Toplumsal yozlaşma

 

Uygar insan; bildiğinden, kendisine söylenenlerden kuşkulanan, adaleti önceleyen, araştıran,  sorgulayan insandır.

Geçtiğimiz günlerde ve daha önceki yıllarda da Karasu, Kocaali ilçesinde yaşanan nahoş olayların arkasında konuları medeni dil ve anlayışla tartışmak, ve temelinde gelişen sorunları çözümlemek yerine!(kafatasçı – kısasa kısas) sistemle çözmeye çalışıyoruz.

Özellikle Karasu’da bir iş yerinde yaşanan ve sonrasında iş yeri elemanları tarafından iğrenç şekilde karşılık verilen olay, sosyal medya paylaşımlarıyla birçok yorumlarla kışkırtıcı hale getiriliyor.

Kimi asmaktan, kimi kesmekten, kimi de parçalamaktan bahsediyor. Bu memlekette kanunun varlığı resmen yok sayılıyor.

***

Kutsal kitabımız Kur’an’ ayetlerinde Allah şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler. Eğer bir fasık (fesat çıkaran) size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz, sonra da pişman olursunuz.” (Hucurat, 6)

“Kuşkusuz Rabb’iniz katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” (Enfal, 22).

“Rabb’iniz, sağduyusunu, aklını kullanmayıp anlamayanlara çirkef/pislik yağdırır, acı verir.” (Yunus, 100).

“İşte biz, ayetlerimizi aklını kullanacak bir topluluk için böyle açıklıyoruz.” (Rum, 28).

“Eğer kulak vermiş ya da aklımızı kullanmış olsaydık, şu alev alev yanan cehennem mahkumları arasında olmazdık!” (Mülk, 10).

İtiraf edelim ki, yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, toplumumuzda, üniversite çıkışlılarda bile yeterince felsefe ve yaklaşım, yöntem kültürü yoktur. Bu yüzden tartışma kültürü de yeterince gelişmemiştir.

***

Katılın bir topluluğa; genellikle insanımız ya konuşmuyordur ya da söylenip yahut da sövüp durmaktadır.

Çünkü karşı görüşü tartmıyor ki tartışma olsun. Oysa “tartışmak” Türkçenin anlamı en çarpıcı sözcüklerinden biridir. İşteş bir eylemdir. Ancak biz, tartışma olarak dış dünyaya imece biçiminde yansıması gereken eylemi, sövüşmeye dönüştürmekte çok ustayızdır. Çünkü bilgimizden hiç kuşkulanmıyoruz.

Araştırmadan “ya tutarsa” havasında görüşler sergiliyoruz. Sonuçta hiç tartışmıyor, görüşü çürütecek yerde ilkin görüşün sahibini çürütmeye yelteniyor, o da yetmeyince sövmeye başlıyoruz. O da sövünce bir sövüşme curcunası başlıyor, kimi zaman sövüşme de yetmiyor; dövüşüyoruz.

Sık sık yaşanan bu olayın sonucu ise çok ağırdır. Üretmiyor, üretemiyor; sürekli her şeyi, bu arada insanları bile tüketip duruyoruz.

“Böyle bir topluluğa çağcıl toplum denilebilir mi?”

“Çok yazık ve çok üzücü!”

Yaşanan bu örneklerin birinci temel nedeni; aslında insanımızın, dolayısıyla öğretim sistemimizin yetersizliğidir. Bunun sonuçları olarak insanımız, sürekli üç yanlışı yineleyip durmaktadır:

1- ” Sorgulayıp araştırmadan aklına gelen hiçbir düşünceden ya da kendisine aktarılan hiçbir bilgiden kuşkulanmadan yargıda bulunmak.”

2- “Söylenenlerin doğruluğu yerine duygusal çekiciliğe kapılmak.”

3- ” Hukuk ve devlet anlayışlarının ise çok uzağında yaşamak.”

Bunun ikinci temel nedeni de, ortak bir dilimizin olmamasıdır. Ve gideceği yer toplumsal yozlaşmadır.