünleri vatandaşın doğru tartmasını sağlamak da devletin varlığının gösterilmesi adına önemli bir adım olabilir.
Tüm bunlar pazarda bir denetim olduğunu vatandaşın da görmesini sağlar ve güvenli alışveriş için adres olur diye düşünüyorum.
HECATİ: Birinci yalandan sonra tüm gerçekler şüphelidir, ikinci yalandan sonra tüm şüpheler gerçektir…






