Sırada yükseköğretim kurumu var

 

Özşen Özel Öğretim Kursu’nun ardından bu yıl Özşen Koleji’ni hizmete açtıklarını hatırlatan Recep Özdemir, bundan sonraki hedeflerini yükseköğretim kurumu olarak açıkladı. Eğitimi bir yaşam biçimi olarak gördüklerini belirten Özdemir, Karasu’da eğitimin dününü, bugününü, yarınını Yazı İşleri Müdürümüz Remzi Akbaş’a anlattı.

 

Öncelikle pandemi süreci sonrasında veliler ve öğrenciler okullara uyum sorunu yaşayacak mı?

Çocuklar yaklaşık iki yıl okullarından uzak kaldılar. Düzenli ders modundan çıktılar. Bu durum ister istemez öğrenciler üzerinde uyum problemi yaşanmasına sebebiyet verecektir. Anaokulu veya ilkokula yeni başlayan çocuklar üzerinde bu durum söz konu olmasa da bunlar dışındaki tüm ara sınıfların uyumsuzluk söz konusu olacaktır. Bu konuda öğrencilere çok iyi rehberlik yapılması ve onların motive edilmesi gerekir.

 

Bu durum beraberinde daha çok sorun mu getirir yoksa öğrenciler için fırsat da içerir mi?

Öğrencilerin ekseriyeti üzerinde problem doğuracağına inanıyorum. Ancak sürece çabuk intibak eden, uyum gösteren öğrenciler de bu durumu kendi lehlerine çevirebilirler.

 

Yıllardan bu yana Karasu’da eğitim sektöründe hizmet verdiniz. Karasu’nun eğitim geçmişi ve geleceği ile ilgili ne söylenebilir?

1987 yılından bu yana eğitimin içerisindeyim. Bu sürenin 27 yılını da Karasu’da geçirdim. Karasu benim içinde bulunduğum süreçte 2000’li yıllarla 2010’un ilk yıllarına kadar çok iyi durumdaydı. Sakarya’nın merkezdeki ilçeleri de dahil olmak üzere pek çok ilçesinden daha iyi durumdaydık. Ama 2010’lu yıllardan sonra sadece Karasu’da değil tüm taşrada eğitim ciddi kan kaybetmeye başladı. Bunun sebebi olarak eğitim alanındaki çatışmaları, sık sık bakan ve sistem değişikliklerini gösterebiliriz. Hatta ardı ardına bazı derslerin müfredatı dahi değişti. Okullarımızın fiziki ve sosyal altyapıları uygun olmamasına rağmen devamlı sistem değişikliğine gidildi. Tüm bunlar eğitimde başarı çıtasını giderek aşağıya çekti.

 

Eğitimin geleceği ile ilgili ne söyleyebiliriz?

İlçemiz bazında konuşursak idareci ve öğretmen arkadaşlarımızın eğitim çıtasını yükseltmek için azami çaba gösterdiklerini görmekteyiz. Ancak, merkeziyetçi sistem bazen yereldeki arkadaşlarımızın elini kolunu bağlamakta, onların inisiyatif almalarını engellemektedir.

 

Hem bir hukukçu hem de bir eğitimci olarak dershanelerin kapanma sürecinin eğitime etkisini nasıl değerlendirebilirsiniz?

