Keser döner sap döner

 

7 milyon çalışanı doğrudan etkileyen Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısı 4 Aralık tarihinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk nezaretinde yapılmıştı. ikinci toplantıyı da Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonunun (TİSK) ev sahipliğinde 15 Aralık Salı günü  gerçekleştirdi. Her zaman olduğu gibi bu tür toplantılarda hemen sonuç alınamıyor. Sonunda muhtemelen hükümetin dediği olacak.

Geçmişte de aynısı olmadı mı?

3 Konfederasyon temsilcileri ne yaptı?

Bağırdı çağırdı…

Hesaplar yaptı…

Örneklerle geçim endeksini ileri sürdü.

Ve hükümet ilk teklifin azıcık üzerine çıkan kararla Asgari Ücret Tespit Komisyonu heyetinin verdiği sözde rakamı işçi konfederasyonlarına kabul ettirdi. İsterse kabul etmesinler. Hükümet ne diyor? İşverenin elinde bu kadar,  bizim elimizde de bu kadarı var. Daha fazla olsa “Dükkan senin” diyor.

Bu ne yazık ki hep böyle oldu ve böyle de olacak. Hele ki şimdi işverenlerin kendilerine gör haklı gerekçeleri de var. “Pandemi”

Öyle bir zamandayız ki, bu munzur hastalık yüzünden çalışan emekçi ağlıyor, işveren ağlıyor, yetmedi hükümet de ağlıyor…

Diyeceksiniz ki hükümet niye ağlıyor? Orası ağlama makamı mı?

Hani dedik ya, “Olsa dükkân senin!”

Oysa dükkanda her şey var da, yok!

***

Bakınız;

TÜRK-İŞ  2020 Eylül ayı araştırma sonucuna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının (açlık sınırı) 2 bin 447 lira 72 kuruş; buna yaşam maliyeti dahil değil.

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarının ise (yoksulluk sınırı) 7 bin 973 lira 2 kuruş ediyor!

Bekar bir çalışanın yaşama maliyetini ise aylık 3 bin 2 lira 55 kuruş olarak hesaplanmış. Asgari ücret genellikle bekar bir çalışan işçi değerlendirilerek pazarlık yapılıyor. Dolayısıyla asgari ücretin esasen bu orandan aşağı olmaması gerekiyor.

Bilindiği üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçi, işveren ve hükümetten beşer kişinin olduğu 15 kişilik komisyon tarafından belirleniyor. İşveren ve hükümet, çoğunluğu sağlayıp istediği gibi asgari ücret rakamını belirliyor.

Esasen TÜİK raporuna göre 1 kişinin geçimini sağlayabilmesi için ne kadar ücret alacağı belirlenebilir ama işlerine gelmiyor.

COVID-19 tedbirleri kapsamında çevrim içi düzenlenen asgari ücret toplantısının ikincisi  geçtiğimiz Salı günü Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) ev sahipliğinde yapıldı.

Beklendiği gibi genel çerçeve belirlenerek, işçi – işveren arasında arabuluculuk rolü üstlenen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ortaya konulan verilerin değerlendirilmesi noktasında üçüncü toplantı yapılması kararı alındı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu üçüncü toplantısını Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) başkanlığında 22 Aralık’ta online olarak yapacak.

***

Asgari ücrete ilişkin yapılan tartışmalara baktığımızda çok sık duyduğumuz bir talep asgari ücretin gelir vergisinden muaf olmasıdır. Ancak asgari ücretin vergiden muaf olması yeterli bir talep değildir. Yapılması gereken, tüm ücret geliri elde edenlerin gelirlerinin önemli bir kısmını vergiden muaf tutmaktır. Bunun da yolu aslında mevzuatta bellidir.

Vergi Kanunun 32. maddesinde asgari geçim indirimi(AGİ) ve bunun nasıl hesaplanacağı tanımlanmıştır.

***

Bu nedenle asgari ücretten vergi alınmasın demek aslında evli ve iki çocuklu bir çalışan açısından verimli sonuç doğurmayacak bir taleptir.

Talep edilmesi gereken iki şey olmalıdır:

1- Yüksek bir asgari ücret

2-  Tüm ücretli çalışanlara uygulanan AGİ oranının brüt asgari ücretin tamamının dikkate alınarak belirlenmesi.

Böyle yapılınca hem asgari ücret yüksek belirlenmiş olur hem de ücretli çalışanların daha yüksek bir oranda vergiden muaf tutulması sağlanmış olur. Anayasada vurgulanan sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, AGİ asgari ücretin brüt tutarı kadar olmalıdır. Tüm ücretli çalışanların, brüt asgari ücret olarak tanımlanması gereken AGİ tutarı kadar vergiden muaf olması sağlanmalıdır.

Asgari ücretten işveren vergi payını kaldırsa belki iş çözülecek. Ama olur mu öyle şey?  Dükkan neyle geçinecek?

Geçtiğimiz yıl belirlenen asgari ücret zammına yüzde 15 zam yapılmıştı.

Hadi bunu bu yıl yüzde 30 olarak net 3 bin 21 TL yapalım. İşveren ve işçiyi memnun eder mi? Bence bu ortamda eder!

Türkiye’de yaklaşık 7 bin asgari ücretli çalışıyor. Bir bu kadar da kayıtsız çalışan var. Kayıtsız çalışanı kayıt altına alamadığımız sürece bu asgari ücret sorunu devam edecek.

Dolayısıyla bu pazarlıklar geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi komisyon heyetinin aybsonunda alacağı nihai kararla taraflar kaderine razı gelecek. Başka çare var mı, yok!

Esasında seçim döneminde olsaydık mutlaka hükümet bir fedakârlık yapar bir şekilde emekçi kesimi memnun ederdi. Ancak şimdilik seçim atmosferi ufukta görülmediği için bu yıl da böyle gidecek.

Devlet kasası boş olunca hakemlik de zor yapılıyor. İşçiye “OLSA DÜKKAN SENİN” mantığı ile yaklaşan hükümete bu işçilerin de oy verirken “OLSA DÜKKAN SENİN” karşılığını vermeyeceğini kim bilebilir? Hani bir söz var ya: “KESER DÖNER SAP DÖNER GÜN GELİR HESAP DÖNER!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.