Ligden düşebiliriz ama dillere asla

 

Bu bir yıllık sorun değil. Bugüne kadar kimi servetini yedi kimi çevresini tüketti. Milyonlarca lira harcandı. Kimi bizim çocuklarla mücadele etti kimi ciddi transferler yaptı.

Her gelen kulübü bir çanta içinde teslim aldı sonrasında benzer şekilde devretmek durumunda kaldı.

Her başkanda tükenmişlik sendromu bir kez daha yaşandı. Kalıcı gelir, altyapı yatırımı, profesyonel ve geleceğe yönelik bakış açısı yok.

Yok olanları söylemek kolay da… İşi çözmek için elinizi taşın altına koymak lazım. Geride kalan yıl pandemi vardı. Aslında pek çok sorunun çözümü için iyi bir süreçti. Ama biz bu süreci evlerimizde geçirdik. Krizler aslında fırsat içerir. Pandemi döneminde en azından Karasuspor’un planlamasını yapabilirdik. Yapamadık. Geçmişe üzülmek yeni dert edinmektir.

Karasuspor’un eski başkanlarının geldikleri durumu görünce yeni bir isim de ortaya çıkmaya cesaret edemiyor.

Bu işe belediye el atmak zorunda mı?

Bu sorunun cevabı hem “evet” hem de “hayır!”

Belediye Karasu’daki her işten sorumlu. Bir kuruma amir atanırken, hastaneye başhekim kararlaştırılırken, okullara müdür tayin edilirken görüş belirten (belirttiği görüşün gerçekleşmesi için de ısrarcı olan) belediyenin konu Karasuspor olunca geri çekilmesi çok izah edilebilir değil.

Demek ki belediye aslında Karasu’daki iyi olsun kötü gitsin her şeyden sorumluymuş. Bu noktada mutlaka takımı belediye almak zorunda falan değil. Ama bir konsorsiyum kurulacaksa belediye burada ana aktör olmak durumunda.

İlçedeki kurumlara disiplin getirmek hedefinde olan Karasu Belediyesi bu şekilde Karasuspor’a da bir disiplin getirebilir. Oluşacak yönetim Karasuspor’un ligden düşmesine göz yumabilir. Ancak altyapıya çalışır. Karasu’nun evlatları ile sahaya çıkar. Bugünü kısmen kaybeder ama gelecek yıllara temel oluşturur. Bundan önce ünlü futbolcular çıkaran Karasu belki yeniden eski günlerine döner.

Bazen bahçenin şahlanması için eski dalların kesilmesi lazım. Fındık tımar olduğu sene fazla ürün vermeyebilir. Ama sonraki yıllarda genç dalların mahareti anlaşılır.

Karasuspor’un kayyımda olduğu falan da yok. Herkes o şekilde yazıyor da kayyım şekli bellidir. Dernek işi ile uğraşanlar sürecin nasıl işleyeceğinden haberdardır.

Ancak bir başka derin konu var. Kimse Karasuspor üstünden çekişme yapmamalıdır. Bu işin ne siyaseti ne ticareti olmaz. Spor spordur.

Madden imkansızlıklar olabilir.

Yönetimsel eksiklikler görülebilir. Hatta hatta Karasuspor ligden de düşebilir. Ama dillere düşemez. Hele bize nefret dili ile yaklaşan takımların sosyal medyadan göndermelerine maruz kalamaz.

Karasuspor bir onur meselesi haline getirilmeli, kangren olma yolunda giden bu kulübe kalıcı ve köklü bir formülle yaklaşılmalıdır.

Tüm bu organizasyonda başı da Karasu Belediyesi çekmelidir.

 

Biraz talepkar olmak lazım

Biz yapısal olarak kanaatkar olmaya devam ediyoruz. Zaman zaman vasat (ortalama) ümmet olmak iyidir de… Sürekli vasat olmak yaşam kalitesini düşürüyor.

Aslında zaman zaman “neden” sorusunu sorsak işler belki daha iyi yürüyecek.

Hakkımızda alınan kararları sorgulamadan uygulayıp, karnımızdan konuşmak hiçbir derde deva olmuyor.

Bir sorun ya da sıkıntı olduğunda muhatabına “Bu neden bu şekilde” diye sormak aslında küfür değil hakaret değil. Belki de hakkınızda alınmış olan doğru kararı tam olarak anlamanıza da neden olacak. Ama tüm bunların yerine karnımızdan konuşmayı tercih ediyoruz.

Mesela mı…

Karasu’da araç muayenesi yapılıyor. Bu muayene Karasu’daki otoparkta yapılıyor. Otoparkın tek girişi var ve biz oradayız.

Sizin amacınız aracınız park etmek değil. İçeri girip aracınızı muayene ettireceksiniz. İlk 15 dakika otopark ücretsiz ama… aracını 15 dakikada sıraya sokabilene 37 ekran televizyon hediye ediyorlar.

Neyse işiniz birkaç saat sürüyor. Siz araç muayene istasyonundan ayrıldığınızı sanıyorsunuz ama meğerse otoparktan çıkıyorsunuz.

Otoparkın tek çıkışı var ve tahmin ettiğiniz gibi biz yine oradayız. Bilmem ne kadar saat kalmışsınız. Alayım parayı…

Otoparka girmeme gibi bir şansınız yok. Girdiniz çıkmama gibi bir şansınız yok. O zaman parayı vermeme gibi bir şansınız hiç yok.

Kaç araç muayene edildiyse o kadar araçtan park parası alıyoruz.

Paranın miktarı bir lira da olabilir bin lira da…

İnsanları kendilerini enayi gibi hissediyor.

Buraya kadar da sorun yok.

Sorun bundan sonrasında.

Parayı ödeyen pek çok kişi durumdan dertli. Ama kimse gidip de muhatabına, “Kardeş ben bu parayı neden ödedim” diye sormuyor. Bunun yerine karnından konuşuyor. Biri sorsa belki de bu uygulamanın hatalı olduğu ortaya çıkacak. Fitnenin önüne geçilecek. Ama yok!

Herkes karnından konuşuyor arkadaş.

Arabam yok! Muayene ile işim olmaz. Ama ben buradan sorayım da fitnenin önüne geçeyim.

Kardeşim amacı otoparkı kullanmak olmayan adamlara otoparkı zorla kullandırmak yasal mıdır etik midir?

Bi’ diyin de konuyu kapatalım Allah aşkına.

 

Her şeyin terini yapın her şeyin

Okullar açıldı. Sorun bakalım nasıl açıldı. Bu köşeyi takip edenler bu haftaya kadar pek çok konuyu yazdığımızı bilir.

Şimdi de başka sorun çıktı.

Biz pandemi sürecinde herkese “maske mesafe temizlik” diye telkinlerde bulunuyoruz. Çocuklarımızın gideceği okullarda temizlik görevlilerinin halini manşet haberden okumuşsunuzdur. Tekrar yazmayayım.

İşin sorun kısmı gün gibi ortada. Şimdi gelelim çözüm yoluna.

Okul aile birliklerinin geliri de olmadığı (kantin gelirleri yarı yarıya düşürüldüğü) için bu işe üstten el atılması gerekiyor.

Her şey için belediyeye gidilmez. Bunda sıkıntı yok ama… Karsaş üzerinden geçici olarak bu işe el atılmalı. Parkomat’ta çalışanlar zaten kışın işsiz kalacak gibi. Bu kişilerin çalışma süresini birkaç ay daha uzatılıp çocuklarımızın sağlığını güvence altına alabilir.

Diyelim ki maddi sıkıntı var. Ki mutlaka vardır.

O zaman siyasi bir girişimde bulunmak zorunlu. Tüm Türkiye’de bu konuda kısıntıya gidilmiş. Yani tek sorun biz değiliz.

Sakarya’nın bu anlamda öncelik alabilmesi mümkün mü? Eğer siyasi olarak bu işler halloluyorsa en şanslı illerden biri Sakarya.

Hemen her siyasi partinin üst düzey yöneticisi Sakaryalı. Bu isimlere ulaşabiliriz.

Çocuklarımızın sağlığından daha mühim, daha elzem bir işimiz varsa onunla ilgilenin.

Ama bundan daha kıymetli bir işimiz olmamalı.

 

Aşı karşıtları

Bir insanın siyasi görüşü olmasını anlarsın. Ama diğer siyasi görüşü düşman bellemesini anlayamazsın.

Bir takımı tutmanız normaldir. Diğer takıma düşman olmanız ise anlaşılır değildir.

Ateist olabilirsiniz. Ama din düşmanı olmanız kabul edilemez.

Bizim ülkemizde sistem bu şekildedir.

Bir şeyi sevmeniz yetmez, onun karşısındakilerden nefret de etmeniz lazım.

Bizim siyasi görüşü olanlar diğer siyasi görüştekilerden nefret etmelidir.

Ateist olman yetmez, İslam’dan da nefret etmen lazım.

Bir takımı tutman yetmez. Diğerinden “ezeli rekabet” adı altında nefret de etmen lazım.

Şimdi aşı olmayanlar çıktı. Aşı olmadığı yetmiyor gibi bir de aşı karşıtlığı yapıyor.

Aşı olmuyorsan olma kardeşim. Ama karşında işi gücü bu olan insanlar, profesörler falan aşı olunması gerektiğini söylüyor. Aşının tam önleyip önlememesi konusunda sakınca olduğunu öne sürerek aşı karşıtlığı yapıyorsun.

Peki koronavirüse karşı aşı dışında karşı durabileceğimiz bir şey var mı? Yok. Yani aşı olmak istemiyorsunuz ama alternatif öneriniz de yok.

Bu şekilde koronavirüsle mücadele edeceğinize inanmanız sıkıntı değil de aşı olmak isteyenlere “kandırılmış” gözü ile bakmanızı ve aşıya karşı olmanızı nasıl izah edeceğiz?

@muniralikara