Köşe Yazıları

Serdar Gül, “Aslında Yılbaşı”

Aslında Yılbaşı

Tarihi belgelere baktığımızda, Hz.İsa’nın doğum tarihine yönelik kesinlik bildiren bir kaynak bulunmamaktadır. Bu konu ile ilgili farklı düşünceler bulunmakla beraber Hıristiyan kaynaklarında da farklı tarihler belirtilmektedir.

İncelediğimizde Hz.İsa’nın doğumunun milattan önce dört veya altı sene evvel olduğuna dair bilgilere rastlanmaktadır. Gün olarak da doğu kiliseleri 6 Ocak gününü, batı kiliseleri de 25 Aralık gününü kabul etmektedir. Aslında ilk Hıristiyanların Hz.İsa’nın doğum tarihini bilmediği için doğum günü olarak kutladıkları özel bir gün yoktu.

Roma İmparatoru Büyük Konstantin putperest olarak yaşarken 313 yılında Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Putperest ritüellerinden birçok şeyi de Hıristiyanlığın içine sokmuştur. Güneş tanrısının doğumu olarak kabul ettiği 25 Aralık gününü Hz.İsa’nın doğum günü olarak kabul ettirdi. Sonuç olarak Hıristiyanlarda 25 Aralık – 1 Ocak arasını eğlence ve tatil günleri olarak kabul edip kutlamaya başlamışlardır.

Noel denilen şey Roma Katolikleri tarafından Hıristiyanlığa dahil edilmiştir. Gerçekte yılbaşının Hıristiyanlık ve Hz.İsa ile bir alakası bulunmamaktadır. Tamamen Güneşe tapan putperestler tarafından ortaya çıkarılmıştır. Katolik dünyası sadece 25 Aralık gecesini kiliselerde ayinler yaparak geçirmektedirler. Yılbaşı geceleri ise kiliselerde ne ayinler yapılmakta ne de o gece bir kutsama merasimi düzenlenmektedir. Papazlar da o akşam onlarca küp kutsanmış şaraplarını içmekte ve içip içip sızmaktadırlar.

Bakıldığında Peygamberlerin en fakirlerinden olduğu Hıristiyanlar tarafından da kabul edilen Hz.İsa’nın içki içmekle, domuz eti yemekle, kumar oynamakla bir ilgisi bulunmamaktadır. Mesele daha açık bir tabirle Hıristiyanlık bu putperest gelenekle bozulmuş, bu bozulmuş gelenekte şu an Hıristiyanlar vasıtasıyla Müslümanlığı bozmaktadır.

Türkiye’de ilk zamanlar Hıristiyan nüfusun az olması nedeniyle yakın zamana kadar yılbaşı kutlamaları itibar görmemiştir. Kitle iletişim araçlarının artması ile popüler kültür olarak yılbaşı kutlamaları Türkiye’de artış göstermiştir. Medeniyet anlayışının, Avrupalıyı her anlamda taklit etmek olduğunu düşünen, sosyete denilen kesiminde özendirici tavırları nedeniyle insanlarımız arasında yılbaşı kutlamaları geniş bir alana nüfuz etmiştir.

Konuya İslami açıdan bakacak olursak Peygamber efendimiz (s.a.v) “ Kim bir kavme benzerse, o onlardandır.” diyerek Müslümanların davranışlarına, yaşam tarzlarına, hal ve hareketlerine dikkat etmesi gerektiği yönünde sözleri bulunmaktadır. Yani Hıristiyanlara, müşriklere benzemek Müslümanlara yasaklanmıştır. Bu nedenle yılbaşı gecesine ayrı bir önem verilmemelidir.

Tabi burada amacımız bir yargılama yapmak değildir. Tarihi açıdan yılbaşı denilen gelenek hakkında bilgi vermektir. Yılbaşı kutlayana da, kutlamayana da saygı göstermek gerekir. Her iki davranışı sergileyen kesim birbirine zarar vermeden bugünü geçirmelidir. Unutmamamız gereken atalarımız kendisi gibi yaşamayan kesime bir baskı oluşturmamıştır. Örnek davranışlar sergileyerek, hoşgörü göstererek insanlığa fayda sağlamışlardır.

Milletimiz feraset sahibidir. Tarihi geçmişimize baktığımız zaman dönemin koşullarına göre gerekli hassasiyeti göstermiştir. Bu zamana kadar milli benliği koruyan bu millet bundan sonrada korumaya devam edecektir.