Köşe Yazıları

NASS’IL OLACAK?

NASS’IL OLACAK?

14 ve 28 Mayıs tarihinde yapılan seçimlerin geride kaldığı bu günlerde ekonomik temel sorunların çözümüne yönelik nasıl bir adım atılacağı büyük önem taşıyor.

Kabinenin de belirlenmesiyle birlikte milletin beklentisi bu yönde.

Sorunların başında işsizlik, enflasyon (yani hayat pahalılığı) geliyor.

İŞKUR’un Mayıs Ayı İstatistik Bülteninde verdiği bilgiye göre ülke genelinde mayıs ayında kayıtlı işsiz sayısında Nisan ayına göre yüzde 2,5 artış yaşandığı açıklandı.

2023 yılı ülke genelinde Ocak-Mayıs döneminde ise 492 bin 048 kişinin işe yerleştirilmiş olduğu belirtilerek sektörler itibarıyla en fazla işe yerleştirme sanayi sektöründe “İmalat” alanında olurken,

mesleklere göre ise en fazla işe yerleştirme ise sırasıyla “Turizm ve Otelcilik Elemanı, Özel Güvenlik Görevlisi (Silahsız) ve Satış Danışmanı/Uzmanı” meslekler izlemiş.

Ancak bunlara rağmen “kayıtlı işsiz sayısında giderek artış yaşanıyor.”

Şöyle ki;

Mayıs ayında İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı Nisan ayına göre yüzde 2,5 artış göstererek 2 milyon 619 bin 985 kişi olmuş. Kayıtlı işsizlerin yüzde 50,1’i erkek, yüzde 49,9’u kadın, yüzde 24,6’sı 15-24 yaş (gençler) grubunu oluşturmuş.

“Bu veriler bize neyi gösteriyor?”

İş alımlarının en yoğun olduğu aylar genellikle Nisan -Mayıs aylarıdır. Buradaki alımların çoğunluğu hizmet sektöründe olmaktadır. Hizmet sektöründe olanların büyük bölümü de mevsimsel, yaz sezonu için alınan personeli kapsar.

 

*

Böyle giderse önümüzdeki yıllarda işsiz sayısının giderek artacağına şahit olacağız. Neden mi?

Bakınız, ülkemiz firmalarının büyük çoğunluğu döviz sıkıntısı çekiyor. Bankalar döviz satışı yapmıyor. Üstelik reeskont kredilerinden yararlanmak için döviz kazancının bir bölümünü Merkez Bankası’na emanet olarak bırakıyorlar.

Mehmet Şimşek’in ekonominin başına yeniden geçmesiyle birlikte piyasalarda bir bahar havası esmişti. Bunun etkisi ilk olarak ülkemizin risk primini gösteren  CDS’lerde görüldü. Uzun süredir 600 puanın üzerinde seyreden CDS’ler 500 puanın altına geriledi.

“Bilmeyenler için söylüyorum:”

CDS’ler ne kadar yüksek olursa yabancı para borçlanma faizi de ona göre yüksek oluyor. Dolayısıyla CDS’lerin 500 puan altında kalması önem taşıyor. Hatta yatırım yapılabilir seviyeye yani 300 puan dolayına inmesi gerekiyor.

“Geçtiğimiz hafta perşembe gecesinde ekonomiyi etkileyecek önemli iki atama daha gerçekleşti.” Türkiye’de ilk kez Merkez Bankası (MB)’nın başına bir kadın getirildi. Uluslararası piyasalarda kendini kanıtlamış olan 41 yaşındaki  ABD’den ithal (Ecevit dönemi koslisyonundaki Kemal Derviş benzeri) “Hafize Gaye Erkan MB başkanlığına” atanırken, yaklaşık 26 aydır bu görevde olan ve bence başarısız bulduğum Şahap Kavcıoğlu, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)’nun yeni başkanı oldu.”

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yabancı sermaye için büyük önem taşıyor. O nedenle Gaye hanımın bu güvenceyi vermesi gerekiyor.

“Şimdi asıl soru şu:”

Sayın Cumhurbaşkanı 17 Kasım 2021’de partisinin grup toplantısında faize karşı olduğunu öne sürerek “Görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim, enflasyonla mücadelemi sürdüreceğim. Şunu bilmemiz lazım, bu konuda nass ortada. Nass orda olduğuna göre sana bana ne oluyor” demişti.

 

*

Dolayısıyla önümüzdeki 22 Haziran tarihi bu açıdan çok önem taşıyor. Bu tarihte Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu Toplantısı olacak. Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına rağmen kurun yükselişi bir türlü önlenemedi. Sistemin başladığı 2021 Aralık ayında 11,20 seviyelerinde olan dolar şimdi serbest piyasada 25 TL’ye dayandı.

Diğer yandan ihtiyaç kredisi yüzde 35, KOBİ kredisi yüzde 40’lar seviyesinde olduğu bir ortamda politika faizinin yüzde 8,5 seviyesinde olması zaten absürt bir durumdu. Yabancı finans kurumları ile Türkiye’de bulunan ekonomi uzmanlarının medyan beklentisi politika faizinin yüzde 25’e çıkarılması yönünde. Ancak buna izin verilir mi bilemiyorum. Bence ilk faiz artışının 500 baz puan yapıp önce piyasa tepkisi ölçülecek. Sonraki dönemde buna göre hamleler olacaktır. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı izin verirse tabi.

“Ha şunu da söyleyeyim:”

Ekonomik göstergeler sadece faiz değil elbet. Bunun yanında enflasyon verileri de çok önemli. Öyle ki çalışan işçi,memur ve emeklilerin gelirleri ile firmalar ve şirketlerin  envanteri buna göre ayarlanıyor. Kim ne derse desin “Faiz sebep, enflasyon neticedir” görüşü tutmadı. Enflasyonu düşürmenin önemli parametresi de ekonomiyi soğutmaktır. İthalatı düşürüp yerli üretimi artırmaktır.

Sonuçta gelinen noktada ekonominin başına kim gelirse gelsin faiz, kur ve enflasyon korelasyonunda dengeyi sağlamak zorundadır. Bunun önünde tek çıkış yol var. O da faizlerle ilgili Kur’an ayetlerinin tümünü kapsayan ve Sayın Cumhurbaşkanının öne sürdüğü kesin emir, yani Nass! “Bakalım Nass’ıl olacak?”