Köşe Yazıları

Remzi Akbaş: Emekli umutla bekliyor

Emekli umutla bekliyor

Bayram öncesi asgari ücret görüşmelerinde sağlanan anlaşma ile 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere bekar bir çalışan için aylık 11 bin 400 lira belirlenmişti.

Mevcut anlaşmanın belirlendiği günde Dolar/TL arasındaki korelasyon nedeniyle ücret artışı 483 dolar seviyesinde olmuştu.

Aslında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yüzde 15,26 olarak belirlenen 5 aylık enflasyonun 1,2 katı üzerinde bir artış olmasına rağmen dolar bazında eski Bakan Vedat Bilgin’in ileri sürdüğü 500 dolar seviyesinin altında bir ücret verilmişti.

Kabul edelim ki, ülkemizin millî parasını bir kenara bırakıp ücret politikasını yabancı para cinsinden belirlemek elbette absürt bir durum yaratıyor.

Ancak hesaplar ortaya konulduğunda ne yazık ki yabancı para dediğimiz dolar her alanda bizi etkileyen parametre olduğunu da görmek durumundayız.

“Emeklilerin maaşları her yıl hem enflasyon hem de dolar bazında giderek eriyor”

Hükümet yetkilileri her ne kadar emeklilere verilen zam artışı için “enflasyona ezdirmedik” açıklaması yapsa da bu gerçekçi değil. Çünkü maaş artışının uygulandığı aydan itibaren her ay enflasyon karşısında eridiğini görüyoruz.

 

*

Asgari ücret ile emekli maaşları arasındaki makas da asgarî ücret lehine her yıl açıldı.

Buna kendimden örnek vereyim:

Ben 3 Haziran 2001 tarihinde Zonguldak Taş Kömürleri Kurumu TTK’ndan yeraltı işçisi olarak 8 bin 191 gün sayısıyla emekli oldum.

O günden beri asgari ücret üzerinde olan aylık maaşım Haziran itibariyle asgari ücretin altına düştü.

Üstelik benim maaşım bu güne kadar Türk-İş’in açıkladığı “açlık sınırı” üzerindeydi.

Türk-İş tarafından yapılan Haziran ayı verilerine göre açlık sınırı 10 bin 373 liraya çıktı. Buna rağmen asgari ücret 11 bin 402 TL ile açlık sınırının Bin 29 TL üzerinde gerçekleşti.

Emekli maaşına yapılacak zam oranı da asgari ücrete yapılan 5 aylık enflasyon farkı baz alınarak Haziran ayını da üzerine ekleyerek belirlenen 6 aylık enflasyon farkının 1,2 katı zam verilmesi gerekir.

Eğer, hak, hukuk ve adalet ilkeleri uygulanacaksa böyle olmalı. Sosyal adalet anlayışı olacaksa böyle olmalı. Toplumsal birlik ve beraberlik sağlanması isteniyorsa böyle olmalı.

 

*

Hafta tatiline denk gelmediği takdirde her ayın 3’ünde açıklanan enflasyon oranları bu dönem bayram tatili nedeniyle 5 Temmuz Çarşamba günü açıklanmış olacak.

TL’nin Dolar karşısındaki değer kaybının getirdiği fiyat artışları dikkate alındığında şahsen benim beklentim Haziran aylık enflasyon yüzde 3 civarında olmasıdır.

Ancak enflasyon beklentileri toplumun tahmini/öngörüsü şeklinde değil, TÜİK teknik kadronun belirlediği araştırmaya göre açıklanıyor.

Haziran ayı enflasyonla birlikte ilk 6 aylık enflasyon yüzde 20 civarında oluşursa hükümet bunu “Asgari Ücret” zammını emsal alarak yüzde 40-45’e çıkarabilir. Zaten doğrusu da budur.

Türkiye’de ücret politikası ne yazık ki istikrarlı gitmiyor. Adaletli de dağıtılmıyor.

Örneğin; 25-40 yıl prim ödeyerek emekli olanlar ile 5-15 yıl prim ödeyen emekli maaşları arasındaki makas neredeyse eşitlenir hale getirildi.

Dolayısıyla sadece çalışanlar değil, emeklilerin de ortalama yaşam standartları taban yapılarak maaş skalasındaki yerleri göz önünde bulundurularak, ücretlerin de bunun üzerinde kademeli artışlar şeklinde belirlenmelidir.

Asgari ücretliye 5 aylık enflasyonun yüzde yüzün üzerinde zam yapıldı, en düşük memur aylığı 22 bin liraya çıkarılıyor.

Elbette alsınlar!

Tamam, da, açlık sınırı altında ücret alan emekliler var.

Onlar üvey evlat mı?

Bu memleketin vatandaşı değil mi?

Bu zam oranlarını onlar da umutla bekliyor!

Bakalım umutları karşılanacak mı?