Seçim mi, geçim mi

 

Son günlerde asgari ücret çok konuşulur oldu. Oysa gelir adaletsizliği sadece bu kesimi kapsamıyor.

İşçi, memur, Bağ-Kur emeklisinin de durumu onlardan aşağı değil. Bunların da gelir düzeyi yoksulluk sınırının altında…

Eskiden daha mı iyiydi diyebilirsiniz?

Geçmiş hükümetleri katmıyorum. Çünkü o dönemlerde belki Özal hükümeti hariç istikrarlı bir süreğenlik olmadı.

Oysa 3 Kasım 2002’de iktidara gelen AKP sırasıyla 2007, 2011, Kasım 2015 ve 2018 yılında tek başına iktidar olarak önemli bir başarıya imza atmıştı.

İlk bakıldığında böyle bir durumda ekonomik istikrar beklenir, öyle değil mi?

Peki, ne oldu da… “bugünü dünden kötü, yarından iyi” olacak şekilde konuşur, düşünür olduk.

Kaynak mı bitti?

Metal yorgunluk mu yaşanıyor?

Kadrolar mı yetersiz?

***

“Tarih: 19 Haziran 2018”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” demişti.

Verdik mi? Verdik!

Uğraşıldı mı? Eh, öyle diyelim.

Bugün yine aynı konuları, şunu bunu konuşmaya devam ediyor muyuz? Ediyoruz!

Nedir bunlar?

“Enflasyon, döviz kuru, faiz, işsizlik…”

Ya daha?

“Çocuklarımızın, ülkemizin geleceği…”

İktidar ne konuşuyor?

“Terörle mücadeleyi, ekonomide dünyanın en iyi ilk 10 ülkesi içinde yer alacağımızı, 2023 hedefini ve sonrasını…”

Daha başka?

“Bay Kemal’i, şehit yakınına edilen küfrü, Anayasa değişikliğini, yasal olarak faaliyet sürdüren bir partinin kapatılmasını, Sayın Bahçeli’nin dediği gibi ‘zillet’ ittifakını v.s.”

Bunlar işsizin karnını doyuruyor mu? Çocuğuna bir iş, gelecek sağlıyor mu?

***

Bakınız, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerine göre 2002 yılında ortalama 184 TL olan net asgari ücret 2021 yılında 2 bin 825 liraya çıksa da sonuç olarak yıllar içinde alım gücü önemli ölçüde azaldı, açlık ve yoksulluk sınırları her geçen gün yükseldi. Üstüne üstlük asgari ücretten alınan vergiler de çalışanın omuzlarında yük olmaya devam ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanarak bir tespit yaptım.

Kişi başına düşen milli gelir 2002’de 3 bin 688 dolar seviyesindeydi. Bir ara 2013 yılında 12 bin 614 dolar rekor seviyeye kadar yükselmişti. Bugün 7 bin dolar seviyelerine geriledi. Sayın Cumhurbaşkanı 2023 hedefini daha önce 25 bin dolar açıklamıştı.

***

Bir başka istatistik vereyim:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2003 yılından bu yana düzenli olarak yapılan “Yaşam Memnuniyeti” araştırmasının 2020 yılı sonuçlarına göre;

18 yaş ve üstündeki bireylerle yapılan anketlere dayandırılan araştırmada mutlu olduğunu beyan eden kişilerin oranı 2019’da yüzde 52,4 iken geçen yıl yüzde 48,2’ye geriledi. Bugün muhtemelen yüzde 30’a gerilemiştir.

Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise aynı dönemde yüzde 13,1’den yüzde 14,5’e yükseldi. Bugün daha fazla oranda olduğuna emin olabilirsiniz.

Böylece 2016’dan bu yana genel mutluluk düzeyinde kaydedilen gerileme eğilimi devam etti.

“Bunları da not ederek devam edeyim.”

Türk-İş araştırmasının Ekim 2021 ayı sonucuna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 3 bin 093 TL oldu. Bugün 3 bin 500 liraya doğru yükselmiştir herhalde…

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 10 bin 075 TL, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3 bin 772 TL oldu.

“Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas Ekim ayında da açılmaya devam etti. Buna göre asgari ücret ile bir kişinin yaşam maliyeti olan 3 bin 772 TL arasındaki fark bu ay itibariyle 946 TL’ye ulaştı.”

Bütün bu veriler geçen ay doların 9,40 TL olduğu seviyelerine göre yapılmış. Şimdi daha yukarılarda olduğunu görürüz!

***

Bir başka konu; pandeminin de katkısıyla “depresyon ve anksiyete” tedavisinde kullanılan ilaçlarda büyük artış yaşanıyor. Magazin haberleri sunan televizyon kanalları izlenirse burada asan, kesen, çalan, vuran kaçan ne varsa açıkça görürsünüz… Artık şehit haberlerine bile eskisi kadar duyarlı olmayan bir toplum oluştu, ne yazık ki…

“İşsizliğin arttığı, yaşam koşullarının zorlaştığı bir dönemde siyasilerin seçim tartışmaları vatandaşların çok da umurunda değil. Bir an önce bu girdaptan kurtulmak istiyor. Seçim elbette olacak ama önce geçim diyorlar!”