Paha biçilmez madalya insanlık

 

Nihayet Tokyo 2020 olimpiyat oyunları sonun da kardeşlik adına çok güzel gösterilerle sona erdi.

1948 yılında alınmış 12 madalyadan sonra hiç böyle bir başarı elde edememiştik. Ve nihayet 73 yıl sonra 13 madalya kazanıp yeni bir başarı elde ettik.

2 altın, 2 gümüş ve 9 bronz madalya alarak sporcularımız, şu zor süreçte ve felaketlerle boğuştuğumuz günler de az da olsa yüzümüzü güldürdüler. Asıl başarımız ise yalnızca güreşte ve halterde değil diğer branşlarda da madalya alarak ve finale kalarak başarılı olabileceğimizi gösterdik.

Olimpiyatlara 108 sporcu ile katılmıştık başta madalya alan ve daha sonra finale kalıp ama madalya alamayan ve tabi ki tüm sporcularımızı cani gönülden kutluyorum. Ayrıca yüz maç yapsak 99 kazanırdık ama o bir tek ihtimal gerçekleşti diyen filenin sultanlarının kaptanın da ayrıca tebrik ederim.

Ve başta insanlığa daha sonra tabi ki spora ve sporcuya centilmenliği, sportmenliği alışık olduğumuz klasik isimle Faair-Play’in ne olduğunu iyice kavramamız bizlere örnek sahne yaşatanları da kutluyorum, devlet, ırk, renk ve inanç ayrımı yapmadan.

Belki gözlerden kaçmıştır diye düşünerek ve belki de küçük bir haber olarak yer almıştır diye sadece bir iki örnek tabloyu paylaşmak istiyorum.

Aslında 16 gündür devam eden bu olimpiyat oyunları esnasın asıl amaç ve en kıymetli olay, altın madalya almak ya da gümüş veya bronz madalya tabi ki. Ama bana göre öyle değil. Bana göre en kıymetli en değerli olay insanlık madalyasını almaktır.

İşte bu oyunlar esnasın da paha biçilmesi imkansız bir madenden yapılan bir insanlık madalyonunun verilmesi gereken bir sahne yaşandı Tokyo Olimpiyatları’nda.

Okuduğunuz zaman çok mu yoksa az mı abarttığımı göreceksiniz değerli okuyucular.

Böyle sahnelere öylesine özlem duyuyoruz ki artık yazarken bile duygulanıyor insan. Çünkü artık görmeye pek alışık olmadığımız türünden şeyler bunlar. Yok olup gitmek üzere idiler yani.

Bu olimpiyatlar esnasın da çok güzel örneklerde oldu çok kötü örnekler de tabi ki.

Kötüye örnek vermek gerekirse, Sırbistan futbol takımının müsabaka esnasın da, ırkçılığı protesto etmek için rakip takım oyuncularının diz çökerek ve artık sembol olmuş bu hareketi yaptıkları esna da, Sırbistanlı oyuncuların omuz omuza vererek ayakta durmaları ve bu protestoya eşlik etmemeleri gibi çok kötü sahneler de yaşandı.

Tabi geçmişte Avrupa’nın göbeğin de Müslümanlara yaptıkları insanlık dışı “ırkçılık” ve katliamı tarih unutmadı ve unutmayacakta. İşte böyle kafalar ve zihniyetlerin devam ettiği bir süreçten geçerken, şimdi yazacağım vaka elbette ki bir insan olarak gözlerimizi yaşarttı…

Erkekler yüksek atlama finalinde, İtalyan Gianmarco Tamberi finalde Katarlı Mutaz Essa Barshim ile karşı karşıya geldi.

İkisi de 2.37 metre zıpladılar ve eşit oldular! Olimpiyat yetkilileri, her birine üçer deneme daha yapma hakkı verdi. Ancak tüm denemelerine rağmen 2.37 metreden fazlaya ulaşamadılar.

Ve tekrar iki sporcuya da bir deneme hakkı daha verildi, Fakat şansızlık bu ya İtalyan Tampberi son denemesinden ciddi bir bacak yaralanması nedeniyle çekilmek zorun da kaldı tabi ki gözyaşlarına boğularak…

Katarlı Barşim’in önünde başka rakibin olmadığı an altına tek başına kolayca yaklaşabileceği andı…

Ve tam bu esna da Katarlı Barşim hakemlere “son denemeden çekilirsem altın ikimiz arasında paylaşılabilirler mi?” diye sordu.

Hakemler ve yetkililer kontrol ettiler ve onayladılar. Ve “evet tabi ki o zaman altın madalya ikiniz arasında paylaşılacaktır” dediler.

Katarlı sporcu Barshim daha sonra düşünecek hiçbir şeyi yok diyerek altın madalyanın tek sahibi iken son denemeden çekildiğini hakemlere ve olimpiyat yetkililerine bildirdi.

İşte gözleri yaşartan sahne bundan sonra yaşandı.

Bunu gören İtalyan rakibi Tamberi koşarak Barshim’e sarıldı ve çığlık attı! Orada gördüğümüz, yüreğimize dokunan sporda büyük bir sevgi payıydı.

Dinleri, renkleri, sınırları anlamsız kılan tarifsiz sportmenliği gözler önüne serdiler, tamamen spor ruhu ile hareket eden bu sporcular.

İnsanlığın ve sportmenliğin içindeki centilmenliğin madalyadan çok çok daha önemli olduğunu tüm dünyaya gösterdiler.

İşte spor ahlakı ve spor ruhu bu değerli okuyucular. Kıyaslayın demiyorum ama azıcık düşünün. Sırp futbol takımındaki oyuncuların yaptığı centilmenlik dışı hareketi hiç kimse tasdik etmedi ve herkes kınadı yarın bir gün nefretle anılacak. Ama katarlı bir sporcunun altın madalyasını rakibi ile ekmeğini paylaşır gibi paylaşması tarihler boyunca konuşulacak ve alkışlanacak.

Dünya her gün kötü ve art niyetli bir takım insanlar tarafından, bataklığın içine çekilmeye çalışılırken, işte böyle güzel insanlar, güzel, centilmen ve tabi ki sportmen ruhlu insanlar tarafından o bataklığa gömülmekten kurtarılır ancak…

Selam olsun hiç bir çıkar gözetmeksizin sportmence ve centilmence yarışan Faair-Play ruhlu insanlara ve sporculara. Selam ve dua ile…