Risk artıyor, okul başlıyor

 

Hatırlanırsa, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 22 Ocak tarihinde 81 ilden öğrencilerin katılımıyla 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Dönemi kapanışı ve “Birlikte 23 Gün Etkinlikleri” tanıtım programına katılmış, “İkinci dönemde salgının yolumuzdan çekildiği oranda okullarımıza döneceğiz. 15 Şubat’tan itibaren de sizleri okullarımıza çağırmak istiyoruz. Baharı okullarımızda hep birlikte karşılayalım niyetindeyiz” demişti.

Bu temkinli açıklamaya göre, kovid-19 virüsünün o güne kadar geçen süredeki seyrine bakılacak.

Sayın Selçuk’un belli ki bazı kaygıları var. Bu kaygıları öğrenci velileri ve öğretmenler de taşıyor.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamasından 10 gün sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, 8 ve 12. sınıflar ile ilkokul ve özel eğitim okullarındaki yüz yüze eğitim-öğretimin köylerde 15’inde, Büyükşehir olan illerde de 1 Mart’tan itibaren il bazında kademeli başlaması için çalışmalar yürütüleceğini söyledi.

Ancak Çin patentli kovid aşısının belirli planlama doğrultusunda yapılmaya başlandığı bu durumda öğretmenlerimizin aşılanmaları konusunda bir planlama yapılması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı Selçuk, bu konuda 81 İl Milli Eğitim Müdürlükleri’ne talimat verildiğini ve bu süreçte görev alacak olan öğretmenlerin öncelikli aşılaması için kimlik bilgilerinin tespiti yapıldığını söyledi.

Tamam da sadece öğretmenlerin aşılanması sağlık güvencesi açısından yeterli olacak mı? Okullarda hizmetli ve memurlar görev yapmayacak mı? Okul servis sürücüleri de buna dahil olacak mı? Yani bakıldığında aşılama süreci çok kolay görülmüyor.

Neyse diyelim ki bu hafta sonu 12 Şubat itibariyle mevcut öğretmenlerin birinci doz aşılaması yapıldı. Bu koruyuculuk açısından yeterli olmayacak ve ikinci doz aşılaması ancak 28 gün ara itibariyle 12 Mart tarihinde yapılması gerekiyor. Oysa yüz yüze eğitimin (köyleri saymıyorum) 1 Mart itibariyle başlayacağı göz önüne alındığında risk faktörünün giderilmediği görülecektir.

İlk yarı seyreltilmiş eğitim-öğretim uygulaması yapılmıştı. Burada öğretmenlerin aşılanmaları yapılmamış olmasına rağmen, öğrencilere zorunluluk şartı getirilmeden yine ilkokul öğrencilerinin bir kısmı okula gitmişti.

Öğrencilerin ikinci yarıyıl yüz yüze eğitimi de velilerin iznine bırakılıyor. İsteyen veli öğrencisini göndermeyebilecek ama ders takiplerinden sorumlu olacak.

Şimdi birde koronavirüs yetmezmiş gibi İngiltere varyantlı mutant virüs ortaya çıktı. Ve çok da hızlı yayılıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerde 17 ilde 128 kişide görülen mutasyonlu virüsle ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Ülke genelinde mutant virüsün ciddi şekilde arttığını vurgulayan Koca, “Mutant virüste, açıkladığımız rakamın çok üstüne çıktık şu anda. İl il artış sürüyor. Artmaya da devam edecek gibi. Mutant virüsün daha kolay bulaştığını, belirtinin daha erken çıktığını görüyoruz. İngiltere’de görülen varyantından bahsediyoruz. Bunun daha çok ilde yayıldığını görüyoruz” diyor.

Yani böyle bir tehlike oradayken ve öğretmenlerimizin aşılanması yapılmamışken siz olsanız çocuğunuzu okula gönderir misiniz? Bırakın öğrencileri öğretmen olarak böyle bir riski karşılayabilir misiniz?

Elbette ki çocuklarımızın bu aşamada eğitim-öğretimden mağdur olmasını istemiyoruz. Görüntülü uzaktan eğitim de çok da yararlı olduğu söylenemez.

Ancak güvenlik önlemleri alınmadan öğrencileri okula çağırmak da bir sorumluluk gerektiriyor. İnsan sağlığı her şeyden önce gelir. Bu sorumluluğu Milli Eğitim Bakanlığı üzerine almıyor. Velilerin izinlerine bırakıyor.

Diyelim ki bütün veliler aynı yönde karar aldı ve çocuklarını okula göndermedi. O zaman ne olacak, ikinci yarıyıl başlayabilecek mi? Dolayısıyla öğretmenlerin aşı güvenliği sağlanmadan yüz yüze eğitim risk taşıyor. Umarız bu risk kısa sürede giderilir. Bana kalsa öğretmenlerin aşılanması tamamlanmadan seyreltilmiş olsa da ikinci yarıyılı başlatmam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.