Kesin gitsin

 

Hani ‘Her hayırda bire şer, her şerde bir hayır var’ derler ya, bizimkisi biraz da o misal oldu. Malum bu yüz yılın en büyük salgın afeti olarak tarihe geçen, tüm dünyanın ekonomik ve sosyal dengesini bozan, milyonlarca insanın sağlık sisteminin bozulmasına ve yine milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açan, insanlık olarak tıbben henüz bir çözüm bulamadığımız ve sonunun nereye varacağına akıl sır erdiremediğimiz korona belası bize öyle çekidüzen verdi ki insan olmanın ne demek olduğunu ve sağlıklı olmanın ne demek olduğunu bir kez daha anladık. Kısacası yüzümüze tokat gibi vurdu. Son iki yıldır hem şahsen yaşıyor hem de çevremde bunun etkilerini çok rahat bir şekilde görebiliyorum. Daha bir titiz, daha bir korunaklı ve insanlara karşı daha mesafeli hale geldik. İşin ilginç tarafı da şu ki bu vesile ile zaten bir hastalıkla mücadele ederken bilerek veya bilmeyerek de olsa diğer hastalıklara karşıda kendimizi korumuş olduk. Bizler yetişkin bireyler olarak gerekli ve yeterli önlemleri aldık ancak çocuklar konusunda eksik kalan bir yanımız var. Ben henüz bunun ne anlama geldiğini çözemedim. Hepimizin evladı veya evladı gibi sevdiği küçükleri var. Biraz derin düşünürseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ve son zamanlarda sık sık çocuklarımızın sağlığı konusunda ciddi derecede sıkıntılı dönemler yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz şu günler de öyle.

Bundan yaklaşık bir veya bir buçuk ay kadar önce kendi çocuğumun rahatsızlığından dolayı birkaç günüm sürekli hastanelerde acil servislerde geçti. Ve o kısa süre içerisinde yüzlerce çocuğun bir salgından etkilenip hastanelik olduğunu gördüm. Hemen hemen her birinin hastalık bulguları da aynıydı. Tabi bilinçli ve duyarlı bir ebeveyn olarak bunun sebebini de araştırdım. Birkaç sağlıkçı ile birebir görüştüm. Ve sonuç olarak şebeke suyu kaynaklı olabileceği yönünde şüphelerin olduğunu öğrendim. İşin tuhaf tarafı da şu ki çocukların şebeke suyu kaynaklı bir salgına maruz kalmaları için illaki içmeleri gerekmiyor. El, ayak, yüz temizliği veya duş nedeniyle şebeke suyuna temas etmeleri bile kısa sürede hastalanmalarına neden olabiliyor. Ve bağışıklık sistemi zayıf olan direnci düşük çocuklar ivedi şekilde tedavi görmezlerse hastalığın boyutları değişebiliyor.

Velhasıl geçtiğimiz ay da böyle bir salgınla karşı karşıya kaldık. Yaklaşık bir ay boyunca ortalık biraz durulmuştu vaka sayıları azalmıştı ama şu sıralar hafif hafif yine artışa geçti. Buradaki hassas nokta ise bu tip su kaynaklı salgınların bölgede meydana gelen aşırı yağışlardan sonra ortaya çıkıyor olması.

Biz daha önce de yaptığımız bir haber metninde ilçe olarak ilgili kurum yani SASKİ’nin Kocaali’de kısa sürede iyi işler yaptığını ve büyükşehir bünyesinde olup Kocaali’de en iyi hizmet veren kurum olduğunu söylemiştik. Genel anlamda baktığımız zaman, ilçe genelinde yaşanan birkaç pürüzlü olayın dışında bu görüşümüzde herhangi bir değişiklik yok ama özellikle bu su meselesinde biraz daha itinalı bir çalışma olması gerektiği yönünde hemfikiriz. Bildiğim kadarıyla şebeke dahilinde olan bütün depolar ana hatlar bilgisayarlı otomasyon sistemle düzenli ve anlık olarak kontrol ediliyor. Gerekli müdahaleler de bu sistemlerden elde edilen verilere göre yapılıyor. İlaçlama ve dezenfekte yine bu sistemlerden elde edilen veriler doğrultusunda gerekli miktarlarda yapılıyor. Tabi burada önemli olan asıl konu şebeke sularımızın kaynaklarının açıkta olması. Ve özellikle şiddetli yağışlardan sonra suyun ciddi derecede kirleniyor olması.

Malum olduğu üzere geçtiğimiz günlerde yine bölgeye ciddi derecede yağış düştü. Yüksek mahallelerde birçok kritik noktada çeşitli boyutlarda sel vakaları yaşandı. Tabi haliyle su da bu durumdan etkilendi. Su etkilenince çocuklarda etkilenmeye başladı. Bundan birkaç gün önce eş zamanlı olarak hem kendi çocuğumun hem de çevredeki birkaç çocuğun aynı şekilde bulantı, ishal, istifra gibi şikayetlerle hastaneye gittiğini gördüm şahit oldum. Şu günlerde de bu yine salgın boyutuna dönmek üzere.

Kurumsal veya sistemsel bir sorun olduğunda kurumun bunu herhangi bir duyuruya gerek duymadan kendi içinde çözmesi normal bir durum ama az önce bahsettiğim elde olmayan ve doğal nedenlerden ötürü oluşan sıkıntılarda daha şeffaf olunması gerektiği kanaatindeyim. Mesela bu 2021 yılı başlarında böyle aşırı yağış aldığımız bir dönem olmuştu. Bazı yüksek mahallelerin suları aşırı derecede kirlenmişti. Hatlardaki arıza düzeltilmiş olmasına rağmen su kalitesi iyi olmadığı için bilinçli olarak su kesintisine gidilmişti. Ben ilçe merkezi için de aynı sistemin oturtulması gerektiğini düşünüyorum. Bu gibi durumlarda su kalitesinin bozulduğu ve ilaçlamanın da yeterli gelemeyeceği yerlerde kurum bunu daha şeffaf ve kapsamlı bir şekilde duyurabilir. Hatta yine duyurusu da yapılarak su kalitesi düzelene kadar kesintiye gidilse bile ilçede hiç kimse bu durumdan şikayetçi olmaz.

Az önce de söyledim bizler yetişkin bireyler olarak etkilenmiyoruz ama bebek ve küçük yaş düzeyindeki çocuklarımız ciddi derecede risk altına giriyor. Bırakın gazetecilik kimliğimi, her şeyden önce bir baba ve çocuklarımızın sağlığını düşünen duyarlı bir vatandaş olarak çağrıda bulunuyorum. Şayet kimyasal müdahale gerektiği oranda temizlemeye yetmiyor ve çocuklar risk altına giriyorsa tereddüt etmeyin kesin suyu gitsin, düzelene kadar da şebekeye su vermeyin. Sağlıkla kalın…