Dershaneler Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliğini sağlayan kurumların başında gelir. Şöyle örneklendirelim: Şu anda bir çocuğun herhangi bir alanda özel ders almak istemesi durumunda, ödeyeceği minimum bedel saat başı en az 100 liradır. Bir öğrencinin üniversiteye iyi bir hazırlık yapabilmesi için her branşta toplam 400-500 saat ders alması gerekir. Bu totalde ciddi bir bedele tekabül eder. Ancak sınava hazırlanan bir öğrenci dershane yeni adıyla özel öğretim kurslarında 1000 saate yakın ders alır, kaynakları ve rehberlik hizmeti de dahil saat başı en fazla 8-9 lira ücret öder. Ekonomik durumu orta, orta alt ve alt kademe velilerin öğrencileri için dershane veya özel öğretim kursları büyük imkan sağlar. Fetö yapılanması kendisini ahlak ve eğitim hareketi kisvesi altında gizleyerek ülkeyi yönetenleri de yanıltarak, eğitim alanına girdi. Çocuklarımızın istikballeri ile oynadılar. Bu süreç ülkeyi yönetenlerin gözünde bütün dershane yapılanmasına karşı farklı gözle bakılmasına sebebiyet verdi. Halk tabiri ile kurunun yanında yaş da yandı ve dershaneler bir kanunla kapatıldı. Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal etti. İptal etme gerekçesi de bireylerin bilgi elde etme hakkı önünde durulamayacağı, ayrıca yasal sınırlar içerisinde müteşebbislerin girişim hakkının önlenemeyeceği idi. Anayasa Mahkemesi devletin bu gibi kurumları denetleyebileceğine ancak kapatamayacağına karar verdi. Akabinde de bakanlık bu konuda yönetmelik çıkardı. Bu yönetmelikte de dershanelerin ismi özel öğretim kursu olarak değiştirildi. İşleyişinde de bazı değişikliklere gidildi. Tüm bu süreç doğal olarak eğitime ve öğrencilerimizin başarısına etki etti. Örnek vermek gerekirse 2000’li yıllarda tüm ara sınıflarda dershanelerde öğrenci yer bulamazken, süreçten sonra dershaneler ara sınıflara öğrenci bulamaz hale geldi. Bu durum öğrencilerin ara sınıflarda altyapı oluşturmasını engelledi. Ekonomisi iyi olan veliler özel derse yönlendi. Ekonomisi elvermeyen yarış dışı kalmış oldu.

Özel bir soru yöneltmek istiyorum. Özşen Dershanesi, yeni adıyla Özşen Özel Öğretim Kursu olarak şimdiye kadar kaç öğrenciyi üniversiteye gönderdiniz?

1996’dan bugüne kadar 7 binin üzerinde öğrencimiz üniversiteli oldu. Bunlara arasında pek çok uzman doktor, hakim, savcı, mühendis, avukat ve öğretmenlik mesleğini ifa eden öğrencilerimiz vardır.

 

Uzun yıllardan bu yana Karasu’da bir kolej açma planınız olduğunu biliyoruz. Bu planı devreye koyduğunuz anda pandemi talihsizliği ile karşılaştınız. Bu sene tam manası ile eğitime başlıyorsunuz. Bize biraz özel okul maceranızdan bahseder misiniz? Neden bu yatırıma ihtiyaç duydunuz?

Öğretmenliği meslek olarak değil bir yaşam biçimi olarak görüyorum. Son yıllarda biraz önce de belirttiğimiz gibi ülkemiz özellikle sık sık sistem değişikliğinin de etkisi ile eğitimde kan kaybetmeye başladı. Ben de bu işe nasıl çare olabilirim, bu alanda neler yapabilirim diye arkadaşlarımızla beraber düşünmeye başladım. Örneğin bizde okullarımızda bir türlü dil öğretilemez.  Üniversite eğitimi de dahil olmak üzere eğitimin her kademesinde dil dersi alırız fakat yurtdışına çıkınca sudan çıkmış balığa döneriz. Keza matematikte de durum aynı. İlkokuldan itibaren çocuklarımıza matematik dersi veririz, üniversite sınavları istatistiklerine bakınca ortalamanın sıfır veya sıfırın üstünde olduğunu görürüz. Bu durumun bir sebebi olmalı. Çünkü Platon hiç eğitim görmemiş zenci bir köleye geometri problemi çözdürmüştür ve matematiğin kavramları doğuştandır. Bu başarısızlığın altında başka sebepler yatmalı diye düşünüyoruz. Gördüğümüz tüm bu eksiklikleri nasıl telafi edebiliriz çabası içerisine girerek kolej yapılanmasını başlattık. Amacımız çocuğun, hem akademik hem sosyal hem de kültürel yönden gelişimini sağlamak. Dilde bir yılda çocuğu meramını anlatacak kadar dil öğrenmesini sağlamak. Matematikte ise orta zeka bir çocuğun en az yüzde 50 matematik sorularına doğru cevap vermesini sağlamak. Kısaca matematikte olumsuzluğa yer vermeyip, ya olacak ya olacak düsturuyla hareket etmek istiyoruz. Genel sloganımız: “Bize çocuğunuzu verin size birey olarak teslim edelim” şeklinde. Yani çocuğun akademik, sosyal, kültürel gelişimini tamamlaması onu özgür, eleştirel ve aklı önceleyen birey olarak yetiştirmektir.

Okula en erken kaç yaşında öğrenci gelebiliyor?

Kolejimizde okul öncesi döneminden başlayıp lise son sınıfa kadar her kademede eğitim verilmektedir.

 

Her sınıfta birden eğitim başladı mı yoksa senelere yayılmış kademeli bir süreç mi olacak?

Bu yıl yani 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı’nda kolejimizde okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisenin her sınıfında eğitim verilmektedir. Hatta bazı sınıflarda şube sayısı 2 veya 3’tür.

 

Başka okulların ara sınıflarından geçiş yapmak da mümkün bu durumda, öyle mi?

Tabi ki! Sadece meslek liselerinin 11 ve 12. Sınıflarından kolejimize öğrenci kayıt yaptıramaz. Okulumuz anaolu lisesi statüsünde olduğunda bu konuda yasal zorunluluk var. Onun dışında tüm sınıflarımıza tüm okullardan geçiş yapmak mümkün.

Okuldan memnun kalmaması durumunda da başka okula geçiş yapması mümkün mü?

Aynı şekilde bizden memnun kalmayan veliler de öğrencilerini alıp başka okullara gidebilir.

 

Her sınıfı açacak kadar öğretmen kadrosunu nasıl oluşturdunuz? Öğretmenlerinize ne kadar güveniyorsunuz?

Öğretmen arkadaşlarımızın çoğu bizim dershanemizde eğitim görmüş, oradan nitelikli eğitim fakültelerine gitmiş ve mezun olmuş arkadaşlarımız. Bir kısmı da çalışmak için bize başvurmuş gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bizle çalışan arkadaşlarımız. Eğitim kadromuz zamanla da görülecektir ki çok nitelikli bir kadrodur. Her biri eğitim alanında kendi rüştünü ispat etmiş, öğrencilerinin kişilik oluşumları alanında olumlu etki edecek arkadaşlarımızdır. Biz öğrencilerimizi salt öğrenci olarak değil, kendi çocuklarımız ve ülkemizin geleceği olarak görürüz. O ehemmiyet ve hassasiyetle onlara yaklaşırız. Öyle olduğu içindir ki 1996’dan beri kurumsal yapımızı devam ettiriyoruz. Bizden sonra açılan pek çok kurum kapanıp gitmiştir. Bizim hedefimiz bu süreci aynı anlayışla bir yükseköğretim kurumu ile taçlandırmaktır.

 

Özel okulda öğretmenlik yapan öğretmen de devlet okulunda öğretmenlik yapan öğretmen aynı değil mi? Özel okulu özel kılan nedir?

İlk önce eğitimin çok da özeli kamusu olmaz. Eğitim eğitimdir. Buna rağmen tabi ki arasında bazı farklar vardır. Örneğin sınıf mevcudu, kaynaklar, özelin hep gözde, önde, denetime açık oluşu, velinin duyarlılığı, sosyal ve kültürel aktivitelerin ve imkanların daha fazla oluşu ve tabi ki öğretmen arkadaşlarımızın fedakarca çalışması.

 

Müfredatınız farklı mı? Sizi farklı kılan nedir?

Tamamen Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına bağlı bir kurumuz. Ancak ilave çalışmalarımızla öğrencilerimizin daha fazla ders görmesini sağlıyoruz. Ayrıca çok değişik ve özgün kaynaklardan yararlanıyoruz.

 

Ders dışı aktiviteleriniz var mı?

Öğrencilerimizin yeteneklerine göre sosyal ve kültürel aktivitelerimiz mevcuttur. Örneğin, hatrı sayılır yüzme havuzumuz, kapalı spor salonumuz, her katta laboratuvarlarımız, görsel ve işitsel dersliklerimiz mevcuttur. Resme, müziğe veya değişik spor dallarına meyli olan öğrencilerimiz o alanda özel eğitim alabilirler.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tüm öğrencilerimize bu zorlu süreçte başarılar dilerim.