Tatlı’ya “Kara” yanıt

 

Karasu ve Kocaali’ye hitap eden ve 12 yıldan beri yayın hayatını sürdüren Sakarya Kuzey Gazetesi’nin en önemli prensibi tarafsız yayın ilkesinden ödün vermemektir.

Bu anlayış gazetenin yazı ailesini de kapsar. Yapılan haberler ve köşe yazıları hukuksal sorun yaratmayacak şekilde olmak şartıyla iradelerine ve ifadelerine karışılmaz, emeklerine müdahale edilmez. Ancak bazen kantarın topuzu fazla kaçabiliyor. Örneğin, gazetemizin değerli köşe yazarları Münir Ali Kara ile Muzaffer Tatlı arasında olduğu gibi…

Muzaffer Tatlı’nın yazdığı köşe yazısına Münir Ali Kara’nın yanıt vermesi “Kara-Tatlı” atışması olarak yansımış olabilir.

İkisi de gazetemizin etkili köşe yazarıdır. Her ne kadar Münir Ali Kara bu mesleğin yüksekokulundan gelmiş olsa da; Muzaffer Tatlı’nın da siyasi deneyiminin avantajı ile konuları akıcı üslubu ile değerlendirmesi köşe yazılarına ayrı bir renk katmaktadır.

Ha şunu da belirteyim.

Kamuoyu Münir Ali Kara’yı 12 yıl öncesinden bu yana gazetenin imtiyaz sahibi olarak tanımıştır. Gerçi MHP İlçe Başkanı konumu nedeniyle bu görevi resmiyette kardeşi Osman Kara yürütmekle birlikte bütün kontrol yine kendisindedir. Yani defakto olarak gazetenin patronudur ama siyasi kimliği daha ön plandadır.

Muzaffer Tatlı da aynı zamanda gazetenin eski muhasebecisi konumundaydı.

Bu bilgiyi verdikten sonra…

***

Geçen haftaki sayımızda Muzaffer Tatlı köşesinde “Beyni sulanmış namert” başlığı ile bir konu işledi.

Konunun içeriği incelendiğinde hukuksal bir sorun görülmemesine rağmen eleştiri konusunun Münir Ali Kara’yı dolaylı ilgilendirdiği anlaşılmaktadır.

Yazının içeriğinden alıntılı bazı eleştirilere baktığımızda, konu aslında, geçtiğimiz haftalarda amirellerin darbe çağrıştırdığı bildirisi iddiasıyla gözaltına alınan ve Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk’un da bu açıklamayı desteklemesiyle ilgili.

Tatlı genelinde yaptığı “Acı” eleştirisini yazısında şöyle sürdürüyor.

“Sami Selçuk Beyefendiye, 4 Nisan Amiraller Bildirisi, “Mertçe kaleme alınmıştır” ifadesi sebebiyle, (Bunamış)”Beyni sulanmış” ve Alçak korkak/erdemsiz anlamını taşıyan “Namert” demesi son derece düşündürücü olmuştur.”

Muzaffer Tatlı yazının son bölümlerinde 48 yıl önceki yükseköğretim yıllarında başından geçen siyasi bir “anekdot”unu anlatarak ülkücü gençliği “Sermayenin sokak gücü” olarak eleştirmesi sanırım bardağı taşıran son damla olmuş ki, Münir Ali Kara gazetenin bir sonraki sayısında bu yazının karşılığını  “Haftalık Basın Toplantısı” nda aynı üslup içinde verdi.

***

Kara’nın açıklamasının bir bölümünde, “Tatlı’ya öncelikle kendi zihniyetini yoklamasını öneririz. Ülkücülük nedir bilmeyen, ülkünün ne ifade ettiğini anlamayan, Kızıl Elma ideolojisini, 9 ışık kavramı hakkında fikri olmayan, Sözcü’den başka gazete, Fox’tan başka kanal, CHP’den başka parti, kargadan başka kuş, Akaretlerden başka yokuş tanımayan Muzaffer Tatlı, öncelikle Gezi olaylarının neyi amaçladığını açıklamalı. Hdp’nin kapatılmasına verilen dava dilekçesini usul eksikliğinden bozan Anayasa Mahkemesi’ni anlamalı, ‘Birlikte iyi salladık’ deyip Ramazan’da alkol yasağını eleştiren vekilini izah etmelidir” ifadesini kullandı.

Kara sözlerine devamla, “Muzaffer Tatlı eski ya da yeni ülkücü değildir. Ülkücülük ilelebet kendini Büyük Türk Milleti’ne adamayı gerektirir. Bir dönem Ülkü Ocakları’nın önünden geçmiş olmanın ülkücü olmaya yeteceğini iddia etmek, davaya ihanet ettikten sonra kendini bir üst levelde zannedip ‘Eski ülkücü’ liginde oynadığını ummak bu davanın şehitlerine ihanettir, hıyanetir, hakarettir.  Size bu noktada söylenecek tek söz “lekum dinukum ve liye din” olacaktır. Yani sizin inancınız size bizim inancımız bizedir. Yolunuz açık olsun” şeklinde açıklama yaptı.

Bütün bunlar her ne kadar tarafsızlık ilkesi içinde cereyan ediyorsa da aynı gazetenin İki değerli yazarının karşılıklı eleştirisi kamuoyu tarafından “belki ölçülü, belki ölçüsüz” bir değerlendirme olarak görülebilir.

Ayrıca, Muzaffer Tatlı’nın köşesinde yaptığı eleştirilere Münir Ali Kara’nın basın toplantısıyla yanıt vermesi de tartışılır.  Bu açıklamalara göre dışarıdan ” Tatlı ile Kara arasında ipler koptu” şeklinde düşünenler ve avuçlarını sıvazlayan da olabilir.

Bu aşamada; iki değerli yazarımızın eleştirileri karşılık ilkesi doğrultusunda sonlandırılmış ve konu kapanmıştır. Avuçlarını ovuşturanlar avucunu yalasın!