Ormanlarım canlarım

 

İnsanoğlu için vazgeçilmez nimetlerden biriside ağaç ve ormanları içine alan bitki örtüsüdür. Kökünden gölgesine varıncaya kadar, insanoğlunun doğumu ile ölümü arasında, ağaç, orman, gül ve her çeşit bitki örtüsüne ihtiyacı vardır. Biz bitki örtüsünün maddi güzellikleri ile mutlu oluruz. Onların manevi güzelliklerini Kur’an şöyle beyan buyurmaktadır. “Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor.” (Hac Suresi 22/18) Başka bir ayette ise: “Bitkiler ve ağaçlar secde ederler” buyurulmaktadır. (Rahman Suresi 55/6) Yüce Rabbimizin yarattığı canlılar, şuurlu ve şuursuz olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Akıl ve şuurdan mahrum olan yaratıklar: Bunlar ilahi kanunlara tabi olarak Allah’a boyun eğer, kendi lisanları ile Allah’ı tenzih ve tespih ederler.

2- Akıllı yaratıklar: Bunlar insanlardır. Bunlar ibadet edeceği mabudunu seçme hürriyetine sahiptirler. Allah’tan başkasına kulluğu tercih edenler, insanlık değerlerini kaybetmiş olurlar. Başka bir ayette ise: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes Allah’ı tesbih eder. O’nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tespihini anlamazsınız. O, halimdir, bağışlayıcıdır” Buyrulmaktadır. (Isra Suresi 17/44) Yani yeryüzündeki cansız ve hareketsiz olduğunu zannettiğimiz her şey Allah’ı zikretmektedir. Bir hadis-i şerifte: “Hiçbir Müslüman yoktur ki, o, ağaç diksin yahut ekin ve mahsulünden insan, kuş, kurt yesin de kendisi bundan istifade etmiş olmasın. Elbette o Müslüman da diktiğiyle, ektiğiyle sevap alır” buyurulmuştur. (Tecrid-i Sarih Trc. VII, 121)

Orman yakmak, manevi olarak Allah’a isyan, maddi olaraktan vatana ihanettir. İslam dini vatana ihaneti haram kılmış ve yasaklamıştır. Çünkü Müslüman, herkesin malı, cani ve namusunun güvende olduğu bir kimsedir. Onun için, orman yakanlar tam tespit edildiği zaman, devletin merhamet damarları kabarmamalıdır. Zalimlerin cezasını vermeyen sistemler, kan ve gözyaşının çoğaltmaktan başka bir işe yaramazlar. Yanan ormanlarımızın, içindeki canlarımızın, milli ekonomiye verilen zararımızın mahşerdeki karşılığını kimler nasıl ödeyeceklerdir. Çünkü alevlerin bile canını yakan bir yangın çıkardı, alevlerin içinde bütün Türkiye’yi yaktılar. Bu suçta, yaşayanların değil, doğacak bebeklerin, yapılacak beşiklerine dahi ihanet vardır. Yüce Rabbimiz,  insanların sağlığı ile ilgili iklim şartlarını, su düzenini ve toprağın korunmasını, bitki örtüsü ile mükemmel hale getirmiştir. Onun için sevgili peygamberimiz Hadis-i şeriflerinde: “Kıyamet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da bunu kıyamet kopmadan dikmeye gücü yeterse, mutlaka onu diksin, bırakmasın.” Buyurmuştur (Tecrid-i Sarih Trc. C VII) Kıyametin dehşetli gününde dahi bir ağaç dikilmesinin emredilmesi, durumun önemini açıkça anlatmaktadır. Dedemiz Fatih, “Ormanımdan bir dal kesenin başını keserim” demiştir. Dedemizin vasiyetini yerine getirecek kanunlar çıkarmalıyız. Yani, hain bir kişi ormanı bir kere yakarsa, ikinciye ömrü vefa etmemelidir. Zira vatana ihanet edenler, bedelini de göze almak zorundadırlar. Zalime merhamet, mazluma ihanettir.