Türk futbolunu bekleyen tehlike

 

Önümüzdeki futbol sezonları için tehlike çanları çalmaya başlamışken kimseler, yani başta TFF Başkanı, yönetimi, kulüplerimiz henüz daha işin ciddiyetin de değiller anlaşılan. Geçmişte yapılan kulüplerin boyunu fersah fersah aşan, lüzumsuz, gereksiz, birilerini zengin etme peşinden koşmalar ve tabi ki gırtlağına kadar borçlanan ve sonunda bankalara teslim olan kulüp yönetimlerinin yanlış politikaları yüzünden, işin içinden çıkılamaz bir hal aldı Türk futbolu.

Şunu da belirteyim, yiğidin hakkını yiğide vermek lazım. Çok geç kalınmış olmasına rağmen çıkarılan yeni yasa ile bu yanlış transfer ve borçlanmalara set çekildi ama dediğim gibi çok geç oldu maalesef. TFF’nin çıkarmış olduğu bu kural bile tam işlemiyor ne yazık ki. Daha doğrusu kulübüne, ağırlığına, statüsüne göre değişkenlik gösteriyor. Örnek; kuralın, Fenerbahçe’ye uygulanan şekli ile diğer kulüplere aynı derecede eşit ve adil uygulanmıyor her ne hikmetse. Ben FB danışmanı falan değilim ama gerçek bu. Alt liglerdeki kulüplere istisnasız uygulanan kurallar, dediğim gibi en tepedekilere uygulanmıyor ya da uygulattırılmıyor. Kimler mi uygulattırmıyor?

Eee onu da sizler tahmin edin derim.

Şimdi kısaca konumuza geçiş yapacak olursak, ülkemizi bekleyen büyük tehlike üst ligdeki kulüplerimiz için UEFA Avrupa Ligi hayal olabilir! Şaka değil değerli okuyucular gerçek bu.

UEFA liglerin de geçtiğimiz hafta oynadığımız ve aldığımız sonuçlarla, UEFA sıralamasında Yunanistan, Türkiye’nin bir basamak üstüne çıktı.

Hatırlayalım, geçtiğimiz hafta Avrupa kupalarında Beşiktaş ve Fenerbahçe yenilirken, Galatasaray ise ancak bir puan alabildi.

Fenerbahçe’nin sahasında almış olduğu farklı mağlubiyetin bu sıralamada geriye düşmemizin başlıca sebebi olması işin başka bir boyutu.

Daha önce UEFA sıralamasında 19. sırada yer alan Türkiye, yerini Yunanistan’a bırakırken, Türkiye eğer daha da kötü neticeler alıp sıralama da 18 takımın dışına çıkarsa, 2023-2024 sezonundan itibaren UEFA Avrupa Ligi’ne hiçbir kulübümüz katılamayacak maalesef.

Geçtiğimiz hafta hiç ummadığımız ve beklemediğimiz maç sonuçlarından dolayı UEFA sıralamasında bu hafta bizim için en kötü senaryo gerçekleşti ve sıralamada ülkemiz için çok kritik olan maçta Fenerbahçe, Olympiakos’a 3-0 yenilince, Yunanistan’ın da gerisine düştük.

Beşiktaş, Ajax’a mağlup olurken G. Saray, Marsilya’nın her türlü çirkefliğine ve tahrikkar davranışlarına rağmen bir puan çıkarıp bu hafta az da olsa ülke puanına katkı yaptı ama yeterli olmadı maalesef.

Fenerbahçe evinde Atina ekibine boyun eğerken bir diğer Yunan ekibi PAOK’un, Bratislava ile berabere kalmasıyla Yunanistan, 24.200 puana ulaştı ve geçtiğimiz hafta 18. sıradaki ülkemizi geride bıraktı.

Türkiye ise Galatasaray’ın beraberliği ile birlikte 23 bin 700 puandan 23.900 puana ulaşabildi ve 19. sıraya geriledi. 20. sıradaki Norveç ise 23.250 puanla ensemizde bulunuyor.

Yani işin tehlike arz eden boyutu şu, daha fazla rakamlara boğmadan belirteyim.

Temsilcilerimiz, UEFA Avrupa Ligi’ne katılamayabilir ülkemiz bir bir basamaklardan düşerken en kritik çizgi de aşılmış durumda. 18 takımın dışına çıkaracak, 2023-24 sezonunda bizi bir hayli etkileyecek kritik noktaya geldik.

Türk ekipleri, sezon sonuna kadar 18. basamak ve ilerisine gidemezse, ne olur diye düşünebilirsiniz belki. Hemen belirteyim 2023-24’ten itibaren Avrupa kontenjanımız beşten dörde düşecek.

Yani o zaman durum şöyle bir tablo hali alacak.

Süper Lig şampiyonumuz 1. ön elemeden Devler Ligi elemelerine başlayarak gruplara kalmak için imkansızın peşinden koşacak.

Ve tabi ki bunun yanı sıra, Türkiye’nin Avrupa Ligi’ne takım gönderme hakkı kalmayacak.

Geriye ne kalıyor peki?

Türkiye Kupası Şampiyonu, lig ikincisi ve üçüncüsü Konferans Ligi’nde olacak. Kulüplerimize yönetimlerine düşen, tabi ki eğer işin ve tehlikenin boyutunun farkında iseler, uyarılarını ve düşüncelerini teknik adamları ve tabi ki futbolcuları ile paylaşıp gerekli önlemleri almalarını sağlamaktır. Aynı uyarıyı tabi ki TFF başkanının ve yönetiminin de yapması koşulu ile.

Biz nacizane bu köşeden uyarımızı yapalım da en azından vicdani sorumluluktan bir nebzede olsa uzaklaşmış oluruz diye düşünüyorum.

Selam ve dua ile…