Köşe Yazıları

Koltukların nasip oldukları ve koltuklara nasip olanlar

 

Bazen seçilerek bazen atanarak çeşitli makamlara geliyorsunuz. Aldığınız eğitim sizi bir yere taşıyor bazen, bazen sülale gücünüz bazen kurmuş olduğunuz ikili ilişkiler falan filan.

Makamlara nasıl geldiğiniz çok önemli değil. Zaten bir şekilde birileri makamlara gelecekler. Geliş şekilleri kendilerini bağlar. Ancak görevdeyken yaptıkları hepimizi ilgilendirir. Hani derler ya “Adam var makamdan güç alır, adam var koltuğa güç verir” diye, o hesap işte.

Şimdi ilçemizde bazı kişiler geldikleri kurumun yetkilerini sonuna kadar kullanıyor. Bu şekilde makamlar halkın hizmetine sunulmuş oluyor. Ancak bazı kişiler de kimseye dokunmaz ve ses çıkarmazsa makamdaki koltuğunu koruyacağını düşünüyor.

İsim isim saymaya gerek yok. Bir kuruma girince işleyişi zaten fark edebilirsiniz.

Atanmış ya da seçilmiş olmanız fark etmez. Önemli olan geldiğiniz makamda ne işe yaradığınızdır. Yani sizin yerinize herhangi biri gelseydi mi daha iyi olurdu yoksa siz gelince mi makam işe yarar hale geldi?

Sabah işe geldiğinizde rutinin dışında ne yaptığınız önemlidir. Yani işinizi dert etmiş olursunuz. Esnaf olsaydınız dükkanınızda her gün ne yenilik yapacağınızı düşünecektiniz. Satışlarınızı nasıl artıracağınızı planlayacaktınız. Ancak makamlara gelince rutine dönüyorsunuz.

Özetin özeti şu ki, makamlar size nasip olursa sizin işinize yarar. Siz makamlara nasip olursanız makamlar halka hizmet eder.

 

ALMANYA BİZİ KISKANIYOR NE DEMEK

Ulusal konularda pek yazı yazmıyorum, biliyorsunuz. Bu konuda da kafa açmayacağım. Sadece şu konuda bir şey söylemek istiyorum. Almanya kendi ekonomik çıkarları için dünyaları yakar.

Şimdi Türkiye kendi koronavirüs aşısını üretti. İlk açıklama Almanya’dan geldi. Almanya Türkovac aşısı olanlara vize vermeyeceğini söyledi.

Konu sağlık falan değil. Almanya bizi de kıskanmıyor kimseyi de kıskanmıyor. Ama dünyadaki tüm gelişmeleri takip ediyor ve kendi ülkesinin ekonomik çıkarlarına karşı atılan tüm adımlara en sert tepkiyi veriyor.

 

ÖĞRENİLMİŞ BAŞARI

Çocuklarımız karne tatiline girdi. Bizde okul başarısı çok önemlidir. Okulda başarılı olmayan çocuk aileler için hayal kırıklığıdır.

Ancak gerçekte de böyle midir?

Mesela çocuğunuz motor kullanır. Siz kaza yapar endişesine kapılırsınız. Mahalleli belki çocuğunuzu takdir etmez. Hatta eleştirir. Ama o herkese kulak tıkayarak önüne bakar ve belki de Kenan Sofuoğlu olur.

Çocuğunuz duman kokulu sigara içilen ortamda bilardo oynar. Siz çocuğunuzu hayta olarak nitelendirirsiniz. Ama çocuğunuz belki de Semih Saygıner olur.

Çocuğunuz müzik aleti çalar. Hem de üflemeli. Sizin belki de kafanızı şişirdiği için kızdığınız bile olmuştur. Ama çocuğunuz belki de Hüsnü Şenlendirici olacaktır.

Yani demem o ki çocuğunuzun alışılmış, öğrenilmiş başarı kazanması kolay olan yoldur. Notları kötü olduğu için eleştirdiğiniz çocuğunuz belki de klasik değerlendirmeye uygun yapıda değildir. Belki de bambaşka yeteneği vardır ve siz onu klasik yöntemlere zorluyorsunuzdur.

 

ALKIŞLAR KEMAL HOCA’YA

Karasu’da son yılların en kapsamlı spor organizasyonları gerçekleşiyor. Karasu Atatürk Spor Salonu’nun programı tamamen dolu. Özellikle pandemi dolayısıyla kısıtlama altında enerji atamayan gençler kendilerini salona atmış durumda.

Karasu İlçe Spor Müdürü Kemal Ataç ve Müdürlüğün özverili personeli Murat Işık gecelerini gündüzlerine katıyor ve tüm ilçedeki gençleri salonda buluşturuyor.

Arta kalan zamanlarda gençleri havuza götürüyor ve yüzme öğretiyor.

Üstelik normalde mesai saatleri belliyken gecenin geç saatlerine kadar hiç şikayet etmeden özveri ile hizmet veriliyor.

Diğer ilçelerle kıyaslandığında Karasu Gençlik Spor İlçe Müdürlüğü en üst sıralarda yer alıyor. Lisanslı sporcu sayımız da diğer ilçelerin çok çok üstünde.

Bu başarıda payı olan herkesin de takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

NE KEYİF ALIYORSUNUZ GAZ VERMEKTEN

Karasu’da tuhaf bir film seyretme arzusu var. Huzur içinde yaşamak, tartışmasız hayat sürmek kimsenin hayali değil!

Bir kişi bir başkası hakkında bir adım atar veya bir şey söylerse mümkün olan en kısa süre içinde durum diğerine aktarılıyor ve ortalığın karışması ümit ediliyor. “Falanca konuda senin için şöyle yapmışlardı, ne tepki verdin” türü gazlar veriliyor. Üstelik bunu yapan adamlar da makam mevki sahibi falan…

En çirkin dedikodular, nefret söylemi içeren tüm dedikodular adı büyük insanların ağzında. Biri bir başkasına zarar verse bunun kime ne faydası olacak?

Toplumsal barışın sağlanması öncelikle idarecilerin saygınlığından kaynaklanır. Siyasette ve idarede barış olmadan toplumda huzur tam manası ile tesis edilemez.

 

YENİMAHALLE’DE SIKINTI VAR MI

Karasu Yenimahalle ilçenin ilk turizm alanı. İnsanlar pek çok yeri gezer, harcamalarını Yenimahalle’de yapar.

Bu alandaki yapıların plansız olduğu eskiden bu yana konuşulur. Zaten plansızlık gözle de görünür durumda. Ancak buralara imar barışı yapıldı. “Su üstü yapılar” statüsünde değerlendirilen yerlerle ilgili bir adım atmak şimdilik mümkün değil.

Yenimahalle’nin girişine balıkçıların talebi ile bir mendirek yapıldı. İddiaya göre mendireğin yapımı devam ederken mahalle halkı ile sohbet eden yetkililer mendireğin bu şekilde bırakılması durumunda Yenimahalle’nin su baskını tehdidi altında olduğunu söylemiş. Pek çok mekan hatta Yenimahalle’nin bir kısmının sular altında kalabileceği iddia edilmiş. Geride kalan hafta da Nihat Yalçın’a ait restoran olarak kullanılan tekne suların dalgalanmasından dolayı battı. Bazı mekanlar da hasar gördü. Dahası balıkçı teknelerinden hasar görenler olduğunu öğrendik. Şimdi tüm bu koşullar altında Yenimahalle halkı için yapmamız gereken bir şey var mı yoksa “Zaten o yapılar oraya yakışmıyordu. Yasal olarak yıkamıyorduk. Bu şekilde yıkılmaları iyidir” diyip konuyu kapatmaya mı niyetlisiniz